Köşe Yazarları

Hakikaten niye (‘’Havadis’te’’) yazıyorum?







 




İstanbul’daki yoğun iş ve aile sorumluluklarının yanında niye yazı yazıyorum diye etrafımdakilerin sorgulaması beni de niye yazıyorum diye düşündürdü.



1980 yılında daha lisedeyken Halkın Sesi’nde ilk siyasi içerikli yazılarım çıktığında ‘’babası yazıyor’’ diye düşünenler de olduydu. O gün yaşımdan dolayı yazdıklarımı yakıştırmayanlar vardı. Bugün de İstanbul’dan yazmama rağmen herhalde aktif siyasete girecek diye yakın çevremde yoklama çekenler çıktı. Bir şeyi severek ve tutkuyla yapmak hele hele karşılığındahiçbir şey beklemeden yapmak insanlara anlamsız geliyor. Günümüz şartlarında bir yerde haklılar da.

İşte bu duygularla niye yazıyorum diye kendimi sorgulayıp aklıma gelen sebepleriniyazarak bir yazı yazayım dedim.

xxx

Yazı yazmak, sık sık gidemesem de doğup büyüdüğüm Kıbrıs’ı bana yaklaştırıyor. Yazı yazmak için Kıbrıs’taki gündemi mümkün olduğunca yakından izlemek gerekiyor. Kıbrıs’ı ve Kıbrıs Türklerini düşündürüyor. Kıbrıs’ın dışında olsam da Kıbrıs’ı içimde tutuyor.

Mesleğim ve işim gazetecilik değil. Meşrubat sektörünün dünyadaki en büyüğü olan ‘’Kırmızıların’’Türkiye Finans Direktörüyüm. Yeri gelmişken parantez açayım. Çalıştığım firmanın geçtiğimiz aylarda KKTC’de üretime başlamasının da mimarıyım. Neyse konuyu dağıtmayalım. Kapa parantez.

İşimi 25 yıla yakındır ayni şirket yapısı içerisindebüyük bir tutkuyla yapsam da her yöneticinin karşı karşıya kaldığı kendine özgü sorumluluklarının yarattığı stresi var.

Bundan dolayı olacak kendimi tam anlamıyla yazı yazarken özgür hissediyorum. İş hayatının baskı ve sorumluluklarından bir nevi kafayı sıfırlayarak kısa bir süre de olsa başka bir dünyaya geçerek soluk alıyorum. Farkında olmadan haftada bir de olsa bunun da yazı yazmaya devam etmemde ciddi payı olduğunu düşünüyorum.

Küfür etmediğim, kişilik haklarını küçük düşürmediğim sürece istediğimi yazabileceğimi biliyorum. Belli bir yaştan sonra şarj olmak için de müthiş bir psikolojik terapi fırsatı yazı yazmak. Orta yaşlarda bu yola girmeyi düşünenlere de tavsiye ederim. Yoga yerine yazı yazın!

Aklındakini herhangi bir çıkar beklemeden yazabilme özgürlüğü çok güzel bir duygu. Maddi ve siyasi bir beklenti içerisinde olmadan düşündüğümü, inandığımı yazıyorum.

xxx

Genelde hafta sonu yazdığım için küçüklüklerinden itibaren kızım ve oğluma ‘’baba da hafta sonu ders çalışıyor’’ söylemini rol modeli olarak kullanmak için de yazı yazıyorum.

Çaktırmadan çocuklarımızı yazmaya ve okumaya da teşvikten eğitime de katkıda bulunuyorum! Bu da bu yazı yazmayı ille de devam ettirmemi isteyen ve her yazımı göndermeden önce okuyarak destek olan eşim Didem’in yorumu.

İki çocuğumuz da kendilerini Türkçe ve İngilizce yazılı ifade etmekte hakikaten becerililer. Şakayla da olsa bunun benden dolayı olduğunu öğretmenlerine söylemeleri gurur verici oluyor. 15 yaşındaki kızımDidem Seda sanatçı olmak istiyor. Bu yazıyı da onu her Cumartesi ve Pazar gün köprüyü hafta içindeişe gitmek için 5 kez geçtiğim yetmezmiş gibi getirdiğim Müjdat Gezen Sanat okulunun önündeki 4 saatlik nöbetim sırasında arabanın içinde yazıyorum.

xxx

Son olarak, aslında belki de ilk başa koymam gereken yazı yazma sebebim.

Her yazı yazanın bir süre sonra söylediği üzere, yazı yazmak bir hastalık.

Ben bu hastalığa 1980’li yılların başında lisedeyken Akay Cemal’in teşviki ve yazılarımın Halkın Sesi ve rahmetli İsmet Kotak’ın kurduğu Kıbrıs Postası gazetelerinde yayınlamasıyla yakalandım. 1990 yılına kadar aralıklarla da olsa sürdürdüm. Araya çalışma hayatı girince 19 yıl ara verdim ve 2009 yılında tekrar başladım.Haftalık yazılarımı da üç dört hafta istisna yedi yıldırilk günkü tutkuylasürdürüyorum.

xxx

Yeri gelmişken bugün 7. yılını kutlayan Havadis gazetesi için de söylenecek sözüm vardır.

Farklı görüşte olan köşe yazarlarını ayni çatı altında barındırdığından dolayıbu ailenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.Özellikle yorum farklılığını aynı çatı altında verebilmenin son derece önemli olduğunu düşünüyorum.

Farklı görüşlere açık bir platformun hem kendi içimizde yaşadığımız kutuplaşma ortamında, hem de olası bir anlaşma sonrasında Kıbrıs Türküne sağduyulu yaklaşımı kazandıracak önemli unsurlardan biri olacağını düşünüyorum. Sayfalarındaki farklı görüşleri, hatta birbirine zıt görüşleri,ayni anda yer vermesiyle de Havadis’ in bu yönde katkı yapmasını önemsiyorum.Gazetecilerin gazetesi olmasının ötesinde, basındaki rolünü de bu şekilde yorumluyorum.

Her hafta genelde Pazar günleri hem Kıbrıs hem de Türkiye’deki gelişmelerin Kıbrıs’tan gözüktüğü gibi olmadığını, ya daha farklı, ya da daha fazlası olabileceğini‘’Gör Denilen’’ iddiası ile köşemden elimden geldiğince yansıtmaya çalışıyorum. Analitik düşünce, mantık ve empatiye dayalı bir üslupla bunu yapmaya çalışıyorum.

Takdir sizlerin.
Zamanı geldiğinde de her işte olması gerektiği gibi tadında ve verimli olamayacağını başkaları hissetmeden hissedip başkalarına da fırsat vermek için ara vermek veya bırakmak lazım gelen bir görevi yaptığımın bilincinde yazmaya devam edeceğim.
Bana uzaktan da olsa katkı yapmak için fırsat verildiği için hem Havadis hem de siz okuyuculara teşekkür eder tekrar Havadis’ in 7. yılını kutluyorum. Yolumuz geniş ve açık olsun.









Başa dön tuşu