Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Devlet yönetebilmek kolay değil

Türkiye’den gelen su konusunda yaşanan tartışma bize ‘kendi kendimizi yönetebilme’ konusunda daha gidecek çok yolumuz olduğunu gösterdi.
Bir kere yönetmek, hükmetmek ciddiyet, bilgi, kararlılık ve vizyon ister.
Ne yaptığınızı, ne istediğinizi bileceksiniz.
Hedefleriniz olacak.
Ve bunlara ulaşabilmek için gerçekçi ve uygulanabilir bir yol haritanız.
Ama bizde bunlar ne gezer.
Günlük, popülist politikalar, sloganlar ve ucuz kahramanlıklarla ülkenin yarınlarını tüketmeye devam ediyoruz.
Tribünlere günü kurtarma adına şovlar yapmanın ötesine geçemiyoruz.
Ve bunun sonucunda ciddiye alınmayacak bir görünüm veriyoruz.
Muhataplarımızın bize saygı duymayacağı bir duruma kendi kendimizi düşürüyoruz.
Yazık ediyoruz.
Yönetmeye talip olunan ülkeyi saygı duyulacak bir şekilde yönetememenin sıkıntılarını yaşıyoruz.
Komplekslerden ve korkulardan kendimizi bir türlü arındıramıyoruz.
Yönetmek beceri işidir, birikim işidir.
Yönetmeye aday olanların başarı hikayeleri yazmış olmaları önemlidir.
Biz maalesef kötü yönetildik ve yönetilmeye devam ediyoruz.
Her geçen gün bir önceki günü arayacak şekilde kötü yönetiliyoruz.
Bilgiye, birikime, başarı hikayelerine önem vermemenin sonucu bu durumlara geldik.
Siyaseti ‘Ben merkezli’ şekillendirdiğimiz, ve küçük çıkar gruplarının egemenliğine teslim ettiğimiz için böyle olduk.
Her gün umutlar tüketilirken, siyaset arenası da çoraklaştırıldı. ‘Ben’ odaklı yaklaşımlarla daha iyiler uzaklaştırıldı.
Bu arada siyasettekiler tarafından yönetici olarak belirlenen kişilerin ise ne yaptıkları değil, siyasi kimliklerinin ve yakınlıklarının ne olduğu önemli oldu.
Ne kadar siyasi militanlık yaptıkları…
Ve gelinen aşamada her gün duvara vuran bir yapı oluşturduk.
Bunu birileri liderlik yaparak değiştirebilirdi.
Siyaset arenasında yer alanlar içinden bu kişi Mehmet Ali Talat olabilirdi.
Ama olmadı, olamadı…
2’inci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bugünün CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat arasında ciddi düşünce ve uygulamaya dönük yaklaşım farklılıkları var.
Hatta biraz daha geriye gidecek olursak Cumhurbaşkanı seçilmeden önceki Talat ile bugünkü Talat arasında da öyle…
Son dönemde Talat’ın yaptığı açıklamalar tutarlılıktan ve ciddiyetten çok uzak.
Siyasetten artık bir beklentisi kalmamış akil bir kişi olarak birikimlerini ülkenin daha iyi yarınlara taşınması adına cesur bir şekilde kullanması gereken Talat, siyasete yeni girmiş toy bir siyasetçi görüntüsü veriyor.
Ülkenin geleceğine dönük atılması gereken cesur adımları atmak yerine yozlaşmış siyasetin içinde kendine yer açmaya çalışıyor.
Parti içi kavga ve hesaplaşmaların bir parçası haline dönüşerek…
Keşke öyle olmasa idi.
Gelinen aşamada ülkenin doğru işler yapacak insanlara ihtiyacı var.
Ve bu her kim ya da kimler olacaksa bu ülkeyi gerçek anlamda iyi bir şekilde yönetecek adımlar atmalı. Evimizin efendisi olacağımız şekilde…
Bizi ucuz, günlük ve ülkenin yarınlarına bir şey katmayacak popülist, sloganların arkasına saklanan ama iş üretmeyen siyaset anlayışından kurtarmalı.
Ciddiyeti, ortaya koyacağı başarıları ile Kıbrıs Türküne saygı duyulacak bir yapı oluşturmalı.  
Hem de daha fazla gecikmeden.