Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ODTÜ’de ‘hocam’ demek

Biz ODTÜ’lüler arasında sarsılmaz bir dayanışma ve bağ vardır.

Birbirimizi uzun yıllar görmesek de bağlarımız hiç kopmaz.
ODTÜ’nün kapısından girdiğimiz andan itibaren başlar dayanışmamız ve hiç bitmez.
Nerede olursak olalım bir birimizle iletişimimiz devam eder.
ODTÜ Kimya Mühendisliğinden Sevgili Adnan Aydemir’le buluştuk dün.
30 yıl birbirimizi görmemiştik. Sosyal medya ve bölüm adına oluşturulan grup üzerinden iletişimimizi sürdürüyorduk.
Yatırımcı bir iş insanı ile birlikte geldi Kıbrıs’a.
Bu onun Kıbrıs’a ilk gelişi.
Gelir gelmez de ilk iş olarak hemen ODTÜ’lülerle bağlantı kurdu.
Ve ‘ODTÜ mezunu Kimya Mühendislerinin bir sonraki buluşması neden Kıbrıs’ta olmasın’ diye sordu.
Bize de organizasyon yapma görevi verdi.
“Başbakan Ömer Kalyoncu da bizim bölümden” dedi. Yapılacak organizasyonda onu da aramızda görmemiz gerektiğinin altını çizdi.
Şimdi top biz buradaki ODTÜ Kimya Mühendisliği mezunlarında.
Kolları sıvayıp bir şekilde ODTÜ Kimya Mühendisliği mezunlarını bir araya getireceğiz. Başka yolu yok.
Dedim ya, ODTÜ’nün kapsından girdiğiniz andan itibaren dayanışma ve kopmayacak bağlar kurulur. Ve tabii ki hayata bakışınız değişir.
Herkes ‘hoca’dır ODTÜ’de ODTÜ’lü için.
Çaycısı da, öğretim üyesi de, arkadaşı da…
Çünkü herkesin herkesten öğreneceği bir şey vardır. Ve herkes saygı değerdir. Sinan Cemgil hocanın önderliğinde Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslanların döneminde ODTÜ’de herkesin eşit olduğu ve birinin diğerinden üstün olmadığını göstermek, herkesin herkesten öğreneceği bir şey olduğunu vurgulamak ve herkesin bir birine saygı göstermesi için ‘Hocam’ denilmeye başlanmış. Adnan dün bunu bir kez daha anlattı.
Herkes herkese bu nedenle yıllardır ODTÜ’de ‘Hocam’ diye hitap ediyor.
30 yıl öncesine gidip geldik. Arkadaşların kulaklarını çınlattık.
Konuşurken 1970’li 80’li yılların ODTÜ’süne de bir yolculuk yaptık.
Sonra ikinci yurt, Deniz Geçmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı konuştuk.
Konuşma sırasında “neden ODTÜ ikinci yurtta Denizlerin kaldığı oda müze haline dönüştürülmüyor” diye bir soru ortaya atıldı.
Neden olmasın. Bunun için geç bile kalındı. Adnan ODTÜ’de bu konuda girişim yapacağını söyledi.
Bakalım sonucu ne olacak…
ODTÜ gerçekten zor bir okuldu.
Sizi öğrenmeye, araştırmaya, kendinizi geliştirmeye, meselelere analitik yaklaşıp sebep sonuç ilişkisi kurmaya zorlayan bir sistemi vardı.
Sınavlar genelde açık kitap yapılırdı.
Her türlü kaynak kitapla birlikte girerdiniz sınava.
Sonuçta geçenlerin sayısı çok fazla olmazdı yine de…
İyi ki böyle bir yerde okumuşum diyorum her zaman.
İyi ki okumuşum ve hem iyi bir eğitim almış hem de bitmeyen dostluklar kurmuşum.