Türkiye’nin Rus uçağını vurması bir anda dünya gündemini değiştirdi.
Gözler Türkiye’ye çevrildi.
Batılı ülke başkentleri alarma geçti.
Gazeteler manşetlerine bu konuyu taşıdı.
ABD ve NATO yaptıkları açıklamalarla Türkiye’nin yanında yer aldı.
Gelinen aşamada Rusya Türkiye’den özür beklediğini açıkladı.
Türkiye ise özür dilenecek bir durumun olmadığını bildirdi.
Aslında uzun bir zamandır Suriye-Türkiye sınırında gerginlik yaşanıyordu.
Rusya’nın bölgeye esas oyuncu olarak girmesi sonrasında dengeler değişmişti.
Bu arada Türkiye’nin sinir uçlarına basmaya dönük söylem ve eylemlerde önemli bir artış olmuştu.
Türkmenlerin hedef alındığı saldırıların artması da dikkat çekiciydi.
Sonuçta geçtiğimiz günlerdeki olay yaşandı.
Türkiye’nin sınırları bir kez daha ihlal edildi.
Türkiye de sınır ihlali yapan uçağı düşürdü.
Düşürmese olmaz mıydı?
Bu konuda farklı görüşler var.
Kimisine göre çok kısa süren bu ihlal görmezlikten gelinebilir ve diplomatik yollarla gereken uyarılarda bulunulabilirdi.
Ama zaten diplomasi sonuna kadar zorlanmış, gereken uyarılar daha önce defalarca yapılmıştı.
Bölge yeniden şekillendirilirken Türkiye de bir şekilde test ediliyordu.
Türkiye yapılanlar karşısında sessiz kaldıkça bu bir zaaf olarak değerlendiriliyordu.
Bu nedenle Türkiye yapılanlar karşısında artık daha fazla tepkisiz kalamazdı.
Kalmadı da…
Doğru olanı yaptı.
“Sınırlarıma, egemenlik haklarıma dönük saldırılar karşısında sessiz kalmayacağım” dedi.
Uçak düşürülürken verilen mesaj buydu.
Uçak olayı bir savaş nedeni olabilir miydi?
Elbette ki tüm riskler böylesi bir karar verilmesi öncesinde hesaplandı.
En küçük detaylar dahi göz önüne alınarak angajman kurallarının kararlılıkla uygulanması kararı verildi.
Bu kararın uygulamaya konulması ile birlikte doğal olarak ortam gerildi.
Ama bu arada Türkiye’ye dönük yapılmakta olan teste verilen yanıt da bir kenara not edildi.
Rusya bundan sonra ipleri biraz daha gerer ama yapılan testten çıkan yanıtı da değerlendirerek uzun vadeli politikalarını ona göre belirler.
Bunun başka yolu yok.
Türkiye ile Rusya arasında bir savaş çıkmaz.
İlişkiler gerilir, ekonomik alanda kayıplar yaşanır ve bir süre sonra herkes pozisyonunu yeniden gözden geçirir.
Türkiye sınırlarını koruma konusunda kararlılığını ortaya koymasa, daha ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalabilirdi.
Ortadoğu gelinen aşamada tam bir bataklığa dönüşmüş durumda.
Her türlü kirli oyun ve savaşın döndüğü bir arena haline geldi.
Dileyelim bir an önce silahlar sussun ve felaket daha fazla yayılmadan sonlansın.
Sonlanmazsa dünyanın işi zor.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























