Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İdeal olan ve Akıncı

Kıbrıs konusuna ilişkin olarak devam etmekte olan müzakere sürecinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın önemli bir misyonu ve rolü vardır.
Bu nedenle Cumhurbaşkanı Akıncı müzakere sürecinde kendi olmayı sürdürmelidir.
Bu çerçevede Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarına sahip çıkarak çözümü zorlamalıdır.
Akıncı göreve başladıktan sonra Rum Lider Anastasiades ile gerçekleştirdiği daha ilk görüşmelerde güven yaratıcı önlemler konusunu gündeme getirmişti.
Bu konuda uzlaşıya varıldığı açıklanmış, Türk tarafı bu çerçevede vize kağıdı uygulamasına son vermişti.
Ama Rum tarafı bugün oldu Güven Yaratıcı Önlemlerin diğer bacaklarının hayata geçmesi konusunda ortaya bir irade koyamadı.
İşi yokuşa sürüp savsaklamaya, bahane üstüne bahane üretmeye devam ediyor.
Bu da kamuoyunda müzakere sürecine olan inancı her geçen gün biraz daha sarsıyor.
Bu durum Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı da çok rahatsız ediyor.
Akıncı 15 Kasım törenleri sırasındaki konuşmasında Güven Yaratıcı Önlemler konusunda yaşananlardan rahatsızlığını şu sözlerle dile getirdi:
Kıbrıs Türk tarafı olarak üzerimize düşeni eksiksiz olarak yerine getirdiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim.
Ne var ki, örneğin cep telefonlarının iki tarafta da sorunsuz kullanılması konusunda, Rum tarafı için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.
Mustafa Akıncı’yı rahatsız eden bir diğer önemli ve kritik konu ise Rum tarafının olası bir federal çözüme bakışı konusudur.
Akıncı bu konudaki rahatsızlığını 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasındaki konuşmasında şu sözlerle ortaya koydu:
Güney Kıbrıs’ta sık sık yapılan değerlendirmelerde, iki kesimli federasyona atıf yapılırken, bunun “ideal çözüm” olmadığı “acı veren bir uzlaşma” olduğuna vurgu yapılmaktadır. Bu son derece rahatsız edici bir söylemdir. Çünkü bu söylem Rum toplumuna daha çözüme bile ulaşmadan, varılacak çözümün ideal olmayan üstelik acı veren bir durum olduğu mesajı verilmektedir.
O zaman “ideal olan ne?” sorusu gündeme gelmektedir. İdeal, Rum toplumunun egemen, Kıbrıs Türklerinin de azınlık olacağı üniter bir devlet ise, bunun mümkün olmadığı ve olamayacağı çoktan anlaşılmış olmalıdır. Eğer “ideal çözüm” olarak Rum toplumuna “üniter devlet” dolaylı da olsa bir mesaj olarak verilecekse, o takdirde Kıbrıs Türklerine de iki ayrı devletten oluşacak bir konfederasyonu ideal olarak görme hakkı tanınmış olacaktır ki bu günkü koşullarda bu seçeneğin de mümkün olmadığı bilinmektedir.
Asıl olan, mümkün olanı gerçekleştirmektir ki o da, iki kesimli iki toplumlu federasyondur. Gerçekleşmeyecek olanı ideal olarak tanımlamayı bırakıp, mümkün olanı yaşama geçirmeye yönelmek akıl işidir. Mümkün olan gerçek olandır ve toplumlarımızı bu gerçeğe hazırlamamız gerekmektedir.
Akıncı’nın konuşmasında bu uyarısı ile birlikte KKTC vurgusu yapması da Rumlara dönük önemli bir mesaj olarak not edilmelidir. Bakın Akıncı bu konuda ne dedi:
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, anlaşabildiğimiz takdirde oluşacak olan Federal Cumhuriyetin iki eşit kanadından biri olacağına göre, iç yapısal sorunlarımızı aşarak, sağlıklı bir konuma ulaşmamız, bizi gelecekte federal çatıda ve Avrupa Birliği içinde yaşayabilir ve yarışabilir kılacaktır.
Kısacası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her açıdan güçlenmesi için uğraş vermek, ayrılığı kökleştirmek anlamında değil, eşit ve güçlü bir birlikteliğe hazırlanmak demektir. Çözüm sonrasında ortaklık edeceğimiz Kıbrıs Rum tarafının da bu yalın gerçeği artık kavraması ve Kuzeyde olan her iyi gelişmeyi olumsuz bakış açısıyla değerlendirmemesi gerekmektedir.
Dileyelim Rum tarafı Akıncı’nın mesajlarını doğru okusun ve süreci baltalamak yerine çözüm odaklı bir şekilde ortaya irade koysun.