KTHY batarken çok bağırıp çağırıldı.
İsyan edildi.
Grevler yapıldı.
Koskoca kurum atılması gereken adımlar atılmadığı, alınması gereken önlemler alınmadığı için elimizden kayıp gitti.
Göz göre göre kapısına kilit vuruldu.
Zor günler yaşandı.
KTHY’nin batışı toplumsal travmaya neden oldu.
Uzun bir süre bu travma toplumda yaşandı.
Ama gelin görün ki alınması gereken dersler alınmadı.
Bugün oldu, diğer devlet kurumlarında KTHY örneğinin yaşanmaması ve yeni travmalara neden olunmaması için kimse harekete geçmedi.
“Bize bir şey olmaz, birileri bir yerlerden bulup bedelini öder ve ödemek zorundadır” anlayışı ile yola devam ediliyor.
Kurumlar çatırdıyor ama çatırdamayı duyan yok.
Verimsizlik görmezden geliniyor.
İşletme giderlerinin azaltılması, verimliliğin artırılması konusunda mesai harcayan yok.
Hükümetler gelip gidiyor ama kurumlara bakış açısı değişmiyor.
Bakış açısı derken neyi kast ettiğimizi biraz açalım.
Kurumlara günü kurtarma anlayışı ile yaklaşılıyor. Uzun vadeli bir vizyon geliştirmek suretiyle akılcı politikalar üretilip uygulamaya konulmuyor. Meseleler gerçekçi bir şekilde masaya yatırılıp çözüm aranmıyor ve popülizm yapılmaya devam ediliyor.
Kurumlar, yıllarca siyasi rant elde etme aracı olarak kullanıldı.
Siyasetçiler kurumları ekonomik aklı hiçe sayarak, pervasızca istihdam kapısı olarak kullandı.
Hiç bir kriter dikkate alınmadan seçim önceleri kurumlara istihdamlar yapıldı.
Doğrusu bunu yapanlar karşılığını da aldılar.
Ta ki deniz bitene ve gemi karaya oturtulana kadar.
Deniz bitip gemi karaya vurduktan sonra memleketteki şartlar değişti.
Kamu kaynaklarının siyasi rant aracı olarak kullanılabildiği günler geride kaldı.
Ve siyasette kriz başladı.
Azalan rant alanları ile birlikte parti içi ayrışma ve kavgalar çoğaldı.
Yıllarca ayni yolu yürüyenlerin yolları ayrıldı.
Ama kurumlara dönük bakış açısı yine de değişmedi.
Meselelere ekonomik aklı öne çıkararak bakabilme becerisini mevcut siyasi yapı içerisinde kimse göstermedi.
Bu arada kurum çalışanları da gerektiği gibi kurumlarına sahip çıkmak yerine mevcut durumu koruma ve geliştirme güdüsü ile hareket etmeye devam ediyor.
İlgili sivil toplum örgütleri de buna destek çıkıyor.
Sonuçta kurumlar her geçen gün biraz daha yok olma yolunda ilerliyor.
Özveride bulunmak, kurumları yaşatmak için ortaya vizyon koymak maalesef söz konusu değil.
“Kurumlar bizimdir ve biz yöneteceğiz” demek tek başına kurumları ayakta tutmaya yetmez.
Nasıl ki KTHY’yi ayakta tutmaya yetmedi.
Sahip çıkıp yönetmek, ekonomik aklı öne çıkarmakla ve uluslararası rekabet koşullarını dikkate alarak, gerekirse özveride bulunarak yeniden yapılanmayı sağlamakla mümkündür.
Ve tabii ki çok daha fazla çalışıp üretmekle.
Yoksa gerisi boş laftır.
Ve lafla da kimse bir yere varamaz.
KTHY örneğinde olduğu gibi…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























