Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Başarıyı yok saymak

Türkiye’de oynanan futbol karşılaşmalarını uzun bir zamandır izlemiyordum.

Bunun nedeni 2011 yılında yaşanan şike tartışmaları idi.
Fenerbahçeliyim.
Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu o yıl ortaya atılan şike iddiaları ve sonrasında yaşananlar beni bir süre futboldan soğuttu.
Ve maçları izlememe kararı almama neden oldu.
Bu yıl malum, Fenerbahçe çok flaş transferler yaptı.
Ben de “acaba bir şeyler değişti mi” diye ligin ilk haftasında oynanan karşılamalara şöyle bir baktım.
İlk değerlendirmem, ne saha içinde, ne de saha dışında çok fazla bir şeyin değişmediği yönünde…
Fenerbahçe çok flaş isimleri kadrosuna kattı ama daha takım olamadı.
Galatasaray sancılı başladı.
Beşiktaş bu yıl şampiyonluk için en büyük aday.
Trabzon yine dördüncülük için oynayacak.
Ligin ilk haftasında bence iki isim öne çıktı.
Birisi Beşiktaş’ın teknik direktörü Şenol Güneş, diğeri ise Antalyaspor’un yeni transferi Samuel Eto’o.
Samuel Eto’o ile başlayalım.
Adam yaşı ilerlese de gerçekten hala çok iyi.
Kamerunlu yıldız Başakşehir ile oynanan karşılamada bu yıl Türkiye’ye gelen yeni yabancı oyuncular arasında açık ara farklı olduğunu gösterdi.
Ama Türkiye medyasına baktığınız zaman bir iki küçük satır not dışında Samuel Eto’o’dan söz eden biri yok.
Varsa yoksa dört büyükler…
Öte yandan Türkiye’yi dünya üçüncüsü yapan Şenol Güneş Beşiktaş’ın başında diğer teknik direktörlere ilk haftada ciddi bir fark attı.
Hürriyet Gazetesi’nden Selahattin Duman’ın Türkiye Liginin ilk haftasını değerlendirdiği köşesi yazısında yazdıkları dikkatimi çekti.
Duman’ın Eto’o ve Güneş için yazdıklarından bazı bölümleri bugün sizinle paylaşmak istedim.
Duman Eto’o ile ilgili değerlendirmesinde “Samuel Eto’o cumartesi gecesi, ekran başındakilere “yıldız futbolcu” nasıl olur gösterdi… Fenerbahçe eğer bu Kamerunlu yıldızı kadrosuna katmayı akıl etseydi benim için şimdiden şampiyonun kim olduğu belliydi” diye yazdı ve medyayı şöyle eleştirdi:
İki metreden topu dürtüp gol yapan Burak’ı haftanın “Flash Gordon’u ilan eden” editörler, Eto’o denen yıldızı üç beş satırla geçiştirdiler. Maçları böyle değerlendirecekseniz, size teslim edilen onca sayfayı zayi etmeyin. Bir iki sayfayı reklam servisine geri verin, onlar kıymetini bilir.
Duman, Şenol hoca için ise Beşiktaş’ın Şenol hocanın kıymetini bildiğine işaret ederek şunları yazdı:
Milli Takımı götürdüğü Portekiz’deki şampiyonadan sıfır puan ve sıfır golle dönen “Milli Ego’nun adı” koskocaman stada verildi. Türkiye’yi dünya üçüncüsü yapan derviş tabiatlı Şenol Güneş ise yok hükmünde sayıldı.
Bu değerlendirmesi sonrasında Selahattin Duman yazısında şu ifadelere yer verdi:
Burası sıradanlığın egemen olduğu bir ülkedir. Gerçekten farklı ve başarılı olanlara “cüzzamlı” muamelesi yapılır. Yine de yok saymakla kişi yok olmaz.
Duman’ın yazdıkları bizim burası için de geçerli.
Başarının hazmedilemediği, başarılı olanların ya da başarı gösterebilme potansiyeli taşıyanların bir kenara itildiği bir yerde yaşıyoruz.
Bu konuda medyamız Türkiye medyasının doğrusu gerisinde değil.
Olmayan başarıların şişirildiği ama gerçek başarıların gizlendiği bir ülkede bir şeylerin değişmesi mümkün değil.
Madem ki bugün futbol ile başladık futbol ile bitirelim.
Türkiye’de futbola akıtılan büyük paralara rağmen bir türlü istenen uluslararası başarılar elde edilemedi.
Edirne’nin ötesinde hezimet yaşanması futbolun yazgısı oldu.
Ama Edirne’yi geçmeden medyaya ve kamuoyuna bakıldığında durum ve beklentiler çok farklıdır.
Ta ki sınır aşılına kadar.
Sınır aşılınca gerçeklerle yüzleşilip, hayal kırıklıkları yaşanıyor.
Biz ise yıllardır sınırları aşıp kendimizi hiç bir alanda sınamadığımız için kendi kurduğumuz dünyamızda kendi kendimizi kandırarak yuvarlanıp gidiyoruz.
Bir şeyler başaranları ya da başarmak için uğraşanları da anında yok ediyoruz.
Ne güzel değil mi?