BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon 2012 yılı başında liderlere gönderdiği mektupla birlikte müzakere sürecinin yol haritasını çizmişti.
Genel Sekreter Ban mektubuyla bir yandan sürecin son aşamaya girdiğini duyururken, diğer yandan da sürecin önünde var olan engelleri ortadan kaldırma yönünde adım atmıştı.
Aslında o mektupla birlikte genel sekreter süreci yeni bir boyuta taşımak istemişti.
Mektubun liderlere gönderildiği günlerde tarafların pozisyonlarına bakıldığı zaman, Türk tarafı mülkiyet ve vatandaşlıkla ilgili verileri süreç son aşamaya girmediği gerekçesi ile masaya koymayı reddederken, Rum tarafı da iç meseleler hallolmadan çok taraflı konferansın çağrılmasına karşı çıkıyordu.
Genel Sekreter Ban Ki-moon bu sıkıntıları aşmak için sürecin son aşamaya geçtiğini duyurmuştu.
Böylece iki tarafın da itirazlarını ortadan kaldırmış ve;
1. “Greentree 2” görüşmesine kadar geçecek zaman içerisinde tarafların Mülkiyet ve vatandaşlık başlığını görüşerek, masaya bu konuyla ilgili verileri koymalarını sağlayacak zemini yaratmıştı.
2. 22-24 Ocak 2012 tarihlerinde Greentree’de yapılacak olan yeni üçlü görüşmede Kıbrıs sorununun tüm konularıyla ilgili anlamlı görüşmeler yapılmasını hedeflemişti.
3. Üçlü zirvenin tamamlanmasının ardından, tarafların bu kez müzakere masasına toprak düzenlemeleriyle ilgili haritalar da koyarak; oranlar dahil, “Toprak” başlığını müzakere etmeye davet edeceği yolu açmıştı.
4. Çok taraflı bir konferans için de kapıyı aralamıştı.
Aslında o gün BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon o mektubuyla birlikte süreçte son aşamaya geçilecek şekilde yol haritasını belirlemişti.
Bu yol haritasının adı konulmamış bir de takvimi vardı.
Ban Ki-moon süreci ileriye taşıyacak çok önemli bir adım atmıştı ama olmadı.
Hedefe ulaşılamadı.
İkinci Greentree ve sonrasında istenen ve beklenen şekilde gelişmeler yaşanmadı.
Bu aşamada bunları niye yazdığımı düşüneceksiniz elbette.
Yazmamın nedeni o mektubun önemli bir belge olmasıdır.
Greentree zirvesi ve sonrasını planlayan o mektup bugün de bize yol gösterebilir.
Günün koşullarına uyarlanmak suretiyle çözüm yolunda bir yol haritası olabilir.
O günkü koşullarda mektubunda Genel Sekreter Ban ki Moon, “End Game”den söz etmişti.
“End Game” ifadesinin kullanılması da çok önemliydi.
Gelinen aşamada bence bu ifadenin kullanıldığı koşullar hala geçerlidir.
O günden bu güne değişen bir şey yoktur.
2012 başında “End Game” ifadesi sürecin son aşamaya girdiğinin açıklanması ile anlam kazanırken, son aşamanın takvimi ve unsurları ile birlikte ortaya konulmuş olması sürece ivme kazandıracak bir unsur olarak değerlendirilmişti.
Bugünkü koşullar farklı değildir.
Hatta bugün Güney Kıbrıs’ta Başkanlık koltuğunda Annan Planı sürecinde çözüm yanlısı tavır ortaya koyan Nikos Anastasiadis vardır.
Yani durum o güne kıyasla daha iyidir.
Gelinen aşamada sürecin yeniden nasıl ve nereden başlayacağı konusunda sürüp giden tartışmalar çok gereksizdir.
Süreç zaten son aşamaya gelmiş durumdadır.
Önemli olan bunun birileri tarafından hatırlatılması ve sürecin son aşamasına hızla geçilerek kapsamlı bir çözüm planı ve ardından referanduma gidilip gidilemeyeceğinin görülmesidir.
Böylece tarafların çözüm iradesinin test edilmesine olanak yaratılmasıdır.
BM Genel Sekreteri’nin 2012 başındaki mektubu bugün bize çözüm yolunda bir ışık olabilir.
Hatta yeni bir mektupla birlikte BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon sürece farklı bir ivme kazandırabilir.
“End Game” için yeni bir fırsat oluşturabilir.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























