Suriye’de kimyasal silah kullanılması sonrasında uluslararası camianın gündemi bir anda değişti.
Mısır meselesi bile gündemdeki öncelikli yerini kaybetti.
Amerika Birleşik Devletleri ve batılı ülkeler kimyasal silah kullanımını kırmızı çizgi olarak belirlemişlerdi.
Beşar Esad kimyasal silah kullanmadan yoluna devam etseydi, biz bugün yine Mısır’a odaklı bir şekilde gelişmeleri izleyecektik.
Tabii ki Suriye ve Mısır’daki gelişmeler Kıbrıs meselesine ilgiyi geriye itti.
Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları meselesi de bu aşamada çok konuşulmuyor.
Halbuki Suriye ve Mısır’daki gelişmeler yaşanmamış olsaydı eminim Kıbrıs meselesi bugün daha çok konuşulup, tartışılıyor olacaktı.
Türkiye, ABD’de John Kerry Dışişleri Bakanı olarak göreve başladığında, Amerika’dan Kıbrıs meselesinin çözümünde etkin rol oynamasını istemişti.
Ankara, ABD’den bu yönde talepte bulunmasına paralel olarak Yunanistan ile de Kıbrıs meselesini konuşmuş ve onların da meselenin çözümüne katkı koymaları gereğine vurgu yapmıştı.
Gelinen aşamada her ne kadar Suriye ve Mısır meseleleri bu kadar çok ön plana çıkmış olsa da Kıbrıs meselesine dönük ilgi sınırlı da olsa devam ediyor.
Amerika Birleşik Devletleri bir şekilde Kıbrıs meselesi ile ilgileniyor.
Yani ABD hala Kıbrıs denkleminin içerisinde yer alıyor.
Bu çerçevede özellikle Kıbrıs müzakerelerinin başlamasına dönük girişimlerde bulunan ABD, Rum Lider Nikos Anastasiadis’i müzakerelere kalındığı yerden başlanması konusunda adım atması için cesaretlendirecek girişimlerde bulunuyor.
Bu arada Türkiye’nin aralarındaki sorunları çözmek için uzun soluklu görüşmeler yaptığı Yunanistan da uzun bir aradan sonra Kıbrıs meselesini gündemine koydu.
Yunanistan meselenin içerisine çok fazla girmeden Rum liderliğini çözüm yönünde motive edecek bir pozisyon almış durumda.
Yunanistan hükümeti bu pozisyonunu alırken, bunun bir iç politika malzemesi olarak kullanılmamasına da büyük bir özen gösteriyor.
Ne yazık ki Kıbrıs meselesi hala Yunanistan’da iç politika malzemesi olarak kullanılmaya aday bir sorun.
Bu nedenle de Yunanistan’daki hükümet, Kıbrıs meselesinde çok fazla öne çıkmamaya çalışıyor.
Perdenin arkasında tüm bunlar yaşanırken Rum basınında ara anlaşmadan söz edildi.
Ancak doğruya doğru bu aşamada gündemde ara anlaşma yok.
Ya da bir başka ifade şekliyle ara anlaşma olup olamayacağını konuşmak için çok erken.
Gelinen noktada öncelik müzakerelerin ekim ayında yeniden kaldığı yerden başlaması.
Bu başladıktan sonra ise hedef Kıbrıs meselesinin bir şekilde tarihe mal edilmesi olacak.
Türk tarafı ekim ayında başlaması öngörülen müzakereler için hazırlıklarını tamamlama aşamasına geldi.
Önüne çözüm hedefini koyan Türk tarafı, bu meseleyi öyle ya da böyle artık çözmek istiyor.
Yani Türk tarafı, Kıbrıs’ta federal bir çözüme ulaşılabilecekse buna Ekim ayında başlayacak müzakerelerin sonucunda ulaşmayı, ulaşılamayacaksa da artık federal çözüm konusunu bir yana bırakıp, başka çıkış yolları arayıp bulmayı önüne hedef olarak koydu.
Özetle, Türk tarafı Kıbrıs meselesinin daha fazla Türk dış politikasını meşgul etmemesi için adım atmaya kararlı görünüyor.
Tabii ki bu noktada top Rum tarafında olacak.
Rum tarafının, Kıbrıs’ta iki tarafın da eşitliği temelinde bir federal çözüme ulaşma hedefi varsa bu kez çözüme ulaşılmaması için bir neden olmayacak.
Ama yoksa da Türk tarafını hiçbir güç daha fazla Federal bir çözüm için masada tutamayacak.
Suriye ve Mısır meseleleri çok fazla öne çıkmış olsa da bu aşamada Kıbrıs konusunda da arayışlar sürüyor.
Bu arayışların bizi nereye götüreceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.
































