Galiba şu son dönemde çıkan yasalardan en faydalısı, Siyasal Partiler Yasası’nda yapılan değişiklikti. Partiler arasında artık maskaralığa dönen gitmeler gelmeler için en azından caydırıcı bir düzenleme. Sadece parti değiştirmek değildi mesele. Değiştirirken de bir dolu pazarlıklar yapıldığı gerçeği var. Bakanlık talep edenler, adaylıkta üst sıraları kapanlar, Genel Sekreterlik alanlar, borçlarını kapattıranlar, kredi alanlar ve daha bilmediğimiz ne menfaatler….
Son günlerde DP’den istifa edenler, bu son Yasa’ya tabi.
İstifalar başladığından beri, UBP’nin bu insanlara kapıyı kapatması gerektiğini savunduk. Zira çoğunun nasıl kaçtıkları belliydi. Partiyi ve şimdiki başkanını yerin dibine sokan, ağız dolusu laflar etmişlerdi. Partinin içinde çıkarttıkları tantana da cabası. UBP bir kısmını aldı bağrına bastı. Basmamalıydı, yanlış yaptı. Ama en azından bu son dalgada dik durmalı diye düşünmekteyiz…
Şu ana kadar bu duruş var gibi. Genel Sekreter Dursun Oğuz, net konuşuyor. Bugünkü durumu, “Kendileriyle görüşmedik, bağımsız kalmaları gerek” diyerek özetledikten sonra, bir sonraki seçimde UBP kadrolarından aday olmalarının mümkün görünmediğini ifade ederek, geleceğe dair de bir niyet belirtiyor…
Umarız bu niyet, başka baskılarla değişmez. Eğer değişirse, UBP eski çalkantılı, entrikalı, suçlanan, demokrasiye bypass yapan günlerine dönecektir. Bıraktım seçmeni, kendilerine saygıları varsa, bu duruşu korurlar…
HORTUMLARI KESMEK EN BÜYÜK REFORMDUR…
Başbakan Kalyoncu, geçmiş icraatların üstüne gidiyor.
Dün Bakanlar Kurulu öncesi, Port İsbi şirketiyle yapılan sözleşmelerin iptal edileceğini söylüyordu. Gerekçesini de, Port İsbi’nin yıllardır, bölgede hiçbir faaliyet göstermemesi, temizlik girişiminde bulunmaması, ancak sözleşmede “istediği zaman temizler, istediği zaman kullanır” gibi ifadeler bulunması nedeniyle hükümetin çaresiz kalması olarak açıkladı.
Port İsbi’ye CMC bölgesinde temizleme işi, 2004-2006 CTP-DP koalisyon döneminde bizzat Serdar Denktaş’ın girişimiyle verildi. Başbakan’ın kastettiği sözleşme o zamandan kalma olsa gerek. Bizim de konuyla ilgili birden çok yazımız var. Bölge halkının, sivil toplum kuruluşlarının defalarca yaptıkları şikayetler var. Bir ara bu sözde temizlik işleri devam ederken meydana gelen gelen bir sel baskınında, bentler yıkılmış, tonlarca zehirli su tarlalara yayılmıştı.
Derken, İrsen Küçük, tam da iktidarı bırakmak üzereyken, bir şirkete bölgede maden arama izni verivermişti. Teklifin de YAGA’dan geldiği biliniyordu. Adamlar rüzgardan elektrik üretme projesiyle gelmişler, zamanın YAGA başkanı, “Boşverin, gelin size altın arama izni verelim” demiş. Tam da o dönemde, Port İsbi ile bu şirketin ortaklığı olduğu iddiaları ortaya çıkmıştı. O konu da ne oldu bilmiyoruz, altın var, bakır var, gümüş var falan diyerek girdikleri iş, nereye vardı, kimsenin haberi yok. Tek bildiğimiz CTP’nin yine DP ile ortak olduğu 2015’de, bu maden arama şirketine yeni imtiyazlar verilmiş olduğu….
Bu devletin sırtından birileri yıllar yılı nemalandı. Hala da bu işlere devam edenler var…
Reform mu, işte reform; kesin hortumlarını…
Bundan daha köklü reform olur mu..?
YERİN KULAĞI VAR
KAPILAR BİR BİR KAPANIYOR:
Partilerinden ayrılan milletvekilleriyle ilgili olarak önce Halkın Partisi, ardından da UBP geri dönüş kapılarını kapattı. UBP Genel Sekreteri Dursun Oğuz bu arkadaşların, UBP kadrolarından aday olmalarının mümkün görünmediğini söyledi. Durum böyle olunca, günlerdir konuşulan yeni bir parti iddiaları da ağırlık kazanmış oldu…
EKTİĞİNİ BİÇİYOR:
DPUG’de yaşanan yaprak dökümü aslında malumun ilanıydı. Denktaş yıllarca birlikte yürüdüğü yol arkadaşlarını, partiye sonradan gelen UG’lileri memnun etmek için yok sayar, mevki ve makamları bunlara dağıtırken, günün birinde bu silahın kendisine yöneleceğini de bilmeliydi. Dün, uğruna arkadaşlarını ilahlara kurban eden Denktaş, UG kılıcını kendi boynunda hissediyor…
ORGANİZE İŞLER:
Devlet Memurları Yardımlaşma Kooperatifi DEM-YAK kayıp para skandalı ile sarsıldı. Mağusa şubesinde tesbit edilen 1.3 milyonluk “kayıp para” ile ilgili olarak Kopperatif Şirketler Mulkayitliği olaya el koyup soruşturma başlattı. Bu gelişmeler üzerine Yönetim Kurulu başkanı Mehmet Özkardaş görevinden istifa ederken, Mağusa Şube Müdürü olan eşi Şerif Özkardaş ise görevinden alındı. Bakalım bu soruşturma nasıl sonuçlanacak. Ancak görünen o ki, ortada organize bir durum var…
MEMLEKETİN HALİ:
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bakana şantaj yapılabiliyor, devlet çalışanı kendisine emanet edilen parayı zimmetine geçirebiliyor, bir sendikaya ait kooperatifte usulsüzlük tesbit edilip olaya el konuluyor, uyuşturucu, mafyavari hesaplaşmalar hayatımızın bir parçası olmuş… Şimdi kimse çıkıp da, “ne olacak bu memleketin hali” demesin. Durum ortada….
KAÇI GERÇEK ÖĞRENCİ:
KKTC’de 12 üniversitede öğrenim gören öğrenci sayısı 85 bine ulaşmış. Çok yakın bir geçmişte 40 bin hedefinden bahsedilirken, gelinen bu rakam tahminlerin çok ötesinde. Ama acaba sağlıklı bir artış mı? Bu kadar kısa sürede 40 binden 85 bine nasıl çıktı ki? Duyduklarımız, gördüklerimiz, sağlıklı olmadığını ortaya koyuyor. Amaçları başka başka olup, öğrenci kimliği arkasına saklananlar çıkarılırsa, geriye kaç kalır acaba? 85 bin, üniversitelerin para aldığı insan sayısı, ama tamamı öğrenci değil. Şu devam mecburiyeti bir gelse de görsek bakalım kaçı gerçek öğrenci…
CEZAEVİ RAHATLAYACAK:
Uyuşturucu kullananlara “hapislik yerine tedavi” yolunu açan yasa yürürlüğe girdikten sonra halen cezaevinde bulunan yaklaşık 100 mahkumun serbest kalacağı öğrenildi. Bu kullanıcıların hapisten çıktıktan sonra nasıl ve kimler tarafında tedavi edilecekleri tam olarak netlik kazanmasa da, halen kapasitesinin üzerinde mahkum barındıran cezaevinin, yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte hayli rahatlaması bekleniyor…
ZİRVEDEKİLER
Ömer Kalyoncu: Yıllardır çevreye zehir saçan Lefke’deki CMC ile ilgili geçmişte “derme çatma” bir sözleşme yapıldığını iddia eden Başbakan Kalyoncu, yanlışlarla dolu sözleşmenin iptal edileceğini açıkladı. Kalyoncu iptalden sonra ilgili şirketin isterse mahkemeye gidebileceği yorumunda bulundu. Demek ki, istenirse yapılabiliyormuş…
DİPTEKİLER
Herkes Yerini Bilecek: Nevruz kutlamalarına katıldıkları gerekçesiyle “25 örgüt” tarafından, “terör destekçisi” ilan edilen Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a yapılanlar, en hafif tabiriyle ayıp oldu. Her konuda kendilerine pay çıkarmaya çalışan ve bu hareketleriyle de prim yapacaklarını sananlar unutmasınlar ki, bu ülkenin ne Cumhurbaşkanını, ne de Başbakanını, böylesi saçma bir iddiayla suçlamaya hakları yoktur… KKTC’nin makamlarına saygı da burada yaşayan herkesin görevi…
































