Gümrük çalışanlarının hava ve deniz limanları ile sınır kapılarında başlattığı eylem, kimlerine göre haklı, kimilerine göre ise haksız görülüyor. Güç-Sen bu eyleme, dört aydır alacakları olan fazla mesailerin hükümet tarafından ödenmemesini gerekçe göstererek gitti. Haksız mılar? Hayır… Eğer siz insanları fazladan çalıştırıyorsanız, o zaman hükümet olarak, hak ettikleri parayı ödemek zorundasınız… Sonuçta bu paralar bugün olmazsa yarın, mutlaka ödenecek. Ve bu sistem devam ettiği müddetçe bu masailer de yine yapılacak, siz de ödemeye devam edeceksiziniz…
Önemli olan bu çarpık yapıyı değiştime cesaretiniz var mı, yok mu, siz ondan haber veriniz. Çünkü bu ülkede fazla mesai, çifte maaş haline geldi…
Deniyor ki, ödenen mesailerin parasını devlet değil, tüccar ödüyor. Üstüne üstlük tüccarın fazla mesai adı altında ödediği paralardan devlet de pay alıyor. Doğrudur… Ancak devlet veya gümrükçünün, tüccardan aldığı bu paraların ceremesini sonuçta biz, yani vatandaşlar ödüyor. Çünkü tüccar fazla mesai ve diğer harcamalarını getirdiği malın üstüne koyarak kendini koruyor. Sonuçta, üç kuruşa mal olması gereken ürün veya mal, beş kuruşa mal oluyor. Yani günün sonunda hem devlet, hem de tüccar bunun faturasını bize ödetiyor…
Yıllık 80 milyona yakın ek masai ödemesi yapılyor şu veya bu nedenle. Herkes hayatından memnun. Kimse bu sistemin bozulmasını istemiyor. Devlet kazanıyor, gümrükçü kazanıyor, tüccar da kazanıyor. Kaybeden sadece vatandaş oluyor…
Gümrüğe sınavla, 25 kişi daha alınmış açılan münhal ile. 25 değil de 250 alsanız ne yazar. Bu sistemi değiştirmedikten sonra birileri, bu sistemden rant elde etmeyi sürdürecektir…
BUNUN ADI BASİRETSİZLİKTİR…
Güç-Sen’in grev olmayan ve yasal bir dayanağı bulunmayan eylemi nedeniyle, gümrük işlemleri yapılmıyor. Ülkeye giren hiçbir ürün ya da eşya için, saat 15.30’dan sonra kontrol yapılmıyor. Ercan havavalanında ise, traji komik bir olay gerçekleşti ve “tedbir” amaçlı Ercan’daki duty free’ler, polis zoruyla kapatıldı…
Kapatma gerekçesi ise tam bir komedi. Neymiş efendim, olası kaçakcılığı önleme amaçlıymış bu kapatma.
Bunu yaparken de, hem yolcular mağdur olmuş, hem de gelenlere karşı, ülkenin imajını yerlerde süründürmüşüz…
Böyle bir karar, böyle bir uygulama olamaz, hem de polis zoruyla.
Kendi basiretsizliklerinin faturasını birilerine keserek, tedbir almış mı oldular? Tam aksine, bu kararla vatandaşa eziyet ederek, eylem yapan sendikaya destek vermiş oldular.
Bu dükkanları kapatmasanız ne olacaktı söyler misiniz? İki karton sigara yerine, üç, bilemedin dört karton sigara veya içki geçirecekti beraberinde. Ama diğer taraftan elini kolunu sallayarak valizler dolusu eşyayı gümrüksüz ülkeye sokanlar? Bu aciz değil de nedir?
Hani bir laf var, “başını kapattı ama, bilmem nesi meydanda diye”, işte Ercan’daki olay, tam da böyle…
Sonra bir ticari faaliyeti, kendi sorumluluğu olmadan nasıl sonlandırabilirsiniz ki? Belki genel güvenlikle ilgili bir konu olsa olur. Ama burada öyle bir durum yok.
Yapın şu vardiya işini. Çıkış yolu budur. Çıkara teslim olmayın. Elinizdeki yetkiyi kullanın. Cesur olun…
YERİN KULAĞI VAR
YA BİZDEKİLER:
Rum lider Nikos Anastasiadis, çözüm konusunda sarf edilen çabalarda, amacının, Annan Planı’nı kabul edenlerin değil, buna “hayır” diyenlerin memnun edilmesi olduğunu ifade etmiş. Onları memnun etmenin tek yolu, Annan Planı’ndan çok daha fazla taviz koparmak olur. İyi de, bu iş tek taraflı olmayacağına göre, bizim taraftaki “hayır”cıları nasıl memnun etmeyi düşünüyorsunuz. Zira görünen o ki, 2004’e oranla sayıları hızla artıyor.
HÜKÜMET NE YAPACAK, GÖRECEĞİZ:
Statükonun bekçisi lafına çok bozulanlar var. Ama öyle… Çarpıklıktan nemalanan, düzeltilmesine şiddetle karşı. İşte Kooperatif Merkez Bankası çalışanlarının çifte maaş konusu. Önceki akşam Meclis Başkanı Sibel Siber bir tv programında anlattı. Uygulama her haliyle yasa dışı. Başsavcılık’tan aldığı görüşü hükümete iletmiş Sayın Siber. Şimdi hükümetin önünde iki yol var, ya çarpıklığa dur diyecek, ya da bu yasa dışılığa yasal kılıf uyduracak. Şimdiden uyaralım ki, eğer bu ikincisini yaparlarsa, adalet bir kez daha çiğnenmiş olacak, popülizme boyun eğilmiş olacak. Hem de adaleti çiğneme pahasına…
NİHAYET:
Aylardır su konusunda yaşanan tartışmalar sonunda bitiyor. KKTC hükümetinin suyun yönetimi konusunda, geçtiğimiz hafta Türkiye’ye gönderdiği öneriler, büyük ölçüde kabul görmüş. Yani tarafların anlaşması an meselesi. Bu öneriler konusunda CTP Parti Meclisi’nin onayı alındı mı bilemem ama, inşallah yarın yeni bir kriz çıkartmazlar…
İNANMAYIN:
Daha birkaç ay önce, “ülkede domuz gribi tehlikesi yok, panik yaratmayın” diyenler, dördüncü ölümden sonra ne diyecekler çok merak ediyorum. Bu arada şimdi de, “KKTC’de Zika virüsü riski yok” diyorlar ya, gel de inan şimdi…
BATIK GEMİ KURTULUYOR:
Nereye elimizi atsak dökülüyor. Eski eserler, yıkılmaya terkedilmiş durumda. Sosyal medya olmasa haberimiz bile olmadan yıkılıp gidecekler. En çok korumamız gerekenlerden biri Girne Kalesi içindeki batık gemi… Örneğin Stockholm’deki dev batık gemi Wasa, ülkenin en çok ziyaret edilen, para basan bir müzesi. Bizimkine girmeye korkar insan. Şükür ki, AB ve UNDP geminin bulunduğu galeriyi, birlikte yeniliyorlar. Bizim yerimize…
RÜYA TANER, EN ÜNLÜ 8 PİYANİSTTEN BİRİ:
Türkan’la sevindik, hep birlikte aynı duyguları paylaştık. Ama bir süre sonra unutacağız… Değerlerinin kıymetini bilen insanlar değiliz. Geçtiğimiz akşam Paris’te UNESCO Merkezi’nde, Suriye’de tarihi miras değerinde olan Palmira kentinin, teröristlerce yıkımına dikkat çekme amaçlı bir konser düzenlendi. Konser’de çalan dünyaca ünlü 8 piyanistten biri, Rüya Taner’di. Ülkemiz için ciddi bir tanıtım fırsatıydı ama bizim korkarım haberimiz yoktu…
ZİRVEDEKİLER
STÖ’lerle Hazırlanan Çevre Yasası: Bir Çevre Yasamız vardı, ama kah uygulanmadığından, kah yetersiz kaldığından, çevreyle ilgili sivil toplum örgütleri hükümetlere yönelik sürekli eleştiri yapmakta, eksikleri söylemekteydiler. Yeni bir Çevre Yasası hazırlanmış ve tanıdık, bildik tüm çevre örgütleri de katkı koymuşlar. Müthiş bir iş olmuş. Buraya kadar çok güzel… Şimdi Bakanlık o Yasa’da kendine verilen görevleri eksiksiz bir tamam uygulamaya başlamalı. Esas sorun orada çünkü…
DİPTEKİLER
HP Kriterleri: Hayat pahalılığı Ocak ayında binde 47 olarak gerçekleşmiş. DPÖ’nün gerçek rakamlara ulaşması yine hayal olarak kaldı. Bu kez başka bir kalem dikkatimi çekti. Benim bildiğim hayat pahalılığı, temel tüketim maddelerine bakarak saptanır. Ama meğer bunların arasında piyango biletleri de varmış. TC Milli Piyango’su %50, KKTC Devlet Piyangosu %26.67 zamlanmış. Salatalık, çarliston biber ve piyango…
“Rüya Taner Paris’te UNESCO konserinde”
































