Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GÜNEYDEKİ MALLAR; ALA UNA, ALA TRE…

Bundan on gün kadar önce bu köşede, Rum Yönetimi’nin, Güney’de kalan Türk malları için yeni bir planı 3 ay içinde yürürlüğe koyacağı haberini yorumlamıştım…
O haberde, malları devletten düşük ücretle kiralayanların, fahiş kiralarla başkalarına devrettikleri belirtiliyordu. Hükümetin de önce bir envanter çıkaracağı, kiraları rayiç değerlere yükselteceği kaydediliyordu…
Biz de bu haberi yorumlarken, bizim elimizde Güney’deki malların son durumuna dair bir envanter var mıdır diye sormuştuk…
Dün de, Rum Yönetimi’nin bu planı çerçevesinde ortayan çıkan bir başka bilgiyi paylaşmıştık. O da, aynı malların el değiştirmesiyle ilgiliydi. Bu envanter konusunu yineledik.
Dün bu bağlamda, iskan işlerinin bağlı olduğu İçişleri Bakanı  Asım Akansoy’la görüştük. Bakan Akansoy, büyük bir içtenlikle, böyle bir envanterin ellerinde olmadığını söyledi, ancak bizimle aynı görüşü paylaştığını ve bu çalışmanın gereğine inandığını belirtti…
Neden bu konuya kafamı taktım, onu da söyleyim. Benim derdim, KKTC’yi enayi yerine koyup, köşe dönenlerledir…
Bakın, önceki gün Rum basınında yer alan habere göre Kıbrıslı Türkler, ellerindeki malları Rumlara sattıktan sonra, o mallar genelde 4 misline başkalarına satılıyor. Yani bizden piyasa değerinin çok altında fiyatlara alıyor ve fahiş fiyatlarla, anında el değiştiriyorlar…
Mesela bir tanesi, Limasol’da. Vatandaş 468 bin Euro’ya bir Rum’a satmış,  bir yıl sonra o Rum, aynı arsayı bir şirkete tam 3 milyon euro’ya devretmiş. Haberde, Rum makamlarının pafta, parsel numaralarıyla açıkladığı başka örnekler de var. Hatta çok daha fahiş fiyatlarla el değiştirenler de mevcut…
Pafta parseller neden önemli, KKTC makamlarının, ellerindeki feragatnamelerden kontrol edebilmeleri için önemli…
Öyleleri var ki, adam 1974 sonrası, Güney’deki malından feragat etmiş, burada karşılığını almış, buna rağmen gitmiş Güney’deki satmış. Hatta, Kuzey’dekini de satmış olanlar bile var…
Bundan 2 yıl önce Rum İçişleri Bakanlığı ellerinde, Kıbrıs Türklerinin, Güney’deki mallarını satmak için yaptığı 23 ayrı başvuru bulunduğunu açıklamıştı. Rum Yönetimi satışlara belli kıstaslarla izin vermekteydi. Ancak son haberden anladığımız kadarıyla, Rum  İçişleri Bakanlığı çalışanlarından iki kişi, sahte belgelerle satışları onaylamışlar, şimdi bunun için soruşturma başlatılmış.
İşte KKTC devleti de, devletliğini burada gösterecek. Devlet resmen enayi yerine konmuş oluyor… Bu işi yapan İskan Yasası’na aykırı suç işlemiş oluyor. Bunun bir yaptırımı yok mu, cezası yok mu? Haydi onu geçtim, en azından feragat ettiği malın elinden alınması gerekmez mi..?
E, olmaz, yapamazsınız. Çünkü siz yıllar yılı Güney’deki malları yok saydınız, bu gibilerin yolsuzluklarına göz yumdunuz, takip etmediniz. Zaten isteseniz de yapamazsınız, elinizde bilgi yok.
Sadece dünkü haberde, 5 çarpıcı örnek vardı. Bunların peşine düşerek işe başlanabilir. Ama iş orada kalamaz. Takip edilmeli…
Anlaşılan Rumlar bu yeni planla tam olarak son durumu ortaya çıkaracaklar. İşte bahsettiğimiz o envanter, bizzat Cumhurbaşkanı tarafından Anastasiadis’ten istenmeli. Gerekirse, Kuzey’de el değiştirenlerin durumu da Güney’e verilebilmeli. Bunun iki taraf için de önemi büyük. Ortada milyonların döndüğü haksız kazançlar var. Yanlarına bırakılmamalı. Hatta bence eğer vatan hainliği diye bir şey varsa, işte bu vatan hainliğidir. Çünkü mal eğer feragat edilmiş bir malsa, sahibi devlettir ve bu arkadaşlar sonuçta devlete ait malı satıyor.
Diğer yandan, yarın bir anlaşma olursa, tazminatlar, mal mülk meseleleri halledilirken, bunların da bir tamam bilinmesi şart…
Ben Bakan Akansoy’u inançlı gördüm. Umarım olaya devlet politikası olarak bakarlar, üstüne giderler, adaleti sağlarlar ve toplum vicdanını rahatlatırlar… 

 

YERİN KULAĞI VAR                                                                                                                                                 ACELESİ YOK:
Kuzey, 2016 Mart’ında bir referandum için tüm şartları zorlarken, Güney’in öyle bir kaygısı yok gibi. Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, “Bazılarının Kıbrıs sorununun Mart ayına kadar çözülebileceği şeklindeki değerlendirmelerinin aşırı iyimser olduğunu ve hiç kimseyle bir takvim konusunda anlaşma bulunmadığını” söyledi. Acaba yine dereyi görmeden paçaları mı sıvadık…? Yoksa Anastasiadis’in mesajı, apar topar bir anlaşma metni çıkartmaya çalışanlara mı?

YÖNET O ZAMAN:
Her fırsatta “bu memleket bizim biz yöneteceğiz” diyen sendikalar, iş paraya geldi mi sınır tanımıyorlar. Önceleri “maaşımızın %60’na razıyız” diyen, “asgari ücretin 2 bin TL olması için özeveriye hazır olduklarını” söyleyenlerin, “para yoksa bulacan canım, bulamazsan gidecen canım, biz isteriz, git TC’den bul getir” sözleri “yönetme” konusunda ne kadar ciddi olduklarının kanıtıdır sanırım…

BAKANLIK ONAYINA TABİ:
Mağusa Belediyesi’nin borcu borçla kapatma girişimini bizler, batış olarak niteliyoruz. Çünkü benzer bir çok örneği yaşadık. Tamam, borçsuz belediye olmaz ama ortada bir yatırım olsa, canımız yanmayacak. Mağusa insiyatifi takip etmiş, Arter, seçim dönemi yaptığı 29 proje vaadinden hiç birini yapmamış, ama giderler artmış. Nasıl? Tabii ki istihdamla. Arter’in Belediye Meclisi’ne onaylattığı kredinin İçişleri Bakanlığı’nca onaylanması gerekiyor. CTP, zamanında Cemal Bulutoğluları’nın borçlanmasına onay verdiği için yerden yere vurduğu UBP hükümetlerinin durumuna düşecek mi, göreceğiz…

YERSENİZ:
Anastasiadis’in kılıfı ilginç. Rus askeri uçaklarına üs verilmesi konusu “insani yardım” konusuymuş. Nakil işlemleriymiş. Askeri jetler, ağır silahlarla donanmış denizaltılar, savaş gemileri, üstelik Suriye’yi bombaladıktan sonra Kıbrıs’a geldikleri herkesçe biliniyor, ama sözde “insani yardım”… Kendisi de yaptığının Garanti ve İttifak Anlaşmalarına aykırı olduğunu biliyor, onun için kıvırıyor. Öyle de, benim anlamadığım, AB’si, ABD’si buna nasıl göz yumuyor..?

KRİZ SÜRÜYOR:
UBP ile Cumhurbaşkanı Akıncı arasındaki kriz, artarak sürüyor. UBP’nin, turizm müsteşarlığı görevinden istifa eden Şahap Aşıkoğlu’nun yerine, atamak istediği Kemal Deniz Dana’nın atanmasına onay vermeyerek şimşekleri üstüne çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, şimdi de Özgürgün’ün, “gerekirse görüşmecilik görevinden alırız” sözleri, ikili arasında yeni bir krize neden oldu… Sanki özellikle sürdürülen “kontrollu bir gerginlik” mi var?

KİM GİDECEK: 
Yeni yıla ünlü sanatçılarla girmek isteyenlerin, adeta bir servet ödemesi gerekecek. Örneğin Tarkan’la yeni yıla girmek isteyenler, 5.550 TL ödeyecek. Yok eğer, gece de konaklamak isterseniz, ödeyeceğiniz miktar 7.000-21.000 TL’ymiş. Nerdeyse asgari ücretli birisinin 6 aylık maaşını bir gecede harcası demek…. Diğerlerinin de birbirinden farkı yok.

ZİRVEDEKİLER
Ergün Serdaroğlu: “Görüşmecilik yetkisini Meclis verdi, gerekirse alır” diyen UBP Genel Başkanı Özgürgün’e yanıt, kendi milletvekilinden geldi. UBP milletvekili Ergün Serdaroğlu: “Politik istismar yapılıyor. Cumhurbaşkanı bilgilendiriyor. Biz hem okuyor hem de gidip bilgi alıyoruz. Tutanaklar geliyor merak eden okur…” diyor. Nasıl iş?

DİPTEKİLER
Şener Elcil: Maliye Bakanı Birikim Özgür’ün geçirdiği bisiklet kazasını, miting konuşmasında alay konusu yaptı. Ama baltayı taşa vurdu. sayesinde yaptıkları sendikacılık, ilk kez bu kadar şiddetle tartışılmaya başlandı. Önceki günden beri, toplumun her kesiminden insanlar tepkilerini açıkça dile getiriyorlar. Sanırım Elcil’i yıllardır seçmeye devam edenler, hatta mitingde o sözleri kahkahalarla destekleyenler de bu çirkinliğe ortaktır. Bir öğretmen çocuğu olarak, keşke bugünleri görmeseydik diyorum ve bu ülkede sendika ağalığının artık ciddi ciddi tartışılmasını istiyorum.