Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

TURİZMİ BÖYLE Mİ GELİŞTİRECEĞİZ

Turizm Bakanlığı, 5 yıllık bir plan yapmış. Bütçesini belirlemiş, yatak sayısını, yabancı gecelemelerini arttıracakmış. Turizmi çeşitlendirmekten de bahsediyorlar. Yani eko turizm, kültür turizmi, sağlık turizmi, özel ilgi turizmi gibi…

Bir kere herhangi bir turist bir ülkeye gitmeden önce, gezip görülebilecek yerlerin listesini yapar. Biraz aydınsa, kitaplar karıştırır, ya da tarihine göz atar. Kıbrıs adası da bir çok medeniyete ev sahipliği yaptığından, zengindir. Bu zenginliği, ellerinde yabancı ülkelerde basılmış broşürlerle gezer insanlar.
Şimdi, 25 Haziran-11 Temmuz arasında, Lambousa Krallığı, Pişmiş Toprak Sempozyumu yapılıyor. GAÜ’nün sponsorluğunda, geçtiğimiz yıllarda uluslararası sanatçılarla birlikte, adanın eski eserlerinin bire bir kopyalarını yapan Rauf Ersenal öncülüğünde… Harika bir faaliyet. Bir duyarlılık örneği…
Adı Lambousa Krallığı olunca, insanlar yerini de görecekler şüphesiz. Peki ama o tarihi krallık şimdi ne halde..?
5000 yıl önce Fenikeliler tarafından Lapta bölgesinde kurulmuş bir krallık Lambousa. “Parlayan Şehir” anlamına geliyor. Bizans döneminde yeni yapılar eklenmiş. Özellikle sahildeki balık havuzları dikkat çekici. Ama artık parlamıyor. Bundan sonra, olsa olsa adı yaşatılabilir. Zira pislik içinde ve bakımsızlıktan yok olmak üzere…
Dedik ya Turizm Bakanlığımız var, Çevre Dairemiz, eski Eserler Dairemiz var. Oralarda bu mirası korumakla görevli onlarca da eğitimli insan var. Ama koskoca bir antik kent, hepsinin gözü önünde yokolmuş.
Buradan, bir gönüllü gruba geçmek istiyorum. Anafartalar Lisesi öğretmenlerinden Oya Kutsal’ın bir kaç yıl önce oluşturduğu “Tarihi Eserlerimize Sahip Çıkıyoruz” insiyatifi, işi o kültürleri korumak olanların yapmadıkları işlere dikkat çekiyor. Tam da sivil toplumun bir baskı grubu…
Sadece interneti değil, basının her çeşidini kullanıyorlar. Müthiş bir duyarlılığa sahipler ve kamuoyunda da o duyarlılığı çok güzel yaratıyorlar. Örneğin, Tanti’nin Hamamı’nı Kurtaralım Projesi de onların. Başlangıçta en azından şimdilik, hamamın, Girne Kalesi’nin, Girne Güzel sanatlar Müzesi’nin temizlenmesini sağladılar. Daha bir çok projeleri var. 19 yıldır restore edilecek diye ambarda saklanan Mağusa’daki Deniz Kapısı, Bufavento Kalesi’nin korkunç hali…
Lambousa Krallığı kalıntılarına gittiler bir kaç hafta önce. Gördüklerini de sosyal medyadan paylaştılar. binlerce yıllık mozaiklerin üzerinden araçlar geçiyor. Toprak kaymaları, kalıntıları hızla denize taşıyor. Onu da geçtim; çöplük, pislik içinde metruk bir yer. Oranın tarihi bir kent olduğunu anlamak mümkün değil…
Şimdi, bugünden itibaren 6 ay sonra o büyük mirasla ilgili bir sempozumu yapılacak. O insanlara ne göstereceğiz? Tarihi dünya mirasına sahip çıkmadığımızı nasıl anlatacağız. Bu kadar mı geri, bu kadar mı sorumsuzuz. Onlar da demeyecekler mi, “siz o tarihi eserin gerçeğine sahip çıkamamışsınız, şimdi sempozyum yapıyorsunuz” diye… Utanç verici… Acilen temizlenmeli, etrafı tellenmeli, belki bir koruma, bir bekçi…
Ülkenin turizmden elde ettiği kazanç artsın isteniyorsa, işe önce turistik değerlere gereken önemi vermekten başlanmalı…
Denizi, kumu, casinoyu satmak kolay. Ama iş bunlarla bitmiyor. Ya da Londra’da otobüslerin üstüne binlerce sterline reklam vermekle…
Açıklanan rakamlara baktım, son yıllarda sayısı artan turist türü, küçük otellerde kalan yabancılar. İşte onlar, kültür turizmi için gelenler. Onlara hitap etmek öncelik olmalı. Bunun için de temel hastalığımız olan umursuzluktan vazgeçmek, çaba göstermek, temizlemek, restore etmek, tanıtmak gerekiyor.
Zor değil mi..?

 

YERİN KULAĞI VAR
MAĞUSA DAMGASI:

UBP’de yapılan Genel Sekreterlik ve MYK üyeliklerine Mağusa bölgesi damga vurdu. Hem Genel Sekreter, hem de 18 vekili temsilen MYK’ya seçilen Erdal Özcenk de Mağusa bölgesinden. Yeni seçilen 3 MYK üyesi ve Belediye Başkanları kontenjanından Beyarmudu Belediye Başkanı İlker Edip de bölgeden olunca, ağırlık otomatikman Mağusalılara geçmiş oldu…

AYNI KİTABI OKUMUYORLAR:
Müzakerelerle ilgili olarak her iki toplum liderinin kendi vatandaşlarına farklı şeyler söylediğini iddia eden DPUG Genel Başkanı Serdar Denktaş, bu ikilemin ise,“sadece halkın değil, iki halkın temsilcisinin okumakta olduğu kitabın aynı olmadığını gösterdiğini” belirtti. Denktaş haksız da değil hani. Biz, yeni bir devletten bahsederken, Anastasiadis “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin şekil değiştireceğini” söylüyor…

KAOSA OYNAMAK MI:
Şener Elcil bir bomba attı ortaya; “Maaşlar traşlanacak, emeklilik hesaplamaları değişecek, mevduat hesapları traşlanacak”… İddiası bu. Baktım, Güney Kıbrıs’ta kriz sırasında alınan önlemlerin kopyası. Kaynağı ne, belli değil. Ama ne önemi var, toplumda kaos yaratmaya müsait iddialar. Maaşlar konusu neyse de, vatandaş mevduatların traşlanacağı iddiasını ciddiye alırsa, neler olur düşünebiliyor musunuz?  Elcil’in iddiasının üstünden saatler geçti, hükümetten bir yanıt gelmedi. Ciddiye almayıp, geçiştirmeyi düşünüyorlarsa yanılırlar. Acilen tatmin edici bir yanıt verilmeli…

KOMİK:
Okuyunca çok güldüm. Güney Kıbrıs’ın havalimanlarının işletmesi Hermes şirketinde. Ancak Rum Yönetimi’nde siyasi hırslar, ekonomik aklın önünde gittiği için, adanın tümünü sözleşmeye katmışlar. Tabii Kuzey’de kendi kontrollerinde olmayan Ercan da var. Hermes’in oraya girmesi imkansız. Öyle olunca da, Hermes,  Rum Yönetimi’nden 2006-2013 yılları için 40 milyon Euro  tazminat almış. Hiç şikayet etmesinler, adanın Kuzey’inde hükümran olmadıklarını lütfen bir zahmet kabul etsinler…

BİZİ DE ETKİLEDİ:
Türkiye ile Rusya arasında yaşanan uçak düşürme krizi, sonunda bizi de vurdu. Başta Ruslar ve Almanlar olmak üzere yabancı turistlerin KKTC’ye gelişlerini askıya aldığı ve otel rezervasyonlarını iptal ettiği öğrenildi. Özellikle de son yıllarda, büyük artış gösteren Rus turistlerin kriz nedeniyle Güney Kıbrıs’a yöneldikleri iddia ediliyor… Ne talihsiz insanlarız. Hiç alakamız olmasa da her zaman zararını biz görüyoruz.

VAHŞETİN SORUMLUSU YAKALANDI:
Sosyal medya ve bazı gazetelerde yayınlanmasıyla birlikte toplumda büyük bir infiale neden olan “asılmış köpek” fotoğrafının müsebbibi bulunmuş. Söz konusu şahış, köpeği tavuklarına saldırdığı için astığını söyledi. Bu vahşetin cezası ise en çok 4 asgari ücret veya 6 aya kadar hapisliktir. Bakalım günlerce konuşulan bu vahşete mahkememiz nasıl bir ceza uygulayacak…

 

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Çakıcı: “Toplum ekonomik olarak da bir darboğazdan geçiyor. Döviz artışı var, inşaatların durmasıyla beraber de insanlarda ekonomik çöküş başladı, işyerleri kapandı, işsizlik artı. Üniversiteden mezun olduğu alanda kendi mesleğini yapamaya bir sürü insan var. Bunlar politik sorunlarla da birleşince; düzgün bir kamu yönetiminin olmayışı insanları etkiliyor. Kıbrıs sorunundaki belirsizlik ve çözümsüzlük de gelecek endişesini getiriyor. Tüm bunlar, toplumda bireyleri mutsuz ve huzursuz yapıyor…”.

DİPTEKİLER
El-Sen: Allah Allah aklım almadı. Vatandaşa karşı Kıb-Tek’in avukatlığını üstlenen El-Sen, şimdi iş kendi alacaklarına gelince, külahları değişmiş, süresiz grev uyarısı yapıyor. Konu, toplu sözleşme. Hatta diyor ki “İş çalışana geldiğinde, bildiğini okuma hakkını kimseye vermeyeceğiz”… Şimdi öyle mi oldu? Yönetim kafasına göre zam kararı alırken, kafasına göre ihaleler yaparken sorun yoktu. İş çalışana gelince kıyamet koptu. Zaten Kurum’un içinde bulunduğu durumun başlıca sebebi çalışanların yıllar içinde elde ettiği adaletsiz menfaatler değil miydi..?