Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Rumlar malları birbirlerine satıyor…

Mülkiyet konusu, bu kez müzakerelerin geleceğini belirleyen tek unsur olacak.

İnsanlar Annan Planı’ndan farklı olarak temkinli, endişeli.
Yeterli bilgi ve güvence verilmediği için de kulaktan dolma söylentiler, endişeleri kat kat arttırıyor. Rum basınının kışkırtıcı haberleri de üstüne tuz biber ekiyor.
Ancak yadsınamayacak gelişmeler de var. “Çözüm karşıtı” olarak nitelenmeyi reddeden biri olmam; bu gelişmeleri objektif bir biçimde görmemi engellemiyor…
Son zamanlarda hepimiz kulaktan kulağa duyduk ama pek ihtimal vermemiştik. Güney Kıbrıs’ta yayınlanan Cyprus Mail 17 Ağustos sayısında dökümleriyle birlikte yayınladı.
Mesele, Rumların Kuzey’deki mallarını birbirlerine satma meselesi…
Ocak 2014’ten, Mayıs 2015’e kadar 124 parça mal, elden ele geçmiş…
Bu 124 parça maldan, sadece 9 tanesi Rum Tapu Dairesi’nden değerlendirme almış, diğerlerinin değerleri, alıcı-satıcı arasında kararlaştırılmış.
Cyprus Mail diyor ki, alım-satım değerleri, KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’nun biçtiği değerin üstünde, ancak Güney’deki mülklere göre yüzde 50 daha ucuzmuş.
Alıcıların ciddi bir bölümü, inşaat şirketleriymiş.
Dipkarpaz’dan, Kuzey ve Güney Mesarya’ya, Lefkoşa’dan Girne’ye ve Mağusa’ya kadar uzanan köy listeleri var. Bunların tümünde Rumlar mallarını yine Rumlara satmışlar.
Karpaz’da 55,246 metrekare el değiştirmiş. Lefkoşa’da 46 mülk satılmış, 26 tane de takas edilmiş. Girne’de 28, Mağusa’da 22 mal satılmış.
Dikkat ettim, el değiştiren malların çoğu sınır bölgelerinde değil. İç kısımlarda. Hani sınır düzenlemesiyle gidecek olan yerler değil.
Peki ama bu ilginin sebebi ne?
Birincisi, Rum İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, bunun çözüm sonrasında, alınacak tazminatın bedelini arttırmaya yönelik olduğunu reddetmiş ve “Elimizde bu yönde bir kanıt yok” demiş. Hatta mülklerin değerinin, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun biçtiği değerden de çok farklı olmadığını iddia etmiş.
İkinci olarak da, Rum Bakanlar Kurulu, Kuzey’deki malların satışından, masrafı alınmamasını karara bağlamış…
Bu iki örnek, Rum Yönetimi’nin bu işi teşvik ettiğini gösteriyor.
Hatta haberin Cyprus Mail’de yayınlanması da, ayrıca reklam mahiyetinde bence…
Yani işin özeti, Rum müsteşar ne kadar aksini iddia ederse etsin, yarın tazminat konusu gündeme geldiğinde, bu satışların bir rolü olacak. Bir anlamda spekülatif bir durum. Özellikle alıcıların önemli bir kısmının inşaat şirketleri olduğu düşünülürse…
Rum Yönetimi’nin bunu teşvik etmesinin esas nedeni de, Rumların Kuzey’deki malları için Mal Tazmin Komisyonu’na başvurmalarının önünü kesmek. Toprak ve malların Türkleştirilmesini önlemek. Bunu bilinçli olarak yaptıklarını düşünüyorum.
Rumların Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuruları, dikkat ederseniz Güney’deki ekonomik krizle birlikte oldukça artmış durumda. Şimdi deniyor ki, “TMK’ya başvurup, mallarınızı Kıbrıs Türklerine devretmek yerine, bize satın, bakın biz de onların verdiği fiyatı veriyoruz. Böylece toplum olarak mallarımızı elden çıkartmış olmayalım”…
Durum budur…
Merak ettiğim, acaba el değiştiren malları bugün ellerinde tutanların bundan haberi var mıdır..?
Haberleri olduğunda endişelenmeyecekler midir?..
Şurası çok açık ki, elinde mal tutanları ve endişe duyanları “çözüm karşıtı” olarak damgalayıp, susturmanın zamanı geçti. Devir o devir değil…
Diğer taraftan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bile evler konusunda son kullanıcıyı hak sahibi yaptığı bir durumda, “derogasyonlar kalıcı olamaz” diyenleri de anlamakta zorluk çekiyorum…

YERİN KULAĞI VAR

O ZAMAN DEĞİŞTİRİN:
Başbakan Ömer Kalyoncu, asgari ücrete yapılan artış için, “Bana, ‘55 TL’yi içinize sindirdiniz mi?’ diye soru sorulduğunda zoruma gider. Çünkü tabii ki yeterli değil” şeklinde konuştu. O zaman sepet mi, köfün mü değişecek, bir an önce onu değiştirmeye bakın, o zaman sizin de bizim de içimize siner yaptıklarınız…

5 STERLİN DAHA AZ:
Başbakan, asgari ücrete yapılan 55 liralık artışla, reel bir artış verildiğini söyledi. Reel artış, hayat pahalılığının üstünde demektir… Oysa vatandaş hesaplamış. Eylül 2014’te asgari ücret 387 sterlin ediyormuş, şimdi ise 382 sterlin. Yani baştan 5 sterlin kayıp… Bunun neresi reel?..

MEVCUDU UYGULASINLAR, YETER:
Reform kelimesini duyduğumda, tüylerim diken diken olurdu zaten. Hep aklıma Turgay Avcı’nın ÖRP’si gelirdi. Bu kez kelimeye takılmayalım dedik ama reformdan kastın sadece yasal düzenlemeler olduğunu gördük. Oysa bizim ihtiyacımız mevcut yasaların uygulanması. Kaçağın önlenmesi, devletin kaçak ekonomi nedeniyle uğradığı gelir kaybının önlenmesi. Yani kısaca, denetim… Verginin yüzde 60’ı alınamıyorsa, hangi yasayı değiştirirseniz değiştirin, sonuç değişmez… Bu denetim sağlansa, gelir de adil bir şekilde paylaşılsa, zaten sorun kalmayacak.

MUTLAKA BİR ŞEY OLMALI:
Dövizdeki anormal ve bize bağlı olmayan astronomik artışlar nedeniyle zora düşen vatandaşlarla ilgili olarak, “Elimizde çok fazla bir şey olmadığını söylemek isterim” değerlendirmesini yapan Başbakan Kalyoncu haklı olabilir ama böyle devam etmesi halinde toplumsal ve ekonomik bir travmanın yaşanması kaçınılmaz olacak. Vatandaşı rahatlatacak bazı formüller mutlaka vardır, önemli olan niyet etmek ki ben, Kalyoncu’nun bir formül üreteceğine inanıyorum…

BİZE SORAN YOK:
Uluslararası denetimden geçen malların deniz yolu ile Gazze’ye gönderilmesi için Kıbrıs’ın kuzeyinde bir liman oluşturulmasına ilişkin görüşmelerin, Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan arasında sürdüğünü belirten AKP Genel Başkan Yardımcısı Aktay, Ankara’nın kontrolünde olacak limanın bir yıl içinde açılabileceğini de ifade etmiş. Bu açıklamada “KKTC” diye bir ibare göremedim. Yani bizi takan da, sallayan da yok. Gazze Hamas’ın kontrolünde ve sorunlu bir bölge. Bizim yeterince sorunumuz yok ya, bir de Hamas ile uğraşacağız…

DENETLEYEN YOK MU:
2008’de 30 günlük vize ile ülkeye ‘turist olarak’ giriş yapan Kamerunlu soymadık iş yeri bırakmamış. 7 yıldır, 30 günlük vize ile bu ülkede “turist” olarak kalabilen birisi hiç mi dikkat çekmedi. Bu insanları denetleyen, nerede olduklarını soran bir merci yok mu ülkede? Sonra da, “ülke sorma gir hanına döndü” dediğimizde kızıyorlar…

 

ZİRVEDEKİLER
Kudret Özersay: Özersay, Rum tarafının taleplerinin, “işte masadaki harita” diye kamuoyunun gündemine getirilmesinin memlekete de zarar verdiğini söyleyerek, harita konuşulmadığını kaydetti ve “Bugün sözde milliyetçilik yapıp da ‘işte harita’ diye bunu kamuoyunun gündemine atanlar, ülkenin menfaatini düşünmeyen, bilakis ülkeye zarar verenlerdir” dedi…

 

DİPTEKİLER
Turgay Balık: Koop Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyeliği sırasında, kendine ait binayı 600 sterline bankaya kiralayan Balık’ın siyasi hayatı da zik-zaglarla dolu. Bugüne kadar, DP, ÖRP, DP-UG arasında gidip gelen Turgay Balık’ın son günlerde UBP’li yetkililerle sıkı fıkı olmaya ve koltuğunu korumaya çalıştığı iddia ediliyor…