Yeni hükümette bakanlık görevi beklemediği anlaşılan teknokrat Maliye Bakanı Zeren Mungan, dün düzenlediği basın toplantısında, geçen bir buçuk yılda hükümetin önceliğinin sadece bütçe dengesi olduğunu itiraf etti ve şöyle dedi:
“Kamu maliyesi sürdürülebilir disiplinli bir noktaya getirildi. 2016-2018 Ekonomik Programı’nda ekonomik büyüme odaklı, kamu cari giderlerinde tasarruf ve bütçe disiplininin sürdüğü, kayıt dışı ekonominin kayda alınma sürecinin devam ettiği bir dönem ihtiyacı önümüzde duruyor”…
Bizler de, ekonomik sektörler de sürekli aynı şeyleri söyledik. “Bu ülkenin bir Ekonomi Bakanı yok mu” dedik. “Piyasayı ölmekten kurtaracak önlem alınmayacak mı” dedik. “Maaşları dondurarak insanların alım gücünü düşürdünüz” dedik. Demek ki, hepsi bilinçli olarak yapılmış.
Daha doğrusu, CTP’nin muhalefette reddettiği ekonomik program, hiçbir UBP hükümetinin yapmadığı kadar, harfiyen uygulanmış.
Demek ki maaşların Türkiye’deki memur maaşlarının altına düşürme hedefi varmış ve gerçekleşmiş.
Demek ki, “Piyasalar şurada dursun, biz önce bütçe disiplinini sağlayalım” denmiş…
Mali disiplinin sağlanmasına hiç birimizin itirazı olmaz. Kamunun savurganlığı ortadaydı, reforma ihtiyacı vardı. Ancak ülkenin yönetimi de tek bir bacakla olmazdı. Ekonomik bir planlamaya ve tasarrufla birlikte o planın yürütülmesine de ihtiyaç vardı, o yapılmamış.
Bütçeyi hortumlayan başka giderler de vardı. Bunlar hala 40 yıl sonra, sanki yeni kurulan bir devletmiş gibi aşırı oranda verilen destekler, sübvansiyonlar ve devletin hiç de işi olmayan konulardaki mükellefiyetleriydi. Konu sadece tasarrufsaydı, bu ayrıcalıkları ortadan kaldıracak düzenlemeler de bu dönemde yapılmalıydı. Yapılmadı.
Şimdi Sayın Mungan önümüzdeki dönemin “büyüme odaklı” ve kaçağın üstüne gidileceği bir dönem olacağını vurguluyor. Bunların hep birlikte yürütülmesinin önündeki engel neydi acaba?
Umarız yeni kurulacak hükümet, bu açığı giderecek niyette ve kalibrede insanlardan oluşur…
Ve madem ki giderler, gelirlerin yüzde 90’ını karşılama durumuna gelmiştir, gerçek anlamda bir ekonomi yönetimi oluşturmak zorunludur gibime geliyor…
Serbest Liman bildiğiniz gibi…
Serbest Liman’la ilgili onlarca iddia varken şimdi de Sayıştay’ın olaylara ilgili ciddi araştırma yapmadığı iddia ediliyor.
Ne tuhaftır ki, ihalelere para bulmakta zorlanmayan yönetim, emekliye çıkan bir bayanın kıdem tazminatını 4 aydır ödeyemiyor. Yönetim tarafından açılan ihalelerin ise yine Yönetim Kurulu’na yakın dost akrabalara verildiği iddiaları da sürüyor.
Örneğin, vinç tamiratı için iş, bir Yönetim Kurulu üyesinin akrabasına 23 bin TL’ye ihale ediliyor ve sonradan ekstra ödemeler yapılıyor. Bir başka iddia, Serbest Liman’daki elektrik altyapı ihalesinin, aynı zamanda devlet memuru olan bir başka akrabaya verildiği şeklinde…
Serbest Liman’la ilgili zaman zaman bize gelen iddiaları bu sayfadan sizlerle paylaşıyoruz. Bunun sonucunda tek olumlu gelişme, açılan münhallerin bir süreliğine durdurulmuş olması…
Aslında bu iddialar yeni değil. Buna karşın, hükümetler değişse de, yönetimler değişse de, işler “aynı hamam, aynı tas” sürüyor. Gelen her yönetim orasını kendi “çiftlikleri” gibi yönetmeye devam ediyor…
Şimdi yeni bir hükümet ve onunla birlikte belki de yeni bir yönetim göreve gelecek. Temennimiz yeni yönetimin Serbest Liman’la ilgili ortaya atılan bu iddiaları araştırmaları…
YERİN KULAĞI VAR
4, 3’TEN BÜYÜK:
CTP’nin olası bir koalisyon için UBP’ye 4, DP’ye ise 3 bakanlık önereceği konuşuluyor. DP’nin, bu öneriye sıcak bakacağı ve hemen kabul edeceğini söyleyebiliriz. Ancak UBP ile 4 bakanlık konusunda biraz sıkıntı yaşanabilir. DP ile risk alınarak kurulacak bir hükümet yerine, UBP ile Meclis’in 3/2’sine hakim bir hükümet kurmak çok daha avantajlı… Bu sorunları aşmak da, Kalyoncu’nun becerisine kalmış. Geçen gün de yazmıştım, Kalyoncu çok dikkat etmeli diye, Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olmasın…
ÖVÜNDÜĞÜ ŞEYE BAK:
Maliye Bakanlığı, yerel gelirlerin, yerel giderleri karşılama oranının %90’ ulaştığını açıklamış. İyi de, memura artış vermezsen, çarşıda da esnaf sinek avlarsa, bir de devlet olarak piyasaya olan borçlarını ödemezsen, gelir gider dengesini tabii ki sağlayabilirsin. Ama iş adamlarının vergilerinde inanılmaz indirimlere gitmek, “ne toplasak kardır” mantığıyla hareket etmek yerine, kazanandan gerçek vergilerini toplayabilseniz, memurun da, esnafın da yüzü güler, siz de o zaman yaptıklarınızla övünürdünüz… Ama sadece memur ve küçük esnafı cezalandırarak, “gelir gider dengesini sağladık” demek, aslında kendi kendinizi kandırmaktan başka bir şey değil…
MÜCAHİDİN SESİ:
Bayrak FM kurucusu Mehmet Kozan, yaklaşık bir haftadır Bayrak FM’de canlı yayınların sustuğunu ve sistemin çöktüğünü belirterek, “Aradan tam 6 gün geçmiş. Nasıl bir sistemmiş bu ki! Ne gelen var, ne de mikrofonlarda konuşanlar” diyerek tepkisini dile getirmiş. Mücahidin sesi olarak kurulan ve yıllarca Kıbrıs Türkü’nün dünyayla iletişimini sağlayan BRT’nin düştüğü duruma bakar mısınız? Siyasilerin elinde oyuncak olan ve böylece dibe vuran BRT’de yaşananları kime şikayet edelim acaba?
MUNGAN VEDA MI ETTİ:
Maliye Bakanlığı koltuğunda yaklaşık iki yıldır oturan ama sıkı tasarruf politikalarıyla sadece çalışan kesimin değil, kendi partililerinin de tepkisini çeken Zeren Mungan, düzenlediği basın toplantısında adeta siyasete veda etti. Yeni kabinede kendisine görev verilmeyeceği iddialarının sıkça konuşulduğu bir dönemde Mungan, kendisi bu işe nokta koymayı tercih etti…
REKLAMLAR VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ:
Gazetede bir ilan. Lefkoşa Belediyesi, ilan, reklam, levha bedellerini toplamaya başlıyormuş… Umarım kaçak olanlar için de gereği yapılıyordur. Hani o sokaklardaki bez ilanlar… Süresi geçer de kimsesi toplamaz, yırtılır, yollara savrulur. Diğer taraftan, belediyelerin gelir ihtiyacı var, reklam tabelaları da iyi bir gelir. Ama ya kente verilen zarar. Görsel kirlilik, hatta zaman zaman trafiği olumsuz etkileyen billboardlar… Bunun için de iyi bir planlamaya ihtiyaç var. Giderek, dünyanın en geri ülkelerinden biri görüntüsüne büründük. Bu da bizzat belediyeler eliyle yaratılan bir çevre kirliliği değil mi?..
TÜRKİYE’DE RAY DEĞİŞİMİ Mİ:
Milliyet’te Kadri Gürsel, önceki günkü yazısında, Türkiye’den bir üst düzey yetkilinin basınla bir görüşme yaptığını ve bu görüşmede, Türkiye’nin AB hedefine yoğunlaştığını vurguladığını yazdı. Bu çerçevede, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda bir çözüme yeniden asılmaya ve bununla AB kapısını aralamaya niyetli olduğunu yazdı. Acaba Türkiye 2002’ye mi dönüyor?..
ZİRVEDEKİLER
Mehmet Harmancı: “Lefkoşa’nın tek rengi, tek kokusu yoktur, Lefkoşa renklerin iç içe geçtiği bir kenttir. Lefkoşa’yı Lefkoşa yapan, yaseminidir, fuludur, gece tütenidir, Lefkoşa surlarıyla güzeldir, Osmanlı’yla, Lüzinyanıyla güzeldir, Lefkoşa Ermenisi, Türk’ü, Rum’u, Kürt’ü ile güzeldir. Lefkoşa’yı geleceğe sevgiyle ve her rengi kucaklayarak taşıyacağız.” Hayal dahi olsa, düşünmesi bile güzel…
DİPTEKİLER
Rezil Olduk: Taşınmaz Mal Komisyonu’nun tazminat kararı verdiği Kıbrıslı Rum, parasını alamadığı gerekçesiyle, KKTC’li bakanların aracına haciz işlemi başlattı. Okuyunca gözlerime inanamadım. KKTC’de aslında hiçbir şey “olmaz” değildir ama bu kadarını da ilk kez duyuyoruz. Ama şaşırmamak lazım. Yılların haksız, adaletsiz iskan politikasının bedelini ödüyoruz işte…
































