Bizler her gün gazete sayfalarında, ülkede olup biteni yorumlamaya, yetkililerin dikkatini çekmeye çalışıyoruz…
Eğitimdi, sağlıktı, çevreydi, siyasetti…
Ancak şu yaşadığımız günlerde, eminim ki, tüm vatandaşlar ne siyasetin derdindeler, ne parti kurultaylarının ne de yol-su-elektrik meselelerinin…
Bunların artık halkın gözünde hiç bir önemi yok… Bunların hepsi, esas sorunun yanında hava cıva…
Tek bir ortak dert var; milleti yakıp, kavuruyor…
O da dövizde bir yıldır süren yükseliş ve önümüzdeki belirsizlik…
Özellikle döviz borcu olan geniş kitle ve buna paralel olarak, fiyatların da füze gibi yükselmesi, insanların başka bir şey düşünmesine izin vermiyor…
Başarabilen, borcunu yeniden yapılandırıyor, borç üstüne borç katıyor.
Bankalar geri dönmeyen kredilerin derdinde…
Sektörler, alım gücünün sıfırlanmasıyla işlerini döndürememekten, piyasa para sıkıntısından muzdarip.
Kısaca ekonominin her bacağı sıkıntılı…
Çark durmuş, işlemiyor…
Peki ama, bunlara kafa yoran birileri var mı?..
Daha açık söyleyelim; başımızda sorunlara çare üretecek bir hükümet var mı?
Emin değiliz…
Türkiye’deki seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, bir o kadar daha fakirleştik… Uzmanlar bu işin daha da tırmanacağı öngörüleri yapıyor.
Söyledikleri, sadece hükümetin kurulması için gereken 45 günlük sürenin değil, bir erken seçimin de riskini satın almak…
Bu da faizlerin ve dövizin yükselmesi demek…
Çünkü piyasalar da önlerini göremiyor…
Bunlar Türkiye’nin gerçekleri olsa da, biçare Kıbrıs Türkünü de doğrudan etkiliyor…
Benzeri olaylar geçmişte de pek çok kez yaşandı. Ancak o zamanlar var olan eşelmobil uygulamaları, gerçek enflasyon hesaplarına uygun hayat pahalılığı ile insanların yaşam seviyesi bir miktar dengede tutulur, ekonomik çarkların dönmesi sağlanırdı… Şimdi o da yok…
Uzmanlar, dalgalanmanın KKTC halkının üzerindeki etkisini hafifletmek için, bugün de hükümetin alabileceği önlemler bulunduğunu, ancak maalesef, bu yönde bir çaba gösterilmediğini söylemekteler…
Eğer hükümet olduğunu iddia edenler, o koltukları işgal edenler, halkın sorunlarına çare bulmak, ülkeyi yönetmek adına maaş çekenler, bütün bir halkın, bir numaralı sorununa çare üretemiyorlarsa, başka ne yaparlarsa yapsınlar, görevlerini yapmıyorlar demektir…
Tüm bunlara karşın bizde ne var..? Bir umursuzluk, bir vurdumduymazlık, sanki refah içinde bir ülkeymiş gibi, incir çekirdeğini doldurmayan meselelerle zaman geçirme var…
Hala bu yokuş aşağı gidişte bile, çıkar hesapları yapanlar var…
Tasarruf yerine, devlet kurumlarına adam doldurma var…
Öyle bir hovardalık ki, Abdülhamit’in son dönemlerini aratır oldu resmen…
Bu sorunlar yönetenlerin evlerine uğramıyor olabilir…
Dövizdeki çılgınlık, çarşıdaki pahalılık onları etkilemeyebilir…
Ancak vatandaş boğazına kadar borç içinde. Dokunsan, patlayacak… Herkes nereden kısacağını şaşırmış durumda…
Ocak ayında açıklanması gereken asgari ücret, haziranda hala daha akla gelmiyor. Türk Lirası’nın bir yıllık kaybı yüzde 50’lere ulaşmışken, hayat pahalılığı yüzde birlerle açıklanıyor. O da yeni düzenlemeyle ortadan kaldırıldı ya…
Ancak bu umursamazlığın bir siyasi sonucu olacağı kesin…
Dövizdeki her kuruş yükselme, şu an iktidarda olanların sonunu da bir o kadar yakınlaştırıyor…
YERİN KULAĞI VAR
HÜKÜMETTEN TIK YOK:
Türkiye’deki seçimlerin ardından dövizde yaşanan artışlar özellikle de döviz borcu olan vatandaşları canından bezdirdi. Maaşların TL, diğer bütün ihtiyaçların döviz üzerinden yapıldığı ülkemizde, bu durum yakında büyük bir krizin yaşanacağının habercisi. Ancak bu durum, istihdam ve atamalardan fırsat bulamayan vekalet hükümetinin umurunda değil. Ne yazık ki vatandaşın bu feryadını duyan kimse yok…
AÇIKLAYIN:
Corendon şirketi, Kuzey Kıbrıs’a hava taşımacılığını ve tur operatörlüğünü durduruyor. Şirketin açıklamasında, Jasmine Court’u devraldığı halde, işletme iznini alamadığı ve 2,5 milyon Euro zarara uğradığı, bu nedenle tüm faaliyetlerinden çekileceği bildirildi. “Resmi makamların yaptığını, Rum lobisi bile yapmadı” denilen açıklamada, “Bunu neden yaptılar çıkıp açıklamaları gerekir!” ifadesi de yer alıyor. Maliye ve Turizm Bakanlıklarının şimdi sadece ilgili şirkete değil, halka da tatmin edici bir açıklama borcu var.
RAKAMLAR YALAN SÖYLEMEZ: DPÖ, hayat pahalılığını sürekli olarak yüzde 1’lerle açıklıyor ya, geçtiğimiz yıl bu gün döviz fiyatlarına baktım. Bugün 2,8 olan Dolar 2,09 iken, bugün 4,2 olan Sterlin geçen yıl aynı dönemde, 3,5 TL imiş. Euro da 2,8 iken, bugün 3,11 TL. Herhalde hükümet ekonomiyi bu rakamlara değil, DPÖ’nün yüzde 1’lerine bakarak değerlendiriyor. Onun için de hiç bir şey yokmuş gibi rahatlar…
ASLINDA İTİRAFTI:
Kooperatif Merkez Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Şahali’nin Detay Gazetesi’ne verdiği röportaj, aslında Kooperatif Merkez Bankası içerisinde dönen dolapların itirafıydı. Röportajın satır aralarına bakıldığında, bankada yaşanan partizanlık ve laçkalığı da gözler önüne seriyordu…
STATÜKONUN TEMSİLCİSİ:
UBP Milletvekili Ersin Tatar, “Kudret Özersay’ın UBP’den aday olmasını isterdim ama o yeni isimlerle yürüyeceğim diyor. Biz ona göre eskiyiz” değerlendirmesinde bulunmuş. Yenilik ve değişim diyerek yeni olunmayacağını bilmiyor mu Sayın Tatar. Kendisi siyasette yeni olabilir ama 40 yıllık statükonun savunucusu bir partide, kafalar değişmedikten sonra yeni olsanız ne yazar…
KENDİNİZ OLUN:
Yunanistan seçimlerinin hemen ardından başlayan Syriza akımı, son Türkiye seçimlerinin ardından yerini HDP akımına bıraktı. Dünün Syrizacıları, bugün zamana uyup HDP’li oluverdiler. Bu kadar özenti olmak yerine biraz da kendiniz olmayı deneseniz nasıl olur acaba?..
ZİRVEDEKİLER
Prof. Dr. Levent Sennaroğlu: O bizden biri. Dr. Aydın Sennaroğlu ve eski Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Özdemir Sennaroğlu’nun oğlu… Hacettepe Tıp Fakültesi’nde profesör. İşitme engellilerin tedavisinde geliştirdiği ve uyguladığı beyin sapı nakliyle dünyada bir ilki gerçekleştiriyor. Tedavi için, ABD’deki hastaneler dahi, profesör Sennaroğlu’nu adres gösteriyor. Gurur duymamak mümkün mü?..
DİPTEKİLER
Menteş Gündüz: Serdar Denktaş’ın istifası ile atanan Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanı Menteş Gündüz, o günden beridir zamanını, kabuller ve açılışlarla geçiriyor. Memlekette bir yandan vatandaş dövizdeki artışlarla boğuşurken, turizmde tehlike çanları çalarken, Sayın Bakan’ın günlerini kabullerle geçirip, açılışlara koşması pek hoş olmuyor. Yok eğer, bırakın da üç-beş günlük bakanlığın tadını çıkarayım diye düşünüyorsa, ona söyleyecek sözümüz yok…
































