İHALE YOK: Doğu Akdeniz Üniversitesi sınırları içerisinde bulunan ve Mağusa’nın en işlek caddesi üzerinde olması nedeni ile değeri yaklaşık 8 milyon Sterlin olan arazinin ihalesiz ve usulüne uygun olmayan şekilde bir müteahite verilmesi tepkiye neden oldu
İKİ DUDAK ARASINDA: DAÜ Vakıf Yönetim Kurulu üyelerinin de arazi ile ilişkisi olduğuna yönelik iddialar ortalığı karıştırdı. Mağusalı işadamları, “fırsat eşitliği” tanınmasını isteyerek, arazinin “iki dudak arasındaki devir” ile değil, ihale yoluyla yatırıma açılması istendi
SİYASALLAŞIYOR: TDP Mağusa İlçe Başkanı Mustafa Emiroğulları, DAÜ’nün hızla özerk yapısını kaybettiğini ve siyasallaştığını ifade ederek, “’DAÜ VYK’nın bu arazi peşkeşlerine derhal son vermesi gerekiyor” dedi
Nadire BAHADİ
Doğu Akdeniz Üniversitesi sınırları içerisinde bulunan ve Mağusa’nın en işlek caddesi üzerinde olması nedeni ile değeri yaklaşık 8 milyon sterlin olan arazinin ihalesiz ve usulüne uygun olmayan şekilde bir müteahhide verilmesi tepkiye neden oldu.
Arazinin 2012 yılında devredildiği ancak verilen süre içerisinde inşaata başlanılamaması nedeni ile söz konusu şahsın araziyi yatırımcı ortak olarak bir inşaat müteahhidine devrettiği öğrenildi.
Arazi içerisinde geniş kapsamlı bir öğrenci yurdu ve spor tesisinin yapımına başlandı. Arazinin DAÜ yönetiminin imzası ile usulüne uygun olmayan bir şekilde devredilmesinin eşit rekabet ortamını ortadan kaldırdığından ve DAÜ öz kaynaklarının bu şekilde peşkeş çekilmesinden şikayetçi olan Mağusalı iş adamı Gürsel Uzun ve Toplumcu Demokrasi Partisi Mağusa İlçe Başkanı Mustafa Emiroğulları Havadis’e konuştu.
Uzun ve Emiroğulları, Mağusalı için önemli olan DAÜ’nün öz kaynaklarının heba edildiği görüşünde olduklarını ifade ederek DAÜ’deki yanlış uygulamalara karşı mücadele etmek adına sivil toplum örgütleri ve Mağusa halkına çağrıda bulundu.
Uzun: Kime verildiği değil, ne şekilde verildiği önemli
Gazimağusa’nın tanınmış iş adamı Gürsel Uzun yaklaşık 8 milyon sterlin değerinde olan ve bölgenin en güzel yerindeki arazinin, usulüne uygun olmadan tek bir şahsa verilmesi ile ilgili duyduğu sıkıntıyı aktardı. Arazinin kime verildiğinin hiçbir önemi olmadığını söyleyen Gürsel Uzun, “Önemli olan arazinin ihalesiz ve usulüne uyun olmayan şekilde bir müteahhide verilerek eşit rekabet ortamının ortadan kaldırılmış olmasıdır” dedi. Uzun, Arazinin ilk olarak 2012 yılında Abdullah Öztoprak’ın imzası ile devredilmesinin ardından söz konusu şirketin inşaata başlayamaması nedeni ile arazinin ortak bir yatırımcıya devredilmesine ses çıkarılmamasından DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) ve Üniversite yönetimini sorumlu tuttu.
VYK Başkanı İsmail Arter’in belirleyici olup ortaya irade koyması gerektiğini söyleyen Uzun, “Maalesef seyirci kalıp elini taşın altına koymadı” dedi. DAÜ’nün ekonomik durumunun kötü olması nedeni ile sürekli sorun yaşandığının bilindiğini söyleyen Uzun, “Araziye yapılacak bir yatırımın yılda yaklaşık 2 milyon sterlin getirisi varken böyle bir konumdaki arazinin hibe edilmesinin arkasında başka bir şey olduğu düşüncesine neden oluyor” şeklinde konuştu.
“STÖ’ler ve Mağusa halkı sessiz kaldı”
Mağusalı esnaf ve zanaatkarı ayakta tutanın DAÜ olduğunu söyleyen Gürsel Uzun, DAÜ’nün yapacağı bir yatırım ile işletmenin tekelleştirilmesi yerine pek çok kişinin üniversitenin faydalarından yararlanabilineceğine değindi. Uzun, sivil toplum örgütlerinin de bu durum karşısında sessiz kalmasını yadırgadı. Sivil toplum örgütlerinin Kapalı Maraş gibi ölü bir şehrin bile bu kadar arkasında durduğunu söyleyen Uzun, Mağusa’nın kalbinde yaşanan usulsüzlük karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı. “DAÜ’yü korumak için başta oturanlar DAÜ’yü ve Mağusa’yı bitiriyorlar” diyen Uzun, Mağusa halkı ve sivil toplum örgütlerini yapılan usulsüzlüklerin önüne geçilmesi için sessiz kalmamaya davet etti.
Emiroğulları: DAÜ’nün gelişmesi engelleniyor
DAÜ içerisindeki arazinin ihale ve duyuru yapılmadan usulsüz bir şekilde devredilmesinin haksız rekabet ortamı yarattığını söyleyen Toplumcu Demokrasi Partisi Mağusa İlçe Başkanı Mustafa Emiroğulları, tekelleşmeyle Mağusalıya darbe vurulduğunu ifade etti. DAÜ içerisinde yurt gibi komplekslerin inşasının bir düzen ve şeffaflık içinde yapılması gerektiğine değinen Emiroğulları, birtakım siyasi ve ekonomik çıkarlar uğruna DAÜ’nün ve dolayısı ile Mağusa halkının olan araziler ve bir takım imkanların birilerine peşkeş çekildiğini kaydetti. DAÜ’nün ekonomik olarak zorda olduğunu söyleyen Emiroğulları, öz kaynakların gelişi güzel dağıtılması ile DAÜ’nün gelecekte istenilen seviyeye gelmesini engelleyen etkenler olacağını bildirdi.
Daha önceleri bir takım çevreler ile yapılan bu uygulamaların özelde DAÜ, genelde ise Mağusa’nın gelişmesine engel olduğunu söyleyen Emiroğulları, “DAÜ’nün Mağusa halkı ile buluşması ve DAÜ imkanlarının esnaf ve halk ile paylaşılıp bu vizyonda çalışması gerekirken, yapılan çarpık uygulamalarla DAÜ esnaf ve kurumlarla rekabet eder durumdadır” dedi.
Emiroğulları, arazinin DAÜ için ve Mağusa için çok önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. “Mağusa halkının ve esnafının fikri sorulmadan rant sağlayıcı böyle bir yerin özel şirket ve şahıslara verilmesine biz TDP olarak karşıyız” diyen Emiroğulları, DAÜ’nün son kalan öz kaynaklarını hoyratça kullanarak yanlış yaptığını ifade etti.
“Özerk bir üniversite olması zorunlu”
DAÜ içinde sadece bu arazinin değil daha bir çok yerlerin birilerine verildiği yönünde duyumlar aldığını söyleyen Emiroğulları, “DAÜ VYK’nın bu arazi peşkeşlerine derhal son vermelidir” şeklinde konuştu. Bu ve benzeri sorunlar nedeni ile DAÜ yönetsel yasalarının düzeltilmesi gerektiğini söyleyen Emiroğlu, VYK yapısından itibaren yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini ve yapılan yanlış uygulamaların DAÜ’nün özerk, demokratik bir üniversite olmasının zorunlu olduğunu gösterdiğini vurguladı. Emiroğulları, STÖ ve Mağusa halkını DAÜ’deki usulsüzlüklere karşı mücadele etmeye çağırdı.
































