7 yılda 16 kadın cinayeti

7 Ekim 2017 Cumartesi | 11:04

KKTC’de son 7 yılda 16 kadın vahşice öldürüldü. Failler ise kocaları veya sevgili, kısaca kadınların en yakınındaki erkekler oldu

 

 BİR YILDA 5 CİNAYET: 2010-2017 yılları arasında kadınları hedef alan ve en yakınlarındaki erkekler tarafından işlenen cinayetlerde 16 kadın yaşamını yitirdi. 7 yılda en çok kadın cinayeti ise bu yıl gerçekleşti. 5 kadın cinayet kurbanı oldu

4’Ü YARGIDA BİRİ HASTANEDE: Halime Çetin’i önceki akşam tüfekle vurarak öldürdükten sonra intihara kalkışan Hayrettin Özcömert, yoğun bakımda yaşam savaşı veriyor. UKÜ, Mağusa ve Alayköy’de işlenen 3 kadın cinayetinin 4 failinin  ise yargı süreci devam ediyor

6 KATİL İNTİHAR ETTİ: Son 7 yıldaki 16 kadın cinayetinin 6’sında katiller yargı önüne çıkarılamadı. 6 katil eş veya sevilisinin öldürdükten sonra intihar ederek yargı önüne çıkmaktan kurtuldu

Devrim DEMİR

Ülkede duymaya alışık olmadığımız kadın cinayetleri 2017 yılının ilk 7 ayında ürkütücü bir şekilde artış gösterirken, bu cinayetler kadınların eşleri veya sevgilileri tarafından işlendi.

Artış gösteren kriminal olayların başında gelen cinayetlerin işleniş şekli ise tüyler ürpertiyor.

Son 7 yılda ise işlenen cinayetlerin 7’sinde ise cinayete kurban giden kadınları öldürenler de intihar etti.

KKTC’de son 7 yılda farklı nedenlerle işlenen kadın cinayetlerinde 6 kişi ağır hapislik cezası ile mahkûmiyet alırken, 2017 yılında işlenen kadın cinayet zanlıları Lefkoşa ve Mağusa Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanmayı bekliyor.

 

2017 yılında peş peşe 5 kadın öldürüldü

Son 7 yılın istatistiklerine bakıldığı zaman 2017 yılında peş peşe 5 kadın cinayeti meydana gelirken, cinayetler bıçak ve tabanca ile işlendi.

2017 yılı Nisan ayında 1 hafta ara ile Mağusa ve Lefkoşa’da iki ayrı kadın hunharca öldürüldü.

Yılın ilk cinayetinde Özgür Okumuş, Burcu Okumuş’u Mağusa’da sokak ortasında defalarca bıçaklayarak öldürdükten sonra, kendi kendini öldürmek istemişti. Özgür Okumuş, hayata döndürülürken, Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmayı bekliyor.

Mağusa cinayetinin izleri devam ederken, 1 hafta sonra dehşet verici bir başka kadın cinayeti de Lefkoşa’da yaşandı.

Tartıştığı eski sevgilisini takip eden Suat Aşır, Gamze Pehlivan’ı bir üniversite kampusu içinde 36 kez bıçakladıktan sonra yakmıştı. Aşır, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmayı bekliyor.

Ülkede ardı ardına yaşanan kadın cinayetlerine bir yenisi de Haziran ayında eklendi.

Eşi Levent Sorver ve oğlu M.S., tarafından tuzu ruhu içirildikten sonra darp edilen Zehra Sorver boğazı sıkılarak elbise dolabına kilitlendi. Sorver’in ölümüne intihar süsü vermeye çalışan baba oğul ise Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmayı bekliyor.

2017 yılında kadın cinayetlerinin arkası kesilmedi, 17 Haziran’da Alayköy’de eşi ve oğlu tarafından öldürülen Zehra Sorver’in hemen ardından 5 gün sonra bu kez Tatlısu’da bir kadın cinayete kurban gitti.

Polis memuru Kemal Yalçın, eşi Ayşe Yalçın’ı tabanca ile vurarak öldürdü. Polis memuru daha sonra kendini vurarak intihar etti.

Bir cinayet haberi de önceki gece Mağusa’dan geldi. Ayrı yaşadığı sevgilisinin konuşmak için evine giden Hayrettin Özcömert, yanında götürdüğü av tüfeği ile Halime Çetin’e 3 el ateş ederek öldürdü. Özcömert, cinayetin hemen ardından evin önünde kendi kendine ateş ederek ağır yaralandı.

Hayrettin Özcömert’in hayati tehlikesi devam ederken, tedavisi Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde devam ediyor.

 

16 cinayet 7 intihar

Öldürülen 16 kadının katilleri de olayın hemen ardından kendi canlarına kıydı. 2010 yılında 18 yaşındaki G.B.’yi vahşice bıçaklayan 26 yaşındaki Mehmet Kaşık kendi boğazını keserek intihar etmişti.

2012 yılında ise Mağusa’da Maraş bölgesinde, eski sevgilisi İ.S.’nin iş yerini basan Mehmet Narlı, genç kadını av tüfeği ile vurarak öldürdükten sonra, kendi kendini vurarak intihar etmişti.

Gönyelide 2013 yılında infiale neden olan cinayette ise Ahmet Şevketoğlu, eşi Aşkın Şevketoğlu’nu tabanca ile vurduktan sonra kendini de vurup öldürmüştü.

2014 yılında Gönyeli’de Hüseyin Selçuk Öksüzoğluları, 35 yaşındaki F.S.’yi sokak ortasında vurup öldürdükten sonra kendini de vurmuştu.

Alevkayası ormanlık alanda 2015 yılında bulunan  O.K., isimli Rus kadın ise eşi tarafından hunharca bıçaklandıktan sonra ormana atılmıştı.

Ülkesine kaçan katil kocanın ise orda intihar ettiği öğrenildi.

2017 yılı Haziran ayında ise Tatlısu’da eşini tabanca ile vurup öldüren polis memuru Kemal Yalçın’da kendini vurup öldürmüştü.

Maraş bölgesinde önceki gece yaşanan kadın cinayetinde Halime Çetin’i av tüfeği ile vurarak öldüren Hayrettin Özcömert’te kendini vurdu. Özcömert’in yoğun bakımda tedavisi devam ediyor.

Osum: Kadın sığınma evleri artırılmalı

 

Peş peşe yaşanan cinayetlerin ardından ülkedeki sığınma evi sıkıntısı yeniden gündeme geldi.

Havadis’e konuşan hukukçular Meclis’in gündeminde sığınma evinin ilk sırada olması gerektiğine vurgu yaptı.

Avukat Fezile Osum, artış gösteren cinayetlerin insani bir mesele haline geldiğini ve önem verilmesinin şart olduğunu vurguladı.

Osum, yeni açılan Meclis’in sığınma evi için bütçe konusunu gündeminin ilk sırasına taşıması gerektiğini ifade ederek, “Sığınma evi için gerekli bütçe bir an önce ayrılmalıdır. Kadına yönelik şiddet ve işlenen cinayetler göz önünde en temel şikâyet polise yapılırken, polis bu konuları ciddiye almalı. Evli çiftlerin ve sevgililerin genelde polise yaptığı her şikâyet ciddiyetle soruşturulmalıdır. Polise çok büyük bir görev düşmektedir ve her şikâyet büyük titizlikle incelenmelidir. Lefkoşa Belediyesi’nin sığınma evi ülke için yeterli değildir. Bu işi devlet yapmalı ve hemen uygulanmalı. Erkek şiddetine karşı devletin alması gereken en acil önlemlerden olan sığınma evi için bir an önce bütçe ayrılmalıdır. Ayrıca yasası meclisten geçen ancak yine çeşitli bahanelerle bir türlü kurulmayan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi (TOCED) açılmalı ve çalışmalarına bir an önce başlamalıdır. Sığınma evleri tek başına şiddetin önüne geçebilecek yapılar değildir, bunun yanında TOCED gibi yapılar toplumu ve kamu kurumlarını bu konuda bilgilendirmek açısından ciddi önem taşımaktadır.  Kadınların yaptıkları şikâyetler polis tarafından ciddiye alınmalıdır. Evli çiftlerin ve sevgililerin genelde polise yaptığı şikâyet göz yumularak ve ihmal edilerek incelenmemektedir. Bu konuda polise çok büyük bir görev düşmektedir ve her şikâyet büyük titizlikle incelenmelidir. Bunun erkek şiddetinin yaygınlığı göz önünde bulundurularak yargıda emsal teşkil edecek caydırıcı cezalar verilmelidir.” dedi.

Özsoy: Kadına şiddet artıyor

Avukat Çağıl Özsoy,  kadına yönelik şiddet olaylarında ciddi bir artış yaşandığına değindi.

Varolan sığınma evinin ise herkes tarafından bilindiğini kaydeden Özsoy, sığınma evinin güvencesinin olmadığına vurgu yaptı.

Polisin var olan şikâyetlere yeterli derecede vakıf olup müdahale ettiğini öne süren Özsoy, artış gösteren şiddet sebeplerinin araştırılması gerektiğini ifade etti.

Düzgün: Devlet kurumları ciddi önlem almalıdır

Avukat Deniz Düzgün ise, kadına yönelik yapılan şiddetin ardından şiddet ortamına geri dönmek zorunda bırakıldığını ifade etti. Kadınlara yönelik şiddetin büyük bir artış olduğuna dikkat çeken Düzgün, “Ülkemizde hemen hemen her gün kadına yönelik her türlü şiddetin bir yenisi daha ekleniyor. Kadın cinayetlerinin temelleri pek çok toplumsal problemi barındırmakla birlikte, devlet kurumlarının aldığı yetersiz önlemler yaşanan kadın cinayetlerini körüklüyor. Kadın cinayetleri kadına yönelik şiddetin bir sonucu olmakla birlikte, kadın kendini savunmasız hissetiği her an bir adım geriye giderek çoğu zaman kaçmış olduğu şiddet ortamına geri dönmek zorunda bırakılıyor. Örneğin yaşanan bir kavga sonrasında kadının polise gidip şikâyetçi olamamasının sebebi “kocandır evine dön” tepkisi kadınların şiddet ortamına geri dönmesine sebep oluyor ve birçok cinayet vakasında kadınların önceden polise başvurduğu fakat hiçbir önlem alınmadığı için kadın cinayetleri yaşanıyor. Kadın cinayetlerini durdurmak için uygulanan hukuksal düzenlemelere ek olarak, devletin bazı kurumlarında düzenlemeler yapılıp acilen önlemler alınması gerekiyor. Örneğin Sığınma evleri, polis ve hastanelerde şiddete müdahale birimleri kurulması gibi. Yaşanan bu olaya üzülmekten bir adım öteye giderek bu birimlerin kurulması, bu önlemlerin alınması yönünde ısrarımızı sürdürüp takipçisi olmamamız gerekiyor” dedi.