Köşe Yazarları

50 yıl nasıl da geçti Dillirga savaşları


Bugün, Dillirga Savaşlarının üzerinden 50 yıl geçti dediklerinde inanmak çok zor geliyor.

Yeni yetişen kuşaklar, Dillirga’yı esas olarak Kıbrıs’a özgü bir oyun havası olarak bilmektedirler. Oysa, Dillirga, Kıbrıs’ta bölünme, parçalanma ve her iki toplum arasında gerginliğin yaşandığı, ilk en önemli bölge olarak tarihte yerini almıştır.
Dillirga Savaşları, Kıbrıs Türkü’nün mağduriyetinin de sembolüdür.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, 1963 Aralık çatışmalarıyla birlikte, Kıbrıs’ta, toplumların birbirinden ayrışması ve Kıbrıs’ın belli bir bölgesinde GETTO’ların oluşması süreci başlar.
Kıbrıs Rum milliyetçiliği, adanın, büyük ülkelerin hegemonya çatışmasının tam ortasında olduğunu kavramadan, Kıbrıs Adası’nı Yunanistan’a bağlama hayalindedir.
Kıbrıs Adası’nda, Türklerin etkisiz hale getirtilmesi konusu, 1964 MART ayında, Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti’nin resmi bir toplantısında ele alınır. Bu resmi toplantı kayıtları Makarios Druşodis’in kitaplarında vardır.
Bu kararların içerisinde, Girne Boğazı ve Dillirga Bölgesi’nin Türklerin elinden alınması durumunda, Kıbrıs Türklerinin teslim olacağı ve Kıbrıs adasının artık Yunanistan’a bağlanabileceği kararı vardır.
Ne yazık ki, Kuzey’in yöneticileri, Kıbrıs Türklerini uluslararası alanda haklı pozisyonuna düşürecek bu kararı bile, siyaset sahnesinde, güçlü bir koz olarak kullanamamaktadırlar.
Dillirga Savaşları ağustosun ilk gününden itibaren başlar. 16 BİN Rum askeri Dillirga köylerinde Mansur, Bozdağ, Pİİ, Sellain Dapi, Ayyorgi Alevka ve Erenköy’e hücum eder.
Rum askerlerinin karadan saldırılarının yanı sıra, Rum zengini Leventis’in Kıbrıs Cumhuriyeti’ne hediye ettiği üç saldırı gemisi de, Kıbrıs Türklerinin yaşadığı bölgelere mermi ve Bomba yağdırmaktadır.
Dillirga Savaşları, Kıbrıs sorununun 1974’lerde değil, daha eskilere dayandığının ilk önemli kanıtıdır.
Dillirga Savaşları ayrıca, Rumların, uluslararası arenada sık sık savundukları “Adayı Türkiye 1974’te işgal etti” argümanını da çürüten çok önemli bir kanıttır.
Dillirga Savaşları ile Türkler, Mansur Bozdağ ve çevresindeki diğer Türk köylerinden silah zoruyla kovulurlar. Türkler, Erenköy’e sığınmak zorunda bırakılırlar.
Erenköy’ün de güvenliği tehlikeye girince, Türkiye, tarihinde ilk defa ADA’ya Savaş Uçaklarını gönderir. Bu Uçaklardan biri Lefke yöresinde Rumlar tarafından düşürülür. Pilot Cengis Topel, yakalandıktan sonra, öldürülür.
Türkiye’den gelen uçaklar Erenköy’ün batısından, Başin Ammos tepelerinden gelen ateşi durdurmak için, bölgeye bomba yağdırır. Bu bombalama sırasında, 70’ten fazla Rum öldürülür.
1964 çatışmalarıyla birlikte, Erenköy ana yolu Rumların geçişine kapanır. Bu yol, hala bir uzlaşma bulunup, açılmayı beklemektedir.
1964’ten dersini alamayan Rum ve Türk milliyetçileri milliyetçi hezeyanlarına, 1964-74 yılları arasında devam ederler.
1974’te,Rumların EOKA kanadı ve Yunanistan Ordusunun Kıbrıs’taki uzantıları, Makarios’a karşı bir darbe tezgahlarlar. Bu darbeyle adanın Yunanistan kontrolüne geçmesi sağlanmak istenmiştir.
Amerika’nın da perde arkasından desteklediği bu darbe, hedefine ulaşamayınca, bu kez devreye Türkiye girer ve ada Batı’nın ve Amerika’nın nüfuz alanı içerisine girer.
Dillirga Savaşlarının üzerinden 50 yıl geçeli, önümüzdeki günlerde 50. yılına girecektir. Biz Dilligalılar ise 1964’ten önce yaşadığımız yerlere dönme umudunu canlı tutmaya çalışmaktayız.



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı