Köşe Yazarları

400 bin TL ağaçta yetişmez, devletin parasıdır







Kıbrıs Sigorta’da Ağustos 2009’da çarpık başlayan atama, bugün devletin 400 bin TL’sini tehlikeye atıyor. Çarpık başladı, çarpık devam ediyor.




Kimse bana, “O şirket özerk. Kazandığını nasıl isterse harcasın, sana ne?” demesin.
Uğur Kiraz’a 400 bin TL verileceğine, bir okula yardım yapılsın.
Onkoloji Hastanesi’ne katkı yapılsın.
Neden mi?
Bu atama yapıldığında, Havadis yeni kurulmuş, UBP de yeni iktidara gelmişti.
Başbakan olan Eroğlu da atamalara yakınından başlamıştı…
Anımsarsınız…
Damadı limana…
Kızı Gençlik Dairesi’ne…
Diğer kızı danışman…
İşte bu mantığın bir ürünüydü Uğur Kiraz da…
Nasıl olsa, devletin çiftliği çok…
Gitsin Uğur Kiraz da Kıbrıs Sigorta’da uğraşsın.
Gitti.
Eroğlu ailesine yakın olduğu için, yüksek maaşla 6 yıldır orada…
Şimdi de tazminat istiyor.
Neden mi?
Yönetim kurulu başkanı olarak, önce kendisini Kıbrıs Sigorta’da murahhas üye, yani icradan sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak atadı, sonra da üstüne bir de sözleşme yaptı.
2013 yılında ve 4 yıllık yapılan bu sözleşmeye göre, Kiraz, kendi kendine tazminat da belirledi.
Siyasi olarak geldi ama…
Kendi kendine de sözleşme yaptı.



Müdürlük yok ama…
Önce, Kıbrıs Sigorta’daki işleyişi anlatayım size…
Kıbrıs Sigorta’da genel müdürlük yoktur.
Genel müdür yetkilerini de taşıyan ve yönetim kurulu üyeleri arasından seçilen, icradan sorumlu yönetim kurulu üyesi anlamına gelen murahhas üyelik vardır.
Murahhas üye de göreve, yönetim kurulu üyesi olduğu için, genel kurul ile gelir.
Ortaklar, genel kurul yapar ve murahhas üyeyi seçer. 
Aynı şekilde, murahhas üye, geldiği gibi, yine yönetim kurulu kararı görevinden ayrılır.

Görev süresi, genel kuruldan genel kurula
Yani sevgili dostlar…
Siyasetin çiftliği olarak da kullanılan Kıbrıs Sigorta’nın “genel müdürü” yok…
Genel müdüre sözleşme yapılması da, yasal bir zeminde değil…
Ama Kiraz böyle bir sözleşme imzalamış…
Şimdi de, “2017’ye kadar sözleşmem var. Bana alacağım maaşları ödeyin diyor…”
400 bin TL…
Yani görev süresi genel kuruldan, genel kurula kadardır en fazla ama…

Durum net… Sözleşme yasal değil
Bu durum şirketin ana sözleşmesinde açıkça belirtiliyor.
Bu nedenle murahhas üyeye sözleşme yapılmaz.
Bundan öncekilere de yapılmadı.
Hem usul, hem de etik değil.
Çünkü, murahhas üyeyi yönetim kurulu üyeleri aralarından seçtikleri için adam kendi yaptığı sözleşmeyi kendisi imzalamış olur.
Yani hem işveren hem de çalışan konumunda olur.
Öyle de oldu…
Kiraz, Uğur’u çağırdı, “Sana sözleşme yapalım” dedi…
İşveren olarak Kiraz, çalışan olarak da Uğur imzaladı.
Olacak iş değil…

Genel müdür yok ki…
Kiraz, Havadis’e yaptığı açıklamada, kendisini genel müdür olarak tanımladı.
Eğer bunu değiştirip oraya genel müdürlük tahsis etmişlerse bunun için de genel kurulda karar ve tüzük değişikliği gerekirdi…
Yok…
Zira, uzun süredir genel kurul da toplanmıyor…
Atanma ve sözleşme tarihini 2013 olarak söyledi.
Demek ki UBP’nin seçim kaybedeceğini öngörmüş ve yavuz hırsız çabası ile kendi kendine sözleşme yapıp yüksek bir de tazminat yapıp (elin ve dilin kemiği yok) aklınca devleti ve kurumunu teslim almaya çalışmıştır.
Şimdi yaptığı budur…
Seçimin hemen öncesinde, ballı bir sözleşme…
Bu sözleşmeye imza atan diğer yönetim kurulu üyeleri de (varsa, kimler olduğu şirketler mukayyitliğinden bulunabilir) suçludur.
Evet, suçludur.
Ve eğer bu tazminat ödenirse ve sonrasında şirket yargıya taşırsa sözleşmeye imza atan yönetim kurulu üyeleri bu parayı geri öderler.
Elbet birileri çıkıp bunu mahkemeye götürecektir.

Bunun adı gasp…
Maalesef, çarpık başlayan bu süreç çarpık devam etmektedir.
Cumhurbaşkanlığı seçimi de gerekçe gösterilerek, “Uğur Kiraz’ı görevden alırsanız, Mağusa’da Derviş Eroğlu oy kaybeder” noktasında yoğunlaşan bir baskı var.
Serdar Denktaş, bu baskıya boyun eğecek mi?
Eğmemeli.
Sırf, Eroğlu ve yakınlarının de gönlü hoş olsun diye, Kıbrıs Sigorta’dan bu parayı verecek mi?
Vermemeli…
Bunun adı hırsızlık olur…
Gasp olur…
Emrivakicilik olur…
Oldubitti olur…
Devlet kurumunu teslim almak olur…

Maliye Teftiş Kurulu göreve
Kıbrıs Sigorta ile ilgili konuşacak çok şey vardır.
Bu sözleşmenin ortaya çıkması ve yeni yönetimin elini kolunu bağlaması bile, bir problemdir ve niyeti ortaya koyar.
Kiraz, atanmaması gereken bir görevde, altı yıl iyi bir maaş almıştır.
Sözleşme oyunu ile daha da ileri gitmesi, hoş değil…
Hele birilerinin, “Yahu ödeyin işte bir şeyler da o da çekilsin” demesi, tam anlamıyla aymazlıktır.
Tek bir kuruş bile vermeden, Kiraz ile yolların ayrılması için onlarca neden vardır.
Bu paraya yazıktır.
Ötesi yeteri kadar enayi yerine konan bu halkın, boşa gidecek tek kuruşu yoktur.

 

“Böreği ben yaptım…”

Nazif anne dün aradı…
Nazif Dorukan…
“İlkden istemezdim adımı yazasın ama dün görünca yazını ki niyetin eyidir, yarına yazabilin hem fotoğrafımı da koyabilin” dedi.
İşte, Türkiye medyasına da yansıyan, “bayrak üstü börek” krizinin arkasında, saf duyguları ile gelen misafire ikramda bulunan annemiz.
Çok üzüldü…
Neden götürmüştü o börekleri, anlattı.
Hani üzerinden türlü siyaset yapıldı ya…
Biz “insanı” unuttuk, “siyaset insan içindi” ya hani, artık, insanlar, saf ve temiz duygularına rağmen, siyaset için kullanılıyor.
Hatırladınız mı?
“İNSAN…”
Bir kez daha paylaşıyorum Nazif annenin duygularını, tekrardan ellerinden öperim:
“Kıyma böreği hem hellimli yapıp götürdüm. Gönlümden bunlar koptu. Biz köylü insanız. Bir misafir geleceğinde, ellerin boş karşılanmaz.
Derviş Eroğlu, dedemin çok eyi arkadaşıydı. Çorçil derlerdi dedeme. Eroğlu ta Serdarlı’da doktorudu.
66 yaşımdayım, en son Serdarlı’da doktor olduğunda gördüydüm gendini. Hasta olarak dedem götürmüştü beni.
Dediler köye gelecek, ben da dedemin ruhu için börek yaptım. Kıyma ve hellimli börek.
Ben bunları, dedemin ruhu için yaptım.
Hatta yeyemedi bile adam (Eroğlu). Konuşurdu deyi.
Olay olacağını bilmezdim. Hatta masada bayrak vardı diye, ben koymadım. Bıraktım oraya. Gelenlere de dağıttım ama, kim koydu masaya, onu da bilmem.
Gelen misafirlere ve halka da dağıttım.
Herhalde kocakarıyım, ben hata yaptım ama, Eroğlu’nun ne suçu var?
Bir şey istediğim da yok. Babamın, dedemin ruhu için gittim.”









Başa dön tuşu