Köşe Yazarları

“40” dedi “pırt” dedi…


Yaşım beş…
Alaniçi’ndeyiz…
Köyde kahveye gidemiyoruz ama, kahveye çok yakın kasap dükkanında vakit geçiriyoruz…
Hüseyin Baturay…
Parmağım koptu…
Ayağım yandı…

Kafama dikiş yedim…
Hepsinde de Hüseyin abi beni doktora götürdü.
Annem beni kapar, Hüseyin abiye koşardı…
Hayatıma ciddi bir etkisi olan Ali Baturay’ın babası…
Biz “Solak” olarak bilirdik.
Bütün köylü de Solak Hüseyin diye çağırırdı hep.
Benden tam 35 yaş büyük…
Dediğim gibi 5 yaşındayım…
Hüseyin abi, 40 yaşına geldiği gün…
“40 dedi, pırt dedi…”
Böyle bir cümle kullandı.
Çocuğum ya…
Tekerleme gibi geldi.
Hiç unutmadım.
Hayatım boyunca…
“40 dedi, pırt dedi” dedi ya Hüseyin abi…
5 yaşındayım…
Aklımdan şu geçmişti:
“Yahu insan nasıl 40 yaşında olur? 40 yaşında olmam için sanki de yüz yıl gerekir…”
Tam da böyle bakıyordum…
5 yaş nerde, 40 yaş nerde?
Önceki gün köye gittim.
Hüseyin abi kahvede…
Elini öptüm, yanına oturdum.

“Yahu, sen deli bir çocuktun. Mızır… Geçen televizyon seyreder Safiye ablan (Eşi)… ‘Hüseyin gel bak kim var? B7u mızır çocuk, şimdi televizyonda akıl verir’ diye çağırdı beni. Ben de dedim ki, ‘O mızırlıklar hep akıl oldu be Safiye’…”
Biraz çocukluğumuzu konuştuk…
İkimizin de gözü doldu…
Hüseyin abiye hatırlattım:
“Be abi hiç unutmam bu dediğini ’40 dedi, pırt dedi…’ Sanki 40’a gelince hayat biter diye algı olmuştu bende…”
“İyi yaşa Hüseyin” dedi…
Dizinden tuttum, elimi tuttu…
Duygusal bir konuşma yaptık.
Ve evet…
40 oldum…
Hiç de “pırt” olmuş gibi gelmedi bana.
Çocukluğumda hafızama yapışan o yaştayım…
40 yaş…
Daha yolun yarısına bile gelmedim…
Enerjim…
Yapmak istediklerim…
İnşa etmek istediklerim…
Yetiştirmek istediklerim…
Büyütmek istediklerim…
Kısacası yapacak iş çok.
Öyle “pırt” falan da yok…
Güzel yaşamak için…
Güzel yaşatmak için…
Çok sebebim var…

***

Herşeyden önce demokrasi şöleni

Muhtemelen siz bu yazıyı okurken, kurultay sonucunu da biliyor olacaksınız.
Saat 02.00…

6 bin 135 oydan, sadece bin 500'ü sayılmıştı.
Kurultay sonucunu hafta arası bol bol değerlendireceğiz.
Dün, tam gün Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda, kurultay havasını koklamaya çalıştık.
1993'den bugüne tüm UBP kurultaylarını izledim.
Hiç bu kadar genç görmedim.
Hiç bu kadar propaganda görmedim…
Görsel şölen görmedim.
Görmedim gerçekten.
Dün, kurultaya da bu gözle baktım.
Neden mi?
6 bin 135 kişi oy kullandı.
Yaklaşık 20 bin kişi kurultay alanına geldi.
Kavga yok…
Gürültü yok…
Sabahtan aklama kadar, PM üyeleri Sabırla sıra numaralarını belirleyen kartları dağıttılar.
Dil döktüler, oy istediler.
Demokrasi böyle bir şey değil mi?
Düşünün…

Eğer delegeden üye sistemine geçilmeseydi kurultay 750 delege ile tamamlanacaktı.
376 oy alan başkan olacaktı.
UBP demokrasiyi tabana yaydı.
İnsanlar şölene gelir gibi kurultaya geldi.
Bu son derece önemli.
Kim kaç oy Aldı, bunu bol bol değerlendireceğiz.
Ancak UBP'liler, demokrasi tarihinin en önemli kurultayına imza attılar.
Bu gurur UBP'lilerin.
Diğer partiler de delegeden üyeye geçme eğiliminde…
Sırf bu açıdan bakmak bile, bana göre UBP açısından bir devrim…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı