Köşe Yazarları

32 ülkeden öğrenci…


32 ülkeden öğrenci… Üniversitelerden bahsetmiyorum. Ülkemizdeki ilk ve orta öğretimde öğrenim gören 32 farklı ülkeden öğrenci var. İlk ve orta öğretimdeki toplam 51 bin 713 öğrencinin 3 bin 127’si üçüncü ülkelerden geliyor. Daha da açık yazmak gerekirse bu öğrencilerin ana dili Türkçe değil… Bu rakamlar yaklaşık olarak öğrencilerin %6’sını oluşturuyor. Yani okullardaki çocukların %6’sı ilk etapta ya hiç Türkçe konuşamıyor veya yetersiz kalıyor. Yani öğretmeni ve arkadaşları ile iletişim kurmakta zorlanıyor. %6 demek, ortalama 30 kişilik bir sınıfta 2 kişinin ana dili Türkçe değil demek…

Bazı bölgelerde bu oran daha da yukarılara çıkıyor. Hal böyle olunca da hem öğretmen açısından hem de öğrenci açısından ciddi bir sıkıntı yaşanıyor.

Özellikle son on yılda ülkemizin üçüncü ülkelerden ciddi bir göç aldığı gerçeği var. Peki eğitim sistemimizde bu yönde bir değişime gidildi mi? Talim Terbiye Dairesi’nin bu çocuklara ekstra Türkçe ve kültürel uyum için bazı dersler düşündüğünü ve çalışma başlattığını biliyorum. Ancak bugüne kadar hiç bir şey yapılmamış. Bu çocuklar okullara yazdırılmış, sınıfın içine atılmış ve adeta hem öğretmen hem de çocuklar için “ne haliniz varsa görün” denilmiş. Şu anda da durum bundan farklı değildir. Özellikle gelir düzeyi düşük ailelerin çocukları olan bu çocukların özel Türkçe dersi almaları da pek mümkün görünmüyor. Devletin acil olarak el atması gerekiyor.

Bu çocukları eğitim öğretim faaliyetlerine entegre edemediğimiz sürece, okullardaki eğitim öğretim faaliyetleri sekteye uğruyor ve bundan sonra da uğramaya devam edecektir. Bunların bir kenara itilmesi de hem insan haklarına hem de KKTC Anayasası’na aykırıdır. Anayasamızın 59’uncu maddesinin 1. Fıkrası “Kimse, öğrenim ve eğitim hakkından yoksun bırakılamaz” der…

Bırakınız bu çocukların eğitim-öğretim hakkı ve bulunduğu ülkeye entegrasyonunu sağlamak devletin görevidir. Bunun yanında bir de kendi ana dillerinde de eğitim yapmalarına olanak tanınmalıdır. 5. Milli Eğitim Şurası’nda da bu konuda öneriler içeren kararlar alınmıştı. Ancak bizde şura kararları ile ilgilenen bir eğitim bakanı pek görmedik. Belki Cemal hoca o şura kararlarını tozlu raflardan kaldırır da bir bakar diye düşünüyorum.

*******

Beğensek de beğenmesek de ülkemiz artık çokkültürlü bir yapıdadır. Ülkedeki üniversitelerde öğrenim gören 103 bin öğrencinin 35 bini üçüncü ülkelerden gelmektedir. 55 bini de Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelmektedir. Aynı dili farklı aksanlarla konuşsak da kültürel farklılıklarımız olduğunu da göz ardı edemeyiz. İlk ve orta öğretimde de durum farklı değildir. İlk ve orta öğretimdeki 51 bin öğrencinin 14 bini Türkiye vatandaşıdır. Tüm bunları üst üste koyduğumuz zaman eğitimimizin çokkültürlü bir yapıya uygun şekle dönüştürülmesi gerekmektedir.

Aslında toplum olarak çokkültürlülüğü içselleştirmek ve farklı kültürden insanlarla birlikte yaşamayı, birlikte eğitim almayı öğrenmemiz gerekiyor. Açıkçası bu konuda devletin de yapması gerekenler var. Ciddi bir toplumsal eğitime ihtiyacımız var. Sürekli farklı kültür ve dilden insanlarla çatışarak, onları dışlayarak bir yere varılamayacağını görmek gerekiyor.

Bu insanların eğitimin dışına itilmesi demek, karşımıza farklı sorunlarla geleceklerinin işaretidir. Onları eğitimin dışında hazırda bekleyen organizmalar var. Onları sahipsiz bırakmak bu organizmaların işine yarayacaktır. Dolayısı ile devlet elini çabuk tutmalı ve çokkültürlü bir eğitime fırsat verecek adımlar atmalıdır.

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı