EğitimYaşam

2018’e damga vuran eğitim araştırmaları

George Lucas Eğitim Vakfı tarafından finanse edilen ünlü eğitim dergisi Edutopia’nın  derlediği ve 2018 yılı içerisinde dünya genelinde yapılan bazı eğitim araştırmaları sonuçlarını sizlerle paylaşmak istedik.

Bu yıl da, eğitime dair yapılan araştırmalar öğretmenlerin çocuklar üzerinde ne denli güçlü bir etkiye sahip olduğunu hatırlatmaya devam ediyor bize. Bu etki büyük oranda pozitif olsa da, bu yazımızda ön plana çıkardığımız çalışmalar, öğrencilerin okulu benimsemelerine ve öğrenmelerini artırmalarına yardımcı olmak için öğretmenlerin uygulayabilecekleri – veya zaten uyguluyor oldukları – belirli yöntemler sunuyor.

2018 yılına ait yeni araştırmalar, öğrenme stillerinden gelişmeye açık zihin yapısına ve marşmelov testine kadar birçok popüler düşünceye bakış açımızı değiştirdi.

Ama eğer tüm bu çalışmaların ortak bir noktası varsa, o da şu: Öğrenci öğrenimini artırmak için akademik başarıya yoğunlaşmak yeterli değil. Aynı zamanda, öğrencilerin – ve öğretmenlerin – ne kadar desteklendiği konusuna da kafa yormamız gerekiyor.

Basit ama etkili fikirler

Sınıfta yapılacak küçük değişiklikler şaşırtıcı yararlar sağlayabilir. Örneğin, bu yıl yapılan bir araştırma öğrencileri sınıf kapısında karşılamanın hem psikolojik hem de akademik faydaları olduğunu buldu. Bu sayede, derse katılım yüzde 20 oranında artarken, dersin gidişatını bozan davranışlar yüzde dokuz oranında azalma gösterdi ve bu da okul gününe ek bir saat katkı yaptı.

Bir başka araştırma ise gereğinden fazla süslenmiş sınıf duvarlarının, öğrencilerin dikkatini ve hafızasını zayıflatarak onları bunalttığını buldu. Öte yandan öğrenmeye yardımcı araçlar, ilham verici afişler ve öğrencilerin el işleri gibi unsurlar sınıfları daha canlı ve samimi hale getirebilir.

Öğrenci beyninin “içine girmek”

Bu yıl, öğrenme bilimini anlamaya yönelik büyük ilerlemeler kaydettik. Bunu büyük ölçüde, öğrenme sırasında çocukların beyinlerinde meydana gelen olayları gerçek zamanlı bir biçimde gözlemlememizi sağlayan teknolojiler sayesinde gerçekleştirdik.

Örneğin, araştırmacılar manyetik rezonans görüntüleme (MR) yöntemini kullanarak en iyi okuma becerilerine sahip çocukların aynı zamanda beyinlerinin farklı bölümleri arasında en çok etkileşim olan çocuklar olduklarını kanıtladılar. Bu da şunu gösteriyor: Okumak, tüm beyni çalıştıran bir eylemdir ve okuma becerisinin gelişmesi, sesli okuma ya da kişi kitap sayfasına bakarken birinin ona kitabı okuması gibi çok duyulu (multisensory) bir yaklaşımdan faydalanabilir.

Popüler düşünceler yeniden değerlendirildi 

Bu yıl yapılan bazı çalışmalar, üç büyük araştırma alanında elde edilen eski bulguları adeta “sorguya çekti”: Öğrenme stilleri, gelişimeye açık zihin yapısı ve Mischel’in irade üzerine yaptığı deneyler (yani, marşmelov testi).

Öğrenme stilleri konusunda, araştırmacılar bir öğrencinin algılanan öğrenme stilinin (görsel ya da dilsel gibi), bir konunun öğrenilme yöntemiyle eşleştirilmesinde bir fayda olmadığını buldular. Bunun yerine, öğretmenler metni resimlerle birleştirmek gibi test edilip onaylanmış stratejilere yönelmeliler.

150’den fazla çalışmayı kapsayan geniş çaplı bir toplu analiz, Carol Dweck’in öğrencilerin kendi zekalarına dair inançlarının – sabit zihniyet ya da gelişmeye açık zihniyeti – akademik başarılarını şekillendirebileceği fikrini sorguladı. Toplu analiz sonucunda gelişmeye açık zihniyetin öğrenci başarısına etkilerinin “zayıf” olduğu, ancak düşük gelirli ve akademik açıdan risk altında olan öğrencilerde iyileştirmeler sağladığı keşfedildi. Yani, gelişmeye açık zihniyet aslında ona en çok ihtiyaç duyan öğrencilere yardım ediyor olabilir.

Hatalar çocukların öğrenmelerine yardımcı oluyor

Yeni bir çalışma, bir cevabı tahmin etmeye çalışmanın ve cevaba ne kadar yakın olduğunuza dair geri bildirim almanın, sadece bilgiyi ezberlemeye çalışmaktan daha fazla hatırlama oranlarına yol açtığını buldu. Katılımcılar, kelime listelerini ezberlemeye çalıştıklarında kelimelerden yarısından fazlasını ancak ezberleyebildiler. Ama, deneme yanılma yöntemini kullanıp kelimeleri tahmin ettiklerinde ve karşılığında geri bildirim aldıklarında 10 kelimeden yaklaşık 8’ini hatırlamayı başardılar.

Öğretmenlerin akıl ve ruh sağlığına dikkat çekildi 

Yıllar boyunca düşük maaşla ve kalabalık sınıflarda çalışmak, öğretmenlerin sağlığını ve mesleki tatminini olumsuz yönde etkiledi. Yeni bir araştırma, ilkokul öğretmenlerinin yüzde 93’ünün yüksek seviyelerde stres yaşadığını gözler önüne serdi. Uzun çalışma saatleri ve ağır iş yükünün yanı sıra öğretmenler öğrencilerinin duygusal ihtiyaçlarını yönetmeye çalışmanın ve yeterli kaynakları olmadığı halde onların akademik sonuçlarını iyileştirme baskısını hissetmenin sebep olduğu bir “duygusal yorgunluk” hissettiklerini belirttiler.

Öğrenci davranışına odaklanmanın önemi

574.000 dokuzuncu sınıf öğrencisini kapsayan geniş çaplı bir araştırmaya göre, öğrenci davranışı öğrencinin gelecekteki başarısı için sınav sonuçlarından çok daha büyük bir gösterge. Öğrencilerin davranışlarını geliştirmelerine yardım eden öğretmenler (okula devamlılık ve uzaklaştırma oranlarına dayanılarak ölçüldü) öğrencilerinin mezun olma oranlarını ve mezuniyet ortalamalarını iyileştirmede sınav sonuçlarına odaklanan öğretmenlere göre tam on kat daha etkili olmayı başardılar. (Kaynak:egitimpedia.com)

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı