İki liderin Birleşmiş Milletler üzerinden yaptığı açıklama umut vericidir.
Hem Kuzey’de hem de Güney’de “bunlar görüşüyor ama aslında yine bir anlaşma olmayacak” şeklinde karamsar bir tutum vardır.
Her iki tarafta da yapılan anketlere yansıyor bu tutum.
Fakat öyle uzun uzadıya anketlere de gerek yoktur.
Her iki tarafta nabız tutanlar bunu rahatlıkla tespit edebiliyorlar.
İki liderin 2016 yılını işaret ederek bu yıl içinde çözüme ulaşabileceklerini açıklamaları bu görüşmelerin ilanihaye sürmeyeceğine işarettir ve “çözüm olmaz” pesimistliğini ortadan kaldırmaya da adaydır.
Hatırlardadır, Anan planı referandumu öncesinde ve sonrasında her iki tarafın da çatıştığı konu, görüşmelerin takvimlendirilmesiydi.
Türk tarafı belirli bir takvim çerçevesinde görüşmelerin bitirilmesi ve referanduma gidilmesini savunurken, Rum tarafı da “boğucu takvimlere” hayır diyor, görüşmelerin sürdüğü kadar sürmesini istiyordu.
Liderlerin cumartesi günkü açıklaması ile bu çatışma da geride kalmış oldu.
Şimdi artık önümüzde bir takvim vardır.
Takvimin yaprakları 2016’yı gösterdiğinde bir çözüme ulaşacaklarını her iki lider doğrudan söylemektedirler.
***
Görüşmelerin bugüne kadar iki lider ve ekipleri arası da sürdürülmesi belki de doğal olandı.
Fakat hem ortadaki karamsar durum hem de sivil toplumum devre dışı kalması bence her iki liderin zayıf tarafıdır.
Rum görüşmeci Mavroyannis Havadis’e yaptığı açıklamada aslında görüşmecilerin artık yapacağı fazla bir şeyin kalmadığını, konuların daraldığını ve geride kalan konularda uzlaşıya varılması için liderlerin siyasi irade ortaya koyması gerektiğini söylemişti.
Bundan iki sonuç çıkarmıştık;
Bir; Görüşmeler artık bitmek üzeredir.
İki; Bu yıl içinde bir sonuca ulaşılabilir.
Liderler cumartesi günü yaptıkları açıklama ile bu durumu teyit etmiş oldular.
Durum böyle olduğuna göre şimdi artık her iki lider de Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlara daha çok bilgi vermeli, çözümü onaylayacak dinamikleri harekete geçirmelidir.
Anastasiadis’in bu konuda ne yaptığını bilmiyoruz ama Akıncı’nın en eksik tarafı budur.
Zaman zaman düzenlediği “resmi” toplantılarla bunu yapıyor ama eminim bundan kendisi de memnun değildir.
Daha ötesini yapmanın zamanı gelmiştir.
Kıbrsılı Türklerin evetini korumakta zorlanacaktır…
































