Bir yılı acısıyla tatlısıyla geride bıraktık. Zaman akıp gidiyor. Bazen diyorum bana mı öyle geliyor? ancak bakıyorum her yaştan insan aynı şeyi söylediğine göre Dünya herhalde daha hızlı dönüyor! Meşguliyetler çoğaldıkça, hayat şartları gereği yükümlülükler, kat edilen yol ve mesafeler arttıkça, dünya küreselleştikçe harcanan zaman daha hızlı akıp gidiyor. 2016 yılı hepimize uğurlu olsun, barış, huzur ve mutluluk getirsin. Hem ülkemize hem Türkiye’mize hem de bölgemize.
Bu yıl yeni yıla genellikle nadir hava şartlarımızdan biri olan kar yağışı ile girdik. Kar yağışını bereketin habercisi olarak alalım ve 2016’nın bereketli ve mutlu bir yıl olmasını dileyelim.
Çevre ülkelere baktığımız zaman yaşanan savaşlar, acılar ve insanlık dışı şartlar içinde olanlar için, hayat hakkı bulmak umuduyla denizlerde boğulan masum insanlar ve çocukların olmayacağı, huzur içinde kendi ülkelerinde yaşayacakları bir ortamın yaratılmasını dileyelim.
Ülkemizde 2015 yılının son günleri, Su konusunda uzlaşmazlık, çiftçilerin ve 13.cü maaşların ödenip ödenemeyeceği, TC-KKTC arasında Yetkililerce imzalanacağı söylenen Protokol’ün, şimdiye kadar imzalanmaması sonucu yaşanan mali sorunlar, talepler ve bu konularda çeşitli çevrelerden açıklamalarla, halka yansıyan huzursuzlukla geçti. Sonunda Çiftçilerin isteklerinin gerçekleştiği haberleri ile yıl bitti.
Birkaç aydan beri Su’yun Yönetimi ve işletmesi konusunda, gerek Hükümet Ortakları gerekse ilgili siyasi Partiler içinde, tartışma düzeyinde diyaloglar yaşanmıştır. Ayrıca TC ve KKTC teknik düzeydeki görüşmelerde bir sonuca ulaşılmaması ve sürecin her kademesinin halka yansıtılarak iki ülke arasında uzlaşmazlık ve iddialaşma veya gerginlik olduğu konusunda yaratılan algılar dolayısıyla da halk arasında bir tedirginlik yaratıldığı malûmdur.
Konunun diplomatik tarzda ve her iki taraf arasında yapılacak İki’li görüşmelerle şimdiye kadar bu safhaya getirilmeden çözümlenmesi ve gerekli hizmet ve mükellefiyetlerin zamanında yerine getirilerek gerginliğin halka yansıtılmaması daha uygun olurdu.
Esasen Maliye Bakanı da Bütçe görüşmeleri esnasında TC-KKTC arasında protokolün imzalanması gerektiğine, nedenlerini de ortaya koyarak, birkaç kez vurgu yapmıştı. Ve aslında TC-KKTC teknik ve siyasi görüşmeleri, Bütçe görüşmeleri esnasında da zaman kaybetmemek için gerekli ziyaretlerle görüşme-anlaşma sağlanabilmeliydi. Bir taraftan halkın ihtiyacı olan Su denize akarken türlü yorumlara açık açıklamaların yapılmasına da gerek olmazdı.
Bunu vesile eden bazı görüş sahiplerince de Türkiye’den yardım gelsindi gelmesindi şeklinde, sürekli bu konuyu çeşit türlü çekip esneten, gereksiz yere Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkileri germek veya gerilmiş gibi göstermek yönünde halka yansıtılan görüşlerin de halk üzerinde yarattığı rahatsızlık boyutları artmaktadır. Kıbrıs’ta İki toplum arasında sürdürülmekte olan görüşmelerin barışa dönük yoğun çalışmalar esnasında, en çok ihtiyacımız olan Türkiye ile var olan iyi ilişkileri daha yakın ve sıcak tutmak gerekirken, gereksiz gerilmelere gidilmemesi, ve sürekli işbirliği içinde olan iki ülke arasındaki doğal bazı fikir ayrılıklarının, başka mecralara dağılması hiç birimize fayda sağlamaz. Dileriz en erken zamanda halkı daha fazla germeden tıkanıklıklar temas ve toplantılarla çözülür. Yılın son haftasında çözüm bulmak amacıyla Maliye ve İçişleri Bakan’ları ve Yetkili Parti Genel Sekreteri, üç yetkili olarak Hükümet yetkililerinin, TC yetkilileriyle birlikte yaptıkları toplantı sonucunda vardıkları mutabakatta; Hükümetin evvelce istediği ‘Yönetim yetkisi’, belediyelerce dağıtım ve su ücreti temininde verilecek gelirler, ihalelerin Kıbrıs’ta açılması ve Merkezi İhale Komisyonunun yetkili olması, hususunda hükümlerin kabul edildiği, açıklanmıştı. Ancak akabinde Parti organlarınca reddedilmesi Bakanların ve Görevlilerin pozisyonunu da güç duruma düşürmüştür. Görev, ilgili bu arkadaşlara verilmişse, Görev ve Yetki beraberdir. Yani belirlenen politikaları yürütecek olan Parti Başkanları ile birlikte Hükümet, Başbakan ve üyeleridir. Esasen Temsilcileridir. Başka şekilde Yönetim’de icraatlar yürütülemez.
Yıllardan beri büyük ölçüde ülkemizi ve halkımızı ferahlatacak sahilimize gelmiş bir projenin fiilen uygulanması, suyun çeşmelerden akması, tarlaları sulaması, kurak olan KKTC bölgesi için olağanüstü bir hizmetin gerçekleşmesi bekleniyor. Ortamın yumuşaması ve sonuçlanması bir zarurettir. Bu hem hizmet hem de moral yönden 2016 yılına girerken bir ferahlık getirecek ve Hükümet için de halk üzerinde güven arttırıcı bir açılım yaratacaktır. Hükümet kurulurken öngörülen ve halktan da destek gören Hükümet programının fiiliyata girme hamlesi olarak görülebilecektir.
2015 yılının son günlerinde Türkiye’den gelen 62.5 milyon TL son taksidin tamamlanması, bütçeye destek ve yapılamayan bazı hizmetlerin gerçekleşmesini sağlayacağı bakımından ferahlık yaratmıştır.
Bir Devlet Yönetiminde iktidarın uygulamada kendine güveni olduktan sonra, ve ilgili konuda kural, yasalarla ve anlaşmalarla zemini donatmışsa, denetim mekanizmasını işletebiliyorsa, kamu menfaati icabı yürütme iradesini etkin bir şekilde yüklenebildiği ve gerçekleştirdiği ölçüde, başka bir devlet veya özel işletmeyle işbirliği yapmada korkulacak bir şey yoktur. Yeter ki uygulamada bu koşullar yerine gelsin.
Ayrıca Devlet Yönetimimizde, uzlaşı kültürümüzle Hükümetin ve siyasi partilerin kendi içlerindeki anlaşmazlıkları, halka yansıtmamaları kanaatimce zorunludur. Her kademedeki ilişkilerde gerginlik, toplum psikolojisini olumsuz etkilediği gibi, daima ekonomik gelişimi de hizmetleri de engeller. Ekonomide güven ve beklentiler bir çok etkiden daha önemlidir. Bir de Yönetim mekanizmasını elinde tutanlara icraatlarında, Siyasi Partileri tarafından yetki ve elastikiyet verilmesi gerekir. Çünkü Hükümet olunduğunda, icraatın içinde olarak tüm halkın isteklerinin kaale alınması şarttır.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























