Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

2016 yılı bütçesi, 31 Ağustos itibariyle 8 aylık uygulama sonuçları

2016 Bütçesinin, Maliye Bakanlığı bilgilerine dayanarak, Toplam Genel Gelir ve Gider dengesinde, 8 aylık uygulama sonuçlarına göre, 128 milyon TL artı,  toplam Yerel Gelirlerle, Yerel Giderler arasında ise 132 milyon TL artı sağlandığı, ve ilk bakışta iyi bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz. Ancak harcama yapmak üzere bakanlık ve dairelere verilen ‘toplam avanslar’ miktarının ne olduğu iki yıldan beri gösterilmemekte olduğu cihetle bu yıl ve geçen yılki  hesap sunumlarında yıl arası Genel- Gider dengesi açısından hakiki harcamaları ve mükellefiyetleri yansıtmamakta, eksik sunulmuş olmaktadır. Son birkaç yıldan beri avanslar ve yüklenilen mükellefiyetler, halka açıklanan bu hesaplarda maalesef gösterilmemektedir. Dolayısıyla çoğu zaman yanlış yorumlara da neden olmaktadır.

 Toplam harcanmak üzere verilen avansların ve mükellefiyet altına girilen örneğin ihale edilen alımlar veya proje ödemeleri için ayrı bir başlık olarak gösterilmesi, doğru ve hakiki hesap sunumu bakımından gereklidir, ki geçen birkaç yıla kadar böyle idi. Ancak herhalde Bütçede ‘açık’ daha az görülsün diye, ilgili yıl içindeki dönem hesaplarında hem bunlar hem de ödemesi yapılmak üzere çıkan ve ödenmeyen çeklerin dahi aynı dönem içindeki hesaplarda gösterilmediği, izlenmektedir.

 Gizlemek bir yere vardırmaz, çünkü yıl sonu nasıl olsa kesin hesaplar çıktığında sonuç belli oluyor. Her yıl içinde dönemsel olarak gösterilen düşük açık, sene sonunda yüklü borçlanmalarla kapanmaktadır.! Nedeni de budur.  Bu da hesapların yıl içinde beyanat verilirken yeni bir Siyasi bir takdim şeklidir herhalde!

Nitekim şimdi çıkan Hesaplarda Yerel Gelirlerin, Yerel Giderleri 132 milyon TL aştığı görünürken, son günlerde maaşların ve mükellefiyetlerin ödenmesi için basında çıkan ‘borç aranmaktadır’ söylemleri bunun  göstergesi olsa gerek.

2015’e göre 2016 yılında aynı tarz sunumla (8 aylık), Yerel Gelirler’de, 390 milyon TL gibi oldukça önemli bir artış söz konusudur.

Artışın hangi tür vergiler veya gelirlerden olduğunu aşağıda göreceğiz. Ancak önce açıklanan rakamlara göre, özet fiilen gerçekleşmeyi görelim.

Toplam Yerel Gelirlerle yerel Giderler;            2015                2016

 Toplam Yerel Giderler, (8 aylık)                        1,966             2093    + 127

       ‘’         Yerel Gelirler     ‘’                                      1,835             2,225   + 390

                             Fark                                                    – 130              +132

Geçen yıldaki eksi’ye göre, bu yıl aynı dönemde toplam Gelir-Gider arasında 132 milynTL artı ile, Yerel gelir tahsilatındaki artışın birden bire %21’i aşan oranda gerçekleşmesi ve yerel giderleri karşılaması ilk bakışta memnuniyet verici değerlendirilebilir.

Ancak bu sonuç adil midir değil midir?  Gerçeği de yansıtıyor mu?

Bir de ona bakmak gerekir. Ve değerlendirelim.

– 2016 yılı 8 aylık uygulama sonuçlarında,  Gelir – Gider arasındaki artış sadece Yerel gelirlerden kaynaklanmıştır. Ve geçen yıla göre, Yerel Gelirlerdeki %21 oranındaki gelir artışına karşılık, Yerel Giderlerde ise % 6.5’lik bir artış gerçekleşmiştir. Bu da gerek hizmet gerekse esenlendirme veya yatırım açısından Topluma bir kısmının olsun yansıtılamadığını da göstermektedir.

-Toplam 2016 yılı TC Yardım ve Kredilerinde ise, bu dönemde gerçekleşme ve transfer oldukça düşüktür. Geçen yıl bu dönem için gönderilen TC Hibe Yardımlar ve Kredi toplamı 441milyon TL iken, bu yıl, aynı dönem için 266 milyon TL gönderilmiş görünüyor. 175 milyon TL daha az bir yardım ve kredi gelmiş oldu. Eksik gelen bu miktarın 139 milyonTL’sı, Kredi kısmıdır.

8 aylık Bütçe uygulamasına göre önemli ve dikkat çeken hususlar,

-Önemli bir gelir artışı oldu. Ancak bunun kaynağı kazanç vergilerinden ziyade KDV, Harçlar, Fon Gelirleri ve vergi dışı Gelirler yani Dolaylı vergiler, harçlar ve Fon’lardır ki ‘Pahalılığın’ da önemli nedenlerinden biridir. Halkın geneline vergi yükü çok ağırlaştırılmış ve halkın geneline yüklenme, daha da arttırılmıştır. Genel olarak Halkın Geliri pek artmadığı halde.

– Geçen yıla göre kazanç vergileri olan Gelir ve Kurumlar vergisinde toplamda 79 milyon TL, yani %16’e yakın bir artış gerçekleşmiş, ve enflasyon üzerinde iyi sayılan bir artış olmuştur. Ancak vergi mükellefleri kapsamı açısından aynı kapsamda kalarak vergi tarhiyatına devam edilmiştir. Mükellef sayısının ve mükellef ağının genişletilmediği görülüyor. 2015 Geliri için çıkan vergi listeleri ortadadır. Yıllardan beri vergi ödemeyen ve zararda olanların durumuna bir bakılması gerekir. Kayda girmeyenler ise ayrı ve büyük kayıp olduğu herkes tarafından bilinmektedir..

-Toplam 390milyon TL’lik Yerel gelir artışının 310 milyon TL’lik artışı ise Dolaylı vergilerden olup,  ‘dolaylı vergi’ kavramının adaletsizliği açısından % 23.3 gibi bir oran bir yılda çok yüksek bir orandır. Ve Özet olarak toplam 2016 Yerel Gelir artışı olan 390 milyon TL’nin, %20’si Kazanç Vergileri, % 80’i ise Dolaylı vergiler, harçlar, hizmet karşılığı ücretler ile yine dolaylı vergi olan tüketim mallarına ve hizmetlere yüklenilen Fon gelirlerine getirilen artışlardan kaynaklanmaktadır. Bu artış, ülkede tüketilen bir miktar hacim artışını da içermektedir.

Halkın genelinden alınan bu vergilerin hizmet olarak geri halka dönmemektedir;

 – Çünkü Dolaylı vergilerle sağlanan önemli Yerel gelir artışına göre, Yerel Gider artışı, üçte bir oranındadır. Çok fark. Tasarruf gayet tabii ki yapılmalıdır. Ve Yerel gelir- Yerel gider dengesi sağlanması mali disiplin açısından çok önemlidir ve hedef olmalıdır.

Ancak Halkın genelini kapsayan Dolaylı vergilerden bu kadar artış sağlanırken, fiiliyatta tasarrufun gerekli yerlerde yapılmadığı ve halka dönük hizmetlerin ve halkı esenlendirmeye yönelik icraatların ve yatırımların da Genel Kamuya yönelik yapılmadığı ortadadır. Şahsi, dar zümresel veya biraz daha genişletilmiş zümre hizmetleri, lüks harcamalar, icraatlarda daha önde ve rağbettedir. Yerel giderlerdeki artış da daha ziyade personel istihdamından kaynaklanıyor.

En çok alınan dolaylı vergi ve fonlar ve yüklenilen vergiler de halkın genelinden ve gelirine orantılı olmayan vergilerdir. Bu gelir adaletini daha da bozucu sonuçlar doğuracaktır. Halktan alınan vergilerin halkın geneline yönelik hizmet ve sosyal devlet anlayışı içinde geri dönmemesi ve sosyal yapıyı dengeleyecek hizmetlerin verilmemesi, harcamaların bu anlayışla yapılmaması, halkın bütününden alınan vergilerin, zümresel menfaatlere dönük dağıtılması adaletsizliği arttıracaktır. Buna çok dikkat edilmesi gerekir. Halkın genelini ve geleceğini tehdit edecek durumda çok sosyal sorunlar söz konusudur. Bunlara yönelik çözümlerin üretilmesi halkın sesine kulak verilmesi beklenmektedir.

-Sosyal devlet anlayışı ve gelir adaleti olmazsa ve aynı politikalarla devam edilirse, fakirleşme süreci daha artacak ve gelir yelpazesi uçurumu ülkeyi ve ekonomiyi  dengeli geliştiremeyeceği gibi sosyal rahatsızlıkları da gün geçtikçe artıracaktır. Bu dünyaca kabul edilmiş bir gerçekliktir. Yöneticilerin bunları kaale almaması endişe vericidir.

Diğer taraftan Giderlerde Yatırımlar ve Yeni projeler yeni hizmet veya açılımların yapılamadığı görülüyor.

– Mahalli yatırımlarda da toplam 34 milyon TL gibi az bir gerçekleşme oldu. Tamir projeleri olabilir. Çünkü büyük proje uygulamaları duraksamıştır.

TC Yardımlarıyla yapılan Yatırımlar için ise, 8 ayda transfer edilen miktar bu yıl çok düşük 38 miyon TL civarında. Buna karşılık toplamda  42 milyon TL bir yatırım harcaması yapılmıştır. Geçen yıl da bu dönemde aynı miktar (43 milyonTL) harcanmıştı.

Yatırımların projelendirilmediği  cihetle gerçekleştirilememesi;

-Son yıllarda Yetkili ağızlardan da sıkça zikredilen Hükümetlerce Proje gerçekleştirememe ve proje üretememe gibi zafiyetlerden dolayı Yatırımların olmamasıdır. Ödenekler dahi son yıllarda Bütçelere 2015, ve 2016 dahil global bir rakam olarak konuyor. Bu ne acı bir şeydir bir ülke geleceği için. Yine bu yıl da proje gerçekleştirilemediği anlaşılıyor? Çünkü bu yıl uygulanacak projeler için bu güne kadar hiçbir açıklama yapılmadı. 2016’da yatırımlar için 225 milyon TL, ve reel sektöre destek için 125 milyon TL olmak üzere yatırıma ve üretime dönük kullanılmak üzere toplam 350 milyon TL, ödenek öngörülmüştür. Yatırım ödenekleri, Global rakamlar olarak  öngörüldü.  Buna karşılık 42 milyon harcama yapılması, ödeneklerin bu güne kadar kullanılmaması, yine projelendirilmediği anlamındadır ki  ülkemiz adına affedilecek bir durum değildir. Hükümetlerce hizmet etmek adına finansman sağlamak için gayret gösterileceği yerde öngörülen Yatırım Yardımlarının dahi kullanılamaması ülkemiz Yönetiminin durumunu yansıtıyor..

Çünkü geçmiş son yıllarda yatırım yapılması için gönderilen TC Yardımlarının projelendirilemediği cihetle kullanılamadığı ve ödeneklerin yandığı veya geri gönderildiği hususları gerek TC Büyükelçiliği Yardım heyeti raporlarına girmiş, gerekse yeri geldikçe KKTC Yetkilileri tarafından da ifade edilmiştir ki Ülkemiz adına ne kadar üzücüdür…

Bu ülkede bu kadar yapılacak iş varken, Yatırımların bu nedenlerle yapılmaması izah edilecek bir durum değildir. İlgili Bakanlıkların özellikle de yatırımcı Bakanlıkların ve Hükümetin siyasi irade ortaya koymaları ve ekipleriyle bu konularda arı gibi çalışarak Yetkililer ve planlayıcılar olarak gereğini yapmaları herhalde görevleridir.

Veya yapıldı ise Yıl içinde geçen 8 ayda hangi Projeler veya yatırımlar programlandı ve projelendirildi ?  Çünkü  Yatırımlarda yine bir faaliyet programı açıklanmadı.

İdare’den halk Ülke geneline ve Kamu’ya yönelik icraat beklemektedir.