Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Magazin

2016 yaz modasını ve moda

1-Öncelikle Ali K. Yahi markasının doğuşu ve bugünlere gelişi hakkındaki süreci bizimle paylaşır mısınız?

İlk vurgumu modanın bir tutku olduğu ve modacının temel işlevinin de insanı salt giydirmekten ziyade güzelleştirmek olduğu noktasına yapmak isterim.
Çocukluğumdan beri bilinçsiz bir şekilde başlayan ve gittikçe takıntı haline getirdiğim bir yaklaşımım vardı; Göze hoş gelmeyen, insan veya nesneyi güzelleştirmek, hoş algılar yaratacak bir konuma kavuşturmak. Bu tutku, kendimi fark ettiğim anda, başka bir mecrada başladığım üniversite kariyerimi bile değiştirip moda sektörü ile ilgili alana girmeme sebebiyet vermiştir. İşte o zaman diliminde başlayan tutku veya takıntı beni bugünlere taşımış ve beraberinde de hepinizin bildiği Ali K.Yahi markasının serüveni hayat bulmuştur.

     2-Ali K. Yahi markasının ülkemiz ve uluslarası alanda vardığı nokta neresi?

Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar ve bu şartların topluma dayattığı, koşulların yarattığı de facto bir olağanüstü hal mevcut. Buna karşın hayatın bir başkaldırı ve arayış olduğunun da bilincindeyim. İşte bu bilinç beni çok yönlü ve çok uluslu zeminlere yönlendirmiştir. Markamızın kısa, orta ve uzun vadeye yayılan stratejileri kapsamında 2016 sonbaharı itibarı ile uluslararası arenada yol almayı hedefliyoruz. Bu hedefe yönelik çalışmalar sürerken öte yandan ülkemizde de farklı ve ilk olan çalışmaları hayata geçiriyoruz. İlk kez design shop nitelikli bir mağaza olan Ali K.Yahi for AYSH markasının hayata geçirilişini sağladık. Dereboyu bölgesinde, Golden Tulip Hotel karşısında açtığımız mağaza
Pret-a porter giysi ile halkımızın tanışmasına öncülük ederken, ilk kez bir fuarda kavram işbirliği bazında Korineum Golf Club ile işbirliği oluşturduk ve bu çabalara devam ediyoruz. Yakında yine ilkleri içeren çalışmalar ile ülkemiz moda severlerle farklı platformlarda buluşacağız.

   3- Ülkemizin en başarılı moda tasarımcılarından birisiniz hatta ilk sıralarda yer    alanlardansınız. Bu başarınız ödüllerle değer buldu mu?
Bu tip övgü nitelikli yaklaşımlar beni hafif bir utangaçlığa sevk etse de ödüllerin, moda tasarımcıyı besleyen ve toplam bir beğeni ile başarıyı realize eden unsur olduğunu belirtmek isterim. Ödüllerimin arasında 2 kez ‘Yılın En iyi Moda Tasarımcısı’ ve 1 kez de ‘Yılın En iyi Çıkış yapan Moda Tasarımcısı’ bulunmaktadır.

4-Sayın Yahi, 2016 Yaz için modada neler öne çıkacak, hangi tip giysiler giyilecek, hangi renkler ön planda olacak? Biraz bundan bahsedebilir miyiz?

2016 Yaz için dünya aslında tüm hazırlıklarını tamamlamış durumda. İlkbahar ve yaz aylarında gardırop ve vitrinleri gülkurusu, şeftali tonları, okyanus ve sümbül mavisi, buzlu kahve tonları, parlak yeşil, narçiçeği, lila ve gri tonları süsleyecektir. Genel olarak analiz ettiğimizde pasteller sezonun önde gelen renklerinden olacaktır. Kıyafet modellerinde ise yine sert ve modern çizgi kalıplarla kişiyi daha da dinamik gösterecektir. Renklerin yumuşaklığı, modellerdeki asil kesimlerle bir bütün oluşturuyor. Kendinden emin kadınlarla, özgür beyler sıcak mevsimin şık bireyleri olacaktır.

5- Kişiye Özel Tasarım (Haute Couture) çalışıyorsunuz. Bu çalışma süreci nasıl geçiyor?

Öncelikle biraz Haute Couture’ün tanımını yapmak istiyorum. 19. Yüzyılın başlarında Fransa’da başlayan ve günümüze kadar devam etmekte olan ısmarlama dikiş kişinin saç renginden, davranışlarına kadar tasarımcı tarafından analiz edip tasarlanan dikiş ve giydirme türüdür. Duyulduğu kadar kolay olmasa da en keyif aldığım çalışma tekniklerindendir Couture tasarımlar. Pret-a-porter gibi tek ilham kaynağı üzerinden çalışıp koleksiyon hazırlamak değil aksine size gelen müşteriniz ilham kaynağınız oluyor. Farkı kişilikler, tarzlar, renkler, mekânlar, hikâyeler ve özgün tasarımlar. Kişiyi ve tasarlayacağımız kıyafetin nerde giyileceği konusunda bilgi almak için geniş ve detaylı sorular soruyorum. Bu sorularla birlikte müşterinin vücut proporsiyonundan, ten rengine kadar detayları yazıyorum. Tüm bilgileri harmanlayarak bir tema oluşturuyorum. Ve O temaya uygun en az 3 farklı tasarım hazırlıyorum. Bir sonraki görüşmede müşteriyle birlikte yaptığım eskizleri değerlendiriyoruz. Ortak alınan kararlarla birlikte İngiltere, Türkiye, İsviçre, Fransa ve İtalya’dan uygun kumaşı tedarik ediyorum. Bu süreçte müşterinin geniş detaylı ölçülerini alıyoruz. Minimum 2 provada kişiye elbisesini teslim ediyoruz.

Couture çalışmalarım özellikle gelinlik ve damatlık tasarlamaktan oldukça haz alıyorum. En özel etkinliğin, en özel kesimlerle buluşması kaliteli bir sonuç çıkarıyor.

7. Modanın uluslararası bir dili olduğunu biliyoruz. Bu evrensel dilin gücünü fark eden ülkeler moda tasarımcılarına sahip çıkarak, tanıtım ve PR elde edebiliyorlar. Size böyle bir yaklaşımla ulaşan devlet yetkilisi oldu mu?

Yaraya tuz basmak denir ya bu soru da benim yarama tuz bastı. Maalesef ki, uluslararası başarıya bu kadar muhtaç olup da uluslararası başarı için tek bir hamlesi olmayan tek ülke biz olduğumuza inanıyorum.
Her şeyin yerel bazda düşünülmesi sonucunda Türkiye veya Avrupa’da başarı kazanan hiçbir yetenek devlet tarafından onure edilmiyor.
Hüseyin Çağlayan’ın küresel bir imza haline gelmesine duyarsız bir devlet anlayışı, Ziynet Sali’yi genelde bedava konserler için hatırlayan bir toplum olduk maalesef.
Bu noktada tüm devlet yöneticilerinin başarıya odaklı yeteneklere karşı daha duyarlı olmaları, sahiplenmeleri ve desteklemeleri en büyük arzumdur.

8. Sayın Ali K. Yahi, son yıllarda moda tasarım ya da moda alanında üniversite eğitimi almak isteyenlerin de arttığını görüyoruz. Bu konudaki görüşünüz ne?

Bu konudaki artış eğilimini bende farkındayım. Üniversitelerin ve temel eğitim kurumlarının davet ettiği ve bulunduğum kariyer günlerinde bu ilgiyi tespit ettim.
Gençlerimize bu konudaki en temel öğüdüm, hedefledikleri alanda bilinçli bir hazırlık aşaması ile ulaşmaya çalışmalarıdır.
Bu noktada bana ulaşan ve özellikle üniversite eğitimini moda tasarım veya moda alanında yapmak isteyenlere elimden geldiğince destek oluyorum, dersler veriyorum, yönelimlerini berraklaştırmaya çalışıyorum. Moda tasarım alanında eğittiğim öğrencilerin şu an 3’ü Türkiye, 2’si İtalya ve diğer 2’si de İngiltere’de en iyi Üniversitelerde eğitim görmektedirler. Ailelerin ve gençlerimizin gittikçe bu konuda daha bilinçli hale geldiğini görmem ise bana ayrı bir memnuniyet vermektedir.

9. Genelde Kıbrıs Türk halkının ve özelde de Kıbrıs Türk kadınının moda ile arası nasıl? Başarılı diyebilir miyiz?

2009 yılında Ada’ya geldiğimde Kıbrıs Türk müşterilerimin daha çok Batı veya Türkiye ekranlarındaki kadınların kopyası olmak hevesindeydiler. Kendisine yakışıp yakışmayacağı, tarzının ne olduğunu bilmeden üzerinde uyarlamak taraftarıydılar. Ne yazık ki ülkemizde Moda kültürü pek yok. Bu kültürü oluşturmak ve bireyleri bilinçlendirmek bizim işimiz olduğunu düşünüyorum. Hem ben hem de meslektaşlarım bunun için büyük emekler veriyoruz. Günümüze bakacak olursak kadınlarımız daha özgün ve meraklı davranmaya başladılar. Büyük bir gelişme olduğunu gözlemlemekteyim.

10. Moda giysi ile özdeşleştirilen bir kavram. Buna katılıyor musunuz?

Kesinlikle katılmıyorum. Moda bir yaşam biçimidir. Her ne kadar popüler kültürün bir unsuru olsa da modanın insanın varoluşundan beridir devam eden bir yaşam anlayışı olduğuna dair inancım tamdır.
Ortadoğu’nun Pers İmparatorluğunu veya Antik Yunan’ı incelediğimiz zaman karakteristik ve mütevazı bir tarz vardı. Kadınların Peplosları oldukça romantik ve rahat bir görünüm sergilemekteydi. Rönesans ve Barok dönemlerindeki ihtişamlık büyüleyici olduğu kadar asilliğini kaybetmemişti. Bununla birlikte, Roma İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğunun etkileri her dem modada kullanılmaktadır.
Kısaca vurgulamak isterim ki, moda yaşamın bütünselliği içerisinde bir anlayış biçimidir. Bu anlayışı, temelde giysi merkezli algılıyor olsak da toplam bir hayat kalitesi oluşturulmasının en temel yaklaşımıdır diyebilirim.

 

11. Sayın Ali K. Yahi son olarak sözlerinizi nasıl sonlandırmak isterdiniz?

Öncelikle böyle bir söyleşi ile topluma ulaşmamı sağladığınız için şahsınızda Havadis Gazetesi’ne teşekkür ediyorum. Geçmişte mensubu olduğum Havadis Gazetesi’nin modaya ilişkin tavrının tüm medyaya örnek olması en büyük dileğim. Modanın ve aslında yetenek ve bilinç gerektiren her sektörün doğru ve düzgün bir anlayış ile ele alınması gerekiyor.
Modanın çok göz önünde bir yaşam biçimi olmasına karşın, insanların kimi zaman bedenlerini ve paralarını, kimi zaman ise toplumsal statülerini teslim ettikleri moda tasarımcılar hususunda bilinçli olmaya çağırıyorum.
Her bireyin önce kendini tanıması, ardından da ne istediğini bilmesi moda konusunda gidilecek yolun da göstergesi olacaktır.
Bilinçli bir bireyin güzelleşmek ve hoş bir hayat için göstereceği çabaların hedefe ulaşması bireyin mutluluğunun da sırrıdır.
Bu noktada tüm halkımıza modadan vazgeçmeden ama modanın esiri de olmadan yaşanacak güzel günler diliyorum.