Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

2015 yılında gerek dünyada gerekse Türkiye’de hedeflenen makro ekonomik hedefler…

Geçen çarşamba günü TC Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Türkiye’de uygulanmakta olan faizleri bu ay arttırmadığını açıkladı. Siyasi baskılar dolayısıyla faizlerin indirilebileceği endişesi gerçekleşmedi. Gecelik fonlama faiz oranını % % 11.25’te, bankalara repo işlemleri için borçlanma faizini % 10.75’te, MB borçlanma faiz oranını % 7.5, bir hafta vadeli ihale faiz oranını da % 8.25’te bıraktı. Bu konu ile ilgili yapılan açıklamada da enflasyondaki gıda fiyatları yüksekliğinin iyileşmeyi geciktirdiği konusundaki geçmiş aylardaki açıklamalar yerine, büyüme için yapısal reformların gerçekleşmesi gereğine dikkat çekti. Yani GSYIH büyümesinin ve ekonomik kalkınmanın gerçekleşebilmesi için, sadece para politikasına bağlı olmadığı ve hükümetin de yapısal reformları gerçekleştirmesi gereği üzerinde duruldu. Kurul, hükümet tarafından açıklanan yapısal reformların uygulanmasının büyüme potansiyelini önemli ölçüde arttıracağını açıklayarak, siyasi baskıların MB Bankası üzerinde yoğunlaşmaması gerektiğini, bu konularda hükümete düşen icraatların da yapılması ile ekonomide iyileşme ve büyüme olabileceği mesajını verdi.
Geçen haftaki yazımda, ABD’nin 2015’e yönelik para politikası ve ekonomik politikalar hususundaki görüşlerini değerlendirirken, FED Başkanı’nın da tüm ülkelere özellikle de gelişmekte olan ülkelere yaptığı uyarı, “yapısal reformların” şimdiye kadar gerçekleştirilmemesinden dolayı ekonomik dengesizliklerin yaşandığı, ekonomik tıkanıklıkların ve çıkmazların, özetle kısır döngülerin varlığına değinilerek, bunun çıkış yolunun temel sorunlara çare bulmak ve uygulamak olduğu yönünde idi. FED Başkanı, bu güne kadar son 6 yılda dünyada uygulanan parasal genişleme politikaları ile küresel bollaşan sermayeden özellikle kalkınmakta olan ülkelerin oldukça yarar sağlayarak büyümelerini yabancı sermaye ile kolaylaştırdıkları, ancak bunun ilelebet devam edemeyeceği ve ekonomilerinin tıkandığı, ekonomik dengesizliklerin giderek artmakta olduğuna vurgu yapılarak yapısal reformların gerçekleştirilmesinin şart olduğuna dikkat çekmişti.  2015’ten sonra ABD’deki çıkacak ekonomik göstergelere göre, ekimde tahvil satışlarını durdukları gibi faizleri de 2015’te arttırma ihtimallerini de duyurmuş, tüm ülkelerin ekonomilerinde denge sağlanabilmesi ve büyüme potansiyelleri için “yapısal reformlarını” 2015 ten itibaren yapmaları zaruretini duyurmuştu.
Aynı hafta içinde, TC Başbakanı Sayın Davutoğlu, “yapısal” reformlarla ilgili geniş kapsamlı bir reform paketi açıklamış ve “Güçlü ve Dengeli Bir Büyüme için Yapısal Dönüşüm” başlığıyla ekonomik önlemleri açıklamıştı. Geçen haftaki yazım konusu içinde detayları ile değerlendirdiğim cihetle bu hafta paketin içeriğini yeniden tekrarlamayacağım, ancak bunun önemi üzerinde hükümetçe de durulduğu görülmektedir. Ancak 2015 yılında seçimler olacağı cihetle Hükümetin siyasi baskılardan uzak tümünü uygulama imkânı bulması,  birlik halinde paketin arkasında durulması ile mümkün olabilecektir. Esasen cari açık, işsizlik oranının oldukça yüksek olması, kur baskısı ve bölge ülkelerinin ekonomik ve siyasi açıdan çok dalgalı durumda bulunması, Türkiye ekonomisi açısından riskleri artırıyor. Bu bakımdan bu açıklanan önlemlerin uygulanmasının daha da önem kazandığı bilindiği cihetle, kaçınılmaz olduğunu hem hükümet hem de tüm sektörler farkındadır.
İMF’nin birkaç hafta öncesinde açıklanan Türkiye raporunda ekonomideki dengesizliklerin büyüme potansiyelini sınırlandırdığına dikkat çekilerek tasarrufların arttırılması, rekabet gücünün ve üretimin arttırılması öneriliyor. Türkiye’de açıklanan pakette bunlar öncelikli olarak vardır. Enflasyonun pozitif reel faiz politikası ile düşürülebileceği belirtilerek döviz rezervlerinin arttırılmasıyla ekonominin direncinin de artacağına işaret ediliyor. Ayrıca Türkiye’nin dış finansman bağımlılığından kurtulması ve kendi ulusal tasarruflarının artırılmasının önemi vurgulanarak, Türk bankalarının dış fonlamaya bağımlı olması, bankaların dolaylı döviz kuru riskini de arttırdığı, işsizlik, cari açık ve enflasyonda alarm işaretlerinin bulunduğu  vurgusu yapılıyor. Rapor Türkiye’nin ekonomik sıkıntılarını ve büyümedeki sorunları ile ekonomik değerlendirmeleri yaptıktan sonra sonuçta makro ekonomik politikaların ve yasal reformların uygulanması önerilmekte ve uygulanan makro ekonomik politikaların gerektiği kadar sıkı olmadığı eleştirisi ile reel faizlerin negatife düştüğü için TL kur riskine işaret ediliyor. 
Sonuçta Türkiye dahil tüm uluslararası politika yapımcılarının ve uygulayıcılarının görüşleri aynı noktada birleşiyor. Türkiye orta doğuda yükselen bir değer olarak, hazırladığı kapsamlı Eylem Planını, içinde bulunulan zorlukları aşmak için hükümetçe de öngörüldüğü üzere 2015 de başlamak üzere uygulamak durumunda olduğu, bilinci ve kararlılığında görülmektedir.            
Birkaç gün sonra yeni yıl 2015’e giriyoruz. Yeni yılın halkımıza, ulusumuza, bölge ve dünya barışına hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.