Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

15 Mayıs mı?

Okullar açılıyor mu? Açılacak mı? Son günlerin en çok konuşulan konularından biri de bu… Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu bir 15 Mayıs’tan bahsetti ama farklı haber kaynaklarında farklı ifadeler yer aldı. Bazılarında “15 Mayıs” bazılarında da “15 Mayıs’tan sonra” ifadesi dikkat çekti. Tabii ki 15 Mayıs sonrası da geniş bir anlam içermektedir. Yani Mayıs ayının sonu da 15 Mayıs sonrasıdır, Temmuz ayı da…

Bu bilgi kirliliğini gidermek için Çavuşoğlu kendi sosyal medya hesabından konuya açıklık getirdi ve şöyle dedi: “Alınan aşamalı kararların sonuncusu 15 Mayıs’a kadar okullarımızın tatilinin devam etmesidir. Bu tarihten sonra okulların eğitime devam edip etmeyeceği kararını, bugüne kadar olduğu gibi Bilim Kurulu’nun görüşü ve Bakanlar Kurulu’nun onayı belirleyecektir. Biz belirlenecek tarihe göre, yürütmekle sorumlu olduğumuz işleri, takvim belirlendiğinde hazır olmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyetinin oluşmaması için, ileriki günlerde alınacak açılma ve/veya açılmama kararına uygun senaryolara göre, tüm hazırlıklarımız yapılmaktadır. Kimse bu görüşün dışındaki haberlere itibar etmesin.”

Elbette bu okulların açılıp açılmayacağı konusu toplumu yakından ilgilendiriyor. Çünkü ilk ve ortaöğretimde 50 binin üzerinde öğrenci kitlesi var. 50 bin kişinin bir anda sokakta olması, okulda birlikte oturması üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir konudur.

Bu durumun önemini bilen ana muhalefet partisi başkanı Tufan Erhürman da kendi sosyal medya hesabından sayın Çavuşoğlu’na cevap verir nitelikte bir açıklama yaparak şöyle dedi: “4 Mayıs’taki ilk açılmadan itibaren ne olup biteceğini görmeden, alınacak tedbirler, kriterler ve uygulanacak program üzerinde çalışıp bunları kamuoyuyla paylaşmadan, 15 Mayıs’ta okulların açılmasını gündeme getirmek son derece yanlış. Toplu taşımacılığın yaygın olarak kullanıldığı, sınıflarda çok sayıda öğrencinin bir arada bulunduğu ve sosyal mesafe uygulamasının son derece güç olduğu okullardan söz ediyoruz. Bir yandan rehavete kapılmayın deyip, bir yandan hükumetin rehavete kapıldığını gösteren açıklamalardan biri daha. Aileleri, çocuklarını okula gönderip göndermeme kargaşasının içine sokacak bu yaklaşımı kesinlikle kabul etmiyoruz.”

Her iki açıklamada da çocuklarla ilgili bir kaygı taşıdığını görmek, vatandaş olarak beni sevindirdi. Çünkü okulların zamanından önce açılması demek; 50 bin öğrencinin ve de onları okula getiren ailelerin sokakta olması demektir. Bu rakamın ne olduğunu varın siz düşünün.

İşin içinde çocuklar olunca bir o kadar daha dikkatli olmakta yarar vardır. Sayın bakan Çavuşoğlu okulların açılmasına karar verecek olan kurumun önce Bilim Kurulu olduğunu söyledi de hangi Bilim Kurulu olduğunu ben pek anlamadım. Ortalıkta çok sayıda bilim kurulu var. Galiba bir Başbakanlık Corona Virüs Bilim Kurulu bir de yine Başbakanlığa bağlı Sibel Siber’in başkanı olduğu Başbakanlık Covid 19 Koordinasyon Konseyi var. Bunların yanında Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Cumhurbaşkanlığı Sağlık Danışma Kurulu var. Yine bunlardan başka sağlık örgütlerinin kendi kurulları var. Bu konuda da ortada bir “bilimsel kurul” kargaşası var. Bir vatandaş olarak sormak zorundayım. Bu kurullar arasında bir ortak görüş ortaya çıkacak mı? Yoksa her biri bir şey mi söyleyecek?

Ola ki okulların açılmasına karar verildi. Ben hangisinin vereceği karara güvenip inanacağım?

Dolayısı ile okulların açılması meselesi öyle aceleye getirilecek bir mesele değil… Toplumda bir rehavet görüntüsü beni daha da endişelendiriyor. Elbette 10 Mart’tan beri evlerdeyiz. Ancak sağlığımız ve geleceğimiz için biraz daha dişimizi sıkmamız gerekir. Bir de sayın Çavuşoğlu’na hatırlatmakta yarar vardır. Elbette Bilim Kurulu’nun vereceği karar önemlidir. Ancak eğitimin diğer paydaşlarının vereceği kararlar da dikkate alınmalıdır. Öğretmenler, veliler ve çocukların ne dediği de önemlidir.

Hep birlikte en doğru açılış zamanını bulmak, çocuklarımız için en iyisidir.