Köşe Yazarları

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLAMALARI






Kim bilir geçtiğimiz hafta bu yazı dahil kaç tane St. Valentine’le başlayan cümle okudunuz. Kim bilir kaç yerde “Sevgililer Günü’nün Tarihçesi” anlatıldı. Güllerin renklerinden, anlamlarından söz edilerek, hangi çiçeğin sevgiliye verilmesi gerektiği hatırlatıldı. Eğer iki satır bir şeyler de karalamak isterseniz hiç kafa yormanıza gerek yoktur. En güzel sevgi mesajları size bir tık kadar uzaktadır artık. “SMS”ler, internet sitelerindeki hazır kartlar, sevgi sözleri, romantik resimlerle süslenmiş hikayeler, çeşit, çeşit yemekler, mezeler, şaraplar, sevgililer gününe özel mönüler çoktan önünüze sunulmuştur. Jan janlı restoranlarda yemekler yine bugün de el yakan fiyatlarıyla yendi! Sohbetsiz, alışıldık, heyecansız ve aşksız insan kalabalıkları sevgili rolüne soyundular 24 saatliğine. Aşk gününü kutladılar. Alevin, ateşin, aşkın rengi ve kalbin sembolü bin bir türlü şaklabanlıkla duvarlara, kağıtlara, vitrinlere, çiçeklere, reklamlara ve akla gelmeyecek bin bir türlü detaya alet edildi yine AŞK.

Haftalardır Sevgililer Günü için hazırlanan pazarın reklamı yapılıyor. Bu açık pazarda her şey sevgiliye uydurulmuş. Yastıklar, uyku setleri, buketler, bulaşık makineleri, parfümler, telefonlar, tek taşlar… Ahh neler neler!.. Bu güne eğer kötü hazırlanmışsanız eyvah ki ne eyvah.. Siz uzayda yaşamıyorsunuz ya. Bu günü bu kadar bağrıltı ve şamata arasında unutmanız mümkün değildir. Baksanıza hediyeler artık sipariş ediliyor bu özel günde sevgiliye! Bugün resmi bağla birbirine bağlı olan herkes otomatikman sevgilidir. Bunu kanıtlayacak kapı kadar tapusu vardır bu imzalı mühürlü aşkların. Doğal olarak 14 Şubat günü tek günlüğüne sevgili olmaya sığınanlar koşacaklar çiçekçilere. Bu koşu faslına hazır olan çiçekçiler ise hazırladıkları kutu kutu çiçekleri şipşak satacaklardır bu pazarın müşterilerine. Çiçek alan erkeklerden çoğu daha çiçekçideyken başlayacaklar böyle bir günde bir çiçeğe üç kat para ödemenin enayiliğini şikayete. Pek çoğu mecburiyetlerini, öfkelerini ve zorunluluk ile yaptıkları bu eylemi içlerine gömerek, yüzlerine maskelerini geçirerek tutacaklardır evlerinin yolunu.
En biçimsiz, en gösterişsiz çiçek bile alıcı bulacaktır bugün. Nöbetçi aşıklar gibi nöbette bekleyen çiçekçilerin bulunması böyle bir günde faydalı olabilir. Hatta elzemdir. Eğer son anda sevgili olduğunu unutan olursa parayı verip çiçeği alır ve hayatı da kurtulur. Eeee iş bununla biter mi? Öyle kuru kuruya çiçek de yetmez bugün vesselam. “Şu kadarcık” bir taşı sakın esirgemeyin uğruna dağları deleceğiniz yavuklunuzdan. Üç yüz altmış dört gün birbirinize sövseniz de bir güncük sıkın dişinizi, rolünüze iyi çalışın, ödevinizi lütfen iyi yapın. Hele becerip bir iki dize şiir de ezberlediniz mi, en iyi sevgili ödülünü alabilirsiniz ve bir sonraki özel güne kadar – muhtemelen bu da kan dökülüp, hak alınan ama balo salonlarında göbek atılıp, kutlanan bir gün haline gelen- kadınlar gününde olacaktır. Erkek sevgililer bu günde ev ödevlerini iyi yaparlarsa en azından biraz zaman kazanıp bu işten alınlarının akı ile çıkacaklardır. Şiir nerden aklıma geldi ki benim. Kaç kişinin umurunda ki şiir. Aşk, yaşam denince ifade edebilme gücü olarak bu kapitalist düzende “ben ne söylerim, tamburam ne çalar” gibi bir şey olur bu ortamda. Bizim gibi şiirciler için ruhunda şiir olmayan bir ülkede yaşamak ne kadar da zordur. Şiir paketlenmez ve parlak kaplamalara ihtiyaç duymaz. Zaten ne aşukun ne de maşukun böyle günlere ihtiyacı da yoktur. Aşk bağlasanız durmaz, aşk oldu mu dil sussa da, yürek susmaz… Sevdanın özgür dili basmakalıp mesajlara sığmaz, kaldırmaz ve kabul etmez.
Bu sevgililer gününde zorla yan yana gelmiş pek çok insan bir restoranda masa başında kadehlerini aşka kaldırdıklarını zannedecekler yine. Saatler 24’ü vurup, külkedisi eski kıyafetlerine dönünce yine evdeki hayat kaldığı yerden devam edecek. Zoraki hediyeler, zoraki sözler, çiçekler arasında bugün aşkın o büyülü gerçekliği bir yerlere kaçacak gene. İçinden ve düşünden aşk tutanlar, özlem çekenler, acı duyanlar, bugünün 14 Şubat olduğunu önemsemeyecekler, bu açık pazarın mahallesine girip bakmaya ve bile bile lades olmaya ihtiyaç duymayacaklardır.

Gönülde ateş olduktan sonra kim önemser sürüler ve yığınlar halinde kutlanan günleri? Kim koşar koskocaman bir pazarın müşterisi olmaya? Aşk adına hediye dilenmeyi kim ister? Dilinde söz, teninde ter olanın hangi kalıp mesaja ihtiyacı vardır? Sözler, şiirler yetmezken sevgiliye aşkı anlatmaya, zoraki oturulmuş bir masanın başında arabesk ve kötü müzikler eşliğinde sıkılmayı, susmayı, dayanmayı ve hediye alıp vermeyi kim ister? Kaç tane sevgili bugünü sevgi adına hisseder? Aşk gizlenebilen ve ertelenebilen bir şey midir ki? “Seni seviyorum” sözcüğü enflasyona uğratılsa bile içinde gizlenen o yara, o kesik, o güç kaybolur mu? Şarkı, şiir, roman, öykü, (bugün aynı zamanda öykü günü de sanırım) heykel, bale, tango, niçin var? Başka türlü bir şey dileyen şair nasıl bir dünyayı işaret etmektedir. Ya “Bir insanı sevmekle başlayacak her şey” sözü ne için söylenmiştir? Aşk bütün dilleri çözerken, yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek diyen bir düşü niçin kurmaktayız? “Artık ben şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum” diyen şiirleri neden ezberledik? “Ben sana mecburum bilemezsin/ adını mıh gibi aklımda tutuyorum” şiirini söyletmeyen, ezberletmeyen, yeniden kendi demiş gibi yazdırmayan aşka, aşk mı derim ben? Yeri doldurulamayan bir insanınız olmadıkça bugün kimin yüzüne bakıp “seni seviyorum” diyeceksiniz? Bütün yollardan, hatalardan, kırgınlıklardan sonra sığındığınız kucakta “gözlerinin içine başka hayal girmesin”i hissettirmeden yaşanan bir ilişkiye ne renk bir çiçeği uygun göreceksiniz? Bugün, birbirine sevgilicilik rolü oynayanlar karşısında yer yarılıp da içine girmeyecek mi aşk, utancından? Yüzü yere düşmeyecek, başı öne eğilmeyecek, ağladığı duyulmayacak mı?

“Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller”
derken Sezai Karakoç’un anlattığı ile SMS’ler arasına sıkıştırılmış o magazinsel yaklaşım ayni şeyden mi bahsetmektedir? Bugüne ihtiyacı olanlar, titremenin, yanmanın, yakmanın, özlemin, duygunun varlığını para ile şekil ile yer değiştirenlerdir. Bugün sevgililerin değil sevgilicilik rolüne soyunanların günüdür. Bugün çarşıya, pazara para akıtan ezbercilerin, medyatik gösterilere soyunanların günüdür. Bugünü kutlamaya ihtiyacı olan dünyamıza aşk diliyorum.
Tanrı bizi sevgisizlikten korusun.








Başa dön tuşu