Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

14 MAYIS’TAN SONRAKİ GÜN

Önümüzdeki hafta böyle bir günde hepimizi yakından ilgilendiren Türkiye Cumhuriyetinde ki seçimlerin sonucunu konuşuyor olacağız.

Seçimlerin sonucu ne olursa olsun şu anda olan manzara önümüzdeki hafta böyle günde de değişmeyecek. Gelecek olan siyasiler önlerinde bozuk bir gelir dağılımıyla orta sınıf halkın yok olduğunu görecek. 450 milyar dolar dış borç stoğuyla Merkez Bankası’nın rezervi kalmamış 40-45 milyar dolar eksi rezervi olduğunu görecek. Türk lirasının değer kaybından dolayı milli paradan sürekli kaçan bir halk bulacak ve bunda dolayı da %100’e yaklaşan bir enflasyonla karşılaşacak. İşsizliğin %30 civarlarına geldiği bir sosyal sorunla buluşup Türkiye’nin ciddi anlamda riskli bir ülke olduğunu gösteren CDS priminin 600 baz puana geldiği bir gerçekle karşılaşacak. GSYH’nin yüzde 7.0 civarında bir cari açıkla ve kayda girmeyen büyük oranda bir finansman tablosuyla karşılaşacak. Kur korumalı Mevduat yükü başlı başına bir sorun olarak duruyor. Yüksek maliyetli dış borçlanma, darmadağın olmuş bir bankacılık düzeni ve enflasyonun çok altında bir politika faizi bütçe açığı 1.5 trilyon dolara çıkacak. Demokrasinin özünü oluşturan güçler ayrılığı hiçbir şekilde çalışmıyor durumda. Daha birçok iktisadi sorun ekleyebilirim buraya ama bu yazdıklarımın bile gerek Türkiye gerekse her sorunun direkt etkilenen olarak bizleri nasıl bir çıkmaz beklediğini ve gelecek dönemin sorunlarının neler olduğunu göstermeye yeterli. Üniversite bitirip ne okuduğunu bilemeyen binlerce insan yetişti 20 yılda. Bunlar gibi bugün yanlış para politikası ile gerek Türkiye’nin gerekse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin içine düştüğü krizi kabul etmeyen iki ülkede de siyasetçiler var. Türkiye de sürekli şuan ki iktidar tarafından manipüle edilen iktisadi verilerle krizi saklamaya çalışanlar bizde ise fakirlik olmadığını ve refah toplumu olduğunu söyleyen Maliye Bakanı. Bunlar krizin farkında değil. Sürekli değer kaybeden Türk Lirasından kaçış sonucu tüketim devam ediyor ve bu kriz nerde sorusunun sorulmasına kaynak yaratıyor. Bunun bir kriz sonucu olduğunun fakına varamayan siyasiler bugün ne alırsan yarına yanına kar kalır düşüncesinde olan tüketiciler. Hastalığın farkında olmayan siyasilerin durumu iki ülke için en tehlikeli olanıdır.

Krizin giderilmesi için kimse adım atmıyor veya ne adım atılacağını bilmiyor. Bizler hep kandırılıyoruz. Maraş açılacak, yeni uçak alanı açılacak, milli uçak şirketi kurulacak, bu kadar turist gelecek, Türkiye Doğu Akdeniz de petrol ve gaz bulacak dolayısıyla bizde zengin ülkeler arasına gireceğiz. Türkiye top yaptı, tüfek yaptı. Bir sürü laf ve bunları alıp kabul eden bir toplum işte önümüzdeki hafta böyle günde bunları göreceğiz, yaşayacağız ve vay bu ….. bu kadar kötü müydü bu ekonomi diye hastaya biraz daha antibiyotik vermeye devam edeceğiz ama seçim sonucuna göre ya hiç düzelmeyip daha da kötü durumla karşılaşacağız yada iki yıl sonra bir düzelme görmeye başlayacağız.

Çok ciddi bir hastalığın pençesindeyiz.