Köşe Yazarları

12 EYLÜL’ÜN YIL DÖNÜMÜNDE SON BAKIŞTAKİ O GÖZLER KALDI AKLIMIZDA







“HAYAT, ÖLÜM YOLUNDA BİR DÜŞTEN İBARETTİR”

Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
Bir yaz güneşi gibi eritir bu terk edişler
Bir an duruşu gibi ömrün bitişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler.
Aman aman yandım amman
Acı yüzler kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Aysel Gürel

Herkes hayatının bir döneminde Sezen dinlemiştir. Bazen “Gitme kal” diyerek gidişlerin ardındaki duyguları dillendirmiş, bazen de “sen ağlama” diyerek yüreğini gönüllü vermiştir sevdiğine. “Kardelenler”e seslenmiş, “Ünzileler”e ağlamıştır. “Yürek bir koca delik” diyerek aşkın dehlizlerinde “gitmek istedi gitti” diyen şarkılar söylemiştir… Ben her dönem “Sezenci” olmuşumdur. Aşkın ilk kıpırtıları yaşamıma düştüğü zamanlarda ise “son bakıştaki o gözler”in şarkısını dinlemişimdir okul sıralarında. Nerdeyse ayni yaşlarda o şarkıya adanan gencin devrim mücadelesi verdiğinden, hayalini kurduğu bir dünya mücadelesinde yaşam hakkının elinden alındığından habersiz… O günlerde bu şarkının anlamını, fotoğraflarda dondurulmuş kurşun gibi bakışların anlattıklarını bilmiyordum. O acı yüzün, o iç çekişlerin sıradan bir aşk şarkısı olduğunu düşünüyordum…
Sonrada tanıştım Erdal Eren’le. O son bakıştaki acının şarkısını bir çengelli iğnenin etime tutturulması gibi dinledim. Her dinlediğimde bir dönemin, bir ülkenin geleceğine uzanan can damarının nasıl kesildiğini hissediyordum sanki… Bütün sevgilileri ayıran, bütün aşkları katleden, bütün anne babaları çocuklarına veda ettiren bir acıyı döküyordu o son bakışın fotoğrafı artık o şarkıdan…
12 Eylül askeri darbesinin yıldönümüydü birkaç gün önce. Türkiye’nin bu karanlık dönemine ait acılar hala taptaze. Aradan 3 ay gibi geçen bir sürede yani 13 Aralık tarihinde Erdal Eren idam edildi. Henüz 17 yaşındaydı. Teoman’ın ona adanan şarkısında söylediği gibi “daha 17”ydi… Ya da Aytuğ Akdoğan’ın yazdığı gibi “Ben hep 17 yaşındayım” diyordu o son bakıştaki gözleriyle.
Erdal Eren 12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen ve asılarak idam edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi bir Lise talebesiydi. YDGD üyesi ve ODTÜ öğrencisi Sinan Suner’in öldürülmesini protesto etmek için düzenlenen gösteride 24 kişi ile birlikte gözaltına alındı. Gösteri sırasında çıkan çatışmada bir eri öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı, yargılanarak idama mahkûm edildi. Tam da ona adanan “büyüyünce 17’ne geldiğinde baban sana idamlar alacak” şarkısındaki gibi 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Cezaevi’nde infaz edildi. Erdal, idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan’a, “avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18’den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını” söyledi.
Ağabeyi Erkan Eren, Erdal’ın Mamak Askeri Cezaevi’nde tutuklu kaldığı dönemde gördüğü ağır işkencenin izlerine tanık olduğunu dile getirdi. Erdal’ın idam edildiği tarihte yaşının 18’den küçük olduğunu belirten Erkan Eren, infazı radyodan öğrendiklerini ve Erdal’ın kimsesizler mezarına gömülmek istendiğini söyledi.
O son bakışın fotoğrafını gazeteci Savaş Ay çekti. O günler için şöyle diyordu Ay: “O gün için tek görevim foto muhabirliğiydi. Gazetede, ne Erdal’ın ölümü ne de diğer gözlemlerimle ilgili tek satır yazabilme şansım yoktu, sadece fotoğraflarım basılmıştı gazeteye.” Gazetede Erdal Eren’in fotoğrafını gören Sezen Aksu “son bakıştan” etkilenerek Aysel Gürel ile birlikte aklımızda kalan, içimize oturan o fotoğrafın sözlerini yazdı…
“Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
Bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terk edilişler
Bir an duruşu gibi, ömrün gidişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
Aman aman yandım aman
Kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Aman aman acı yüzler
Kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda”
Erdal Eren’in abisi Erkan bundan birkaç yıl önce “devletten özür” beklediklerini belirterek sessizliğini bozmuştu. Çok değil birkaç 2 yıl önce referandum sürecinden geçen Türkiye’de ise Başbakan Tayyip Erdoğan AK Parti grubunda yaptığı konuşmada, referandumda neden evet denmesi gerektiğini anlatırken 12 Eylül döneminde genç yaşta sağcı, solcu ve İslamcı olarak adlandırılan gruplara mensup dört isim andı. Bunlar: Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu, Erdal Eren ve Hüseyin Kurumahmutoğlu’ydu. Konuşmasında Necdet Adalı için şair Nevzat Çelik’in yazdığı “Şafak Türküsü”nü okuyan Başbakan Erdoğan, bu dört gencin hikayelerini anlatıp, hapisten ailelerine yazdıkları mektuplardan örnekler okurken gözyaşlarını tutamadı. Bunun üzerine Erdal Eren’in abisi ise bu tavrı samimi bulmadığını ve referandumda “Hayır” diyeceğini açıklamıştı…
12 Eylül’ün üzerinden tam 33 yıl geçti. Genç fidanların ardından kalan buz gibi soğuk işledi Türkiye’nin ciğerlerine. Son bakıştaki o gözlerin anlattıkları, idam edilen, darağacında sallandırılan hayallerin, geleceklerin, umutların katledilişinin yıldönümü. O dönemle yüzleşmek adına “Oğlunuz Erdal” ve “17’nin Ötesi Erdal Eren Davası” isimli belgeseller hazırladı. Daha 17 yaşında olan ve idam edilmesi için yaşı büyütülen Erdal, Onat Kutlar dizelerini fısıldar gibi 12 Eylül dönemine gömülü nice genç fidanın son bakışını taşıyarak bakmaktadır şimdi o son fotoğraftan:
“DURMADAN DÜŞÜNÜYORUM, NE KADAR ÇOK ÖLDÜK YAŞAMAK İÇİN.”








Başa dön tuşu