Köşe Yazarları

YÜRÜDÜK YÜRÜDÜK KARANLIĞI BULDUK…








Kader seçimine gidiyoruz…




 



Öyle asgari ücret artışı, memur maaşı artışı falan çare değil…

 

Önümüzde kapkaranlık bir tablo var… Şimdiden 4 milyar olarak tahmin edilen bir bütçe açığının bize getireceği, başka ne olabilir?

 

Şaka değil gerçekten karanlık. Her an tetikteyiz, ne saat sıra gelecek bize de elektrikler gidecek diye… Memur her ay başı tetikte, maaşlar ödenecek mi, ödenmeyecek mi… Hep beraber diken üstündeyiz, döviz her an yeniden fırlayacak diye…

 

Vaat edilen nurlu gelecek buymuş meğer… Geçtiğimiz gün sevgili Serhat İncirli o kadar güzel yazdı ki, “Geleceğe yürüdük ve farkında olmayanlar var! Gelecekteyiz canlarım benim! Şu anda içinde yaşadığımız zaman; ‘gelecek’ zaman!”…

 

Geçen yıl geleceğe “yürüyorduk”, karanlığı, yokluğu, felaketi bulduk; şimdi bir de üstüne üstlük “büyüyoruz”….

 

Aman aman…

 

Hem de cazibe merkezi, kalkınma, refah!!!…

 

“Aydınlık” geleceğe geldiğimize göre, bu kelimelerin ne anlama geldiğini de artık nasıl isterseniz yorumlayın…

 

Ankara’da büyük hasretle yapılan görüşmelerden resmi bir açıklama yok, olsun Başbakanımız bize sürprizler yapıyor. Tufan Hoca’nın dediğinden, sürpriz yumurtadan çıkar gibi. Sızdırıyor(!) resmen…

 

İşte bilet ucuzlatma fikri. Gerçekten de sadece vergilerin indirilmesiyle falan kalacak bir uygulamadan söz edilmişse bile, gelip bunu seçim vaadi diye anlatırsan, beklediğinin tersine insanları dehşete düşürürsün. Böyle işler öyle hükmü karakuşi olmaz. Devlet adabına yakışmaz. Bir devlet adamı, halkı endişeye sokacak şeyler söylemez. Böyle hassas bir konunun nereye gideceğini düşünüp de konuşacaksın…

 

Serdar Denktaş’ı onun için severim; doğruya doğru, eğriye eğri der. “Şu an Başbakan Sucuoğlu’nun ‘iç hatlar’ açıklamasını dinliyorum. Belli ki biletleri ucuzlatabilmek amacı ile ‘iç hatlar kapsamına’ alınmamızı bir olasılık olarak biz teklif etmişiz. Dış hatlardan uçmamız ayrı Devlet olarak kabul edildiğimizin bir göstergesidir. Biletleri ucuzlatmak için TC dış hatlar uygulamasına ‘Ercan hariç’, TC iç hatlar uygulamasına ‘Ercan dahil’ ibarelerinin eklenmesi yeterlidir. Bu yönde bir uygulama daha kolay ve uygun olmaz mı?”….

 

Tabii, eğer siyaseten atıp tutma olmasaydı, üzerinde çalışılmış ciddi bir gelişme olsaydı, neyin nasıl olacağı da açıklanırdı. Öyle değil ki…

 

O günden beri kıyamet kopuyor, Başbakan ortalığı sakinleştireceği yerde, “Bazı konularda adım atacaksak, bazısı diplomatik, bazısı değil, beni ilgilendirmez. Ben vatandaşın cebinden çıkacak paraya bakarım” diyerek ateşe benzin döküyor. O noktadan sonra kuşkular bir o kadar daha artıyor…

 

Ama kim endişe duyuyor? Sadece, KKTC’nin gerçekten ayrı bir varlık olduğuna ve öyle kalması gerektiğine inanan seçmenler. Gerisinin zaten umurunda değil.

 

İşte asıl sorun buradadır…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

SUCUOĞLU NEDEN YOK?:

Bu akşam 7 siyasi parti başkanının katılacağı, 10 tv kanalından yayınlanacak ve gençlerin sorularının yanıtlanacağı “Geleceği Konuşuyoruz” programına UBP Genel Başkanı Sucuoğlu katılmıyor. Seçmenden “tek başına iktidar” isteyen Sucuoğlu, geçmişte Eroğlu’nun yaptığı gibi rakiplerinin karşısına çıkmamayı tercih ediyor. Seçmenin karşısına çıkmaktan korktuğundan mı, yoksa söyleyecek sözü olmadığından mı, bunun kararını da siz verin… Ama doğrudur, onun tabanı için ne söyleyeceğinin önemi yok ki.

 

SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ:

Dün bir vatandaş yorumunda dinledim, arkadaş diyor ki; “Bildirileri okudum, kim gelirse gelsin uçacağız”… Doğru, bildiriler mükemmeli yazan metinler. Ama kim suya yazar, kim ne yapacağını bilir, kim inanarak yazar, kim yazmış olmak için, mesele orada. Acı olan şu ki, kaynağı belli olmayan boş vaatlerin peşinden gidenler var. Ve işin garip tarafı bu boş vaatlere kanıp oyunu veren seçmen, seçimin ertesi günü “biz ne yaptık” diye pişman olacak belki ama, iş işten de geçecek. Biliniz ki, son pişmanlık fayda etmeyecek… Cumhurbaşkanlığı seçiminin bir hafta sonrasında, pişmanlıktan dövünürken gördüğüm bir Adana kökenli vatandaşın pişmanlığının fayda etmediği gibi.

 

GÜLMEK SERBEST:

Maraş’ı Las Vegas, Montecarlo yaptı yetmedi. Şimdi de tüm ülkeyi cazibe merkezi yapmaya soyundu. Ersin Tatar’dan bahsediyorum. Diyor ki, eğitim, turizm, sağlık ve inşaat sektöründe olumlu gelişmelerle ülkenin bir cazibe merkezi olmaya doğru gidiyormuş. Hızını alamamış, Rumlara da mesaj veriyor. “Bundan sonra iç içe yaşamak veya birleşmek mümkün değildir”!!! Evet elektrik yok, tüp yok, ilaç yok, yol yok, onun yerine zam var, pahalılık var, sefalet var. Böyle bir tablo kime cazip gelebilir sizce?

 

BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR:

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak; “Seçimler öncesinde KKTC medyasında ve meydanlarda umutsuzluk, seçime yine müdahale edileceği ve bir değişiklik olmayacağı algısı ön plana çıktı. Bazı partiler bu iddialara tepki olarak sandığa gidilmemesi, seçimin boykot edilmesi kampanyası yürütüyor. Bazı partiler de iktidarın KKTC’de kendi zihniyetini hayata geçirmek istediğini öne sürerek boykotun Erdoğan’a ve AK Parti’ye yanıt olacağını dile getiriyor” diyerek devam ediyor, “İktidarın KKTC siyasetine, seçimlerine, yargısına ve eğitim sistemine yönelik müdahale girişimleri Kıbrıs Türklerinin iradelerini yok sayan anti demokratik bir tavırdır. KKTC’de demokratik ve özgür seçimlerin yapılması, dünyanın gözünde KKTC’nin saygınlığını artıracaktır”. CHP sonunda farkına vardı. Arkası gelir inşallah…

 

ELDE FENER NÖBETTEYİZ:

Elimizde fener bekler olduk. Kimse de çıkıp bu kesintilerin nedeninin vatandaşa anlatmıyor. Her akşam ha şimdi, ha birazdan elektrikler gidecek diye nöbet bekler olduk. İşin kötüsü bir gelip bir giden elektrik nedeniyle aletler yanıyor. Egemen ve bağımsız KKTC’de bu kesintileri planlayıp programlayacak bir yetkili de mi yok be kardeşim…

 

BENDEKİ DE HAYAL:

Dünya Sağlık Örgütü’nün en son önerdiği covid ilacı molnupiravir, önceki gün itibariyle Güney Kıbrıs’ta kullanılmaya başlandı. Ya biz? İnsanız işte, merak ediyoruz… Ama yok, o kayıt bizde bulunmaz. Sağlıkta başarı üstüne başarı gösteren hükümetimiz en basit tansiyon, kolestrol ilaçlarını bile vatandaşına sunmaktan acizken, son model covid ilacına ulaşmayı beklemek, akıllıca değil. Yürüyün de korkmayın, kalkınacağız, refaha ulaşacağız…

 







Başa dön tuşu