Yolsuzluğun adı KKTC

12 Temmuz 2018 Perşembe | 10:01

Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin her yıl yayımladığı Yolsuzluk Algı Endeksi metodolojisi kullanılarak hazırlanan Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algı Raporu’na göre, iş insanlarının yüzde 89’u Kuzey Kıbrıs’ta rüşvet ve yolsuzluk olduğunu düşünüyor

81’İNCİ SIRADAYIZ: 180 ülkenin yer aldığı 2017 Yolsuzluk Algı Endeksi Raporunda 81’inci sırada yer alan KKTC’nin skoru yüz üzerinden 40. Rapor KKTC skorunun Türkiye ile aynı olduğunu gösteriyor. Listede Güney Kıbrıs’ın skoru ise 56. Zelanda 89’luk skoruyla ilk sırada, skoru 9 olan Somali ise son sırada bulunuyor
YOLSUZLUĞUN BAŞI SİYASİLER: Ankete katılanların yüzde 62’si ‘kamu kaynaklarının bakanlar/yetkililer tarafından kişisel ya da partisel amaçlarla kötüye kullanıldığı’ görüşünde. Ankete katılanların yüzde 67’si siyasetçileri, yüzde 62’si ise siyasi partileri yolsuzluğun en yoğun olduğu iki grup olarak görüyor
YOLSUZLUK ARTTI: Raporda, bir önceki yıla göre yolsuzluğun arttığını ifade edenlerin sayısı yüzde 56 olurken, kamu kaynaklarının yolsuzluktan dolayı özel şirketlere, bireylere ve gruplara aktarılmasının çok yaygın olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 46

Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin (Transparency International) (TI) her yıl yayımladığı Yolsuzluk Algı Endeksi (Corruption Perception Index) (CPI) metodolojisi kullanılarak hazırlanan,2017 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algı Raporu’na göre, iş insanlarının yüzde 89’u Kuzey Kıbrıs’ta rüşvet ve yolsuzluk olduğunu düşünüyor.

KTTO üyesi firmalarda yönetici pozisyonunda bulunan 366 iş insanının katılımıyla Lipa Danışmanlık Şirketi tarafından yapılan anket sonuçlarına göre, KKTC’nin TI-CPI 2017 skoru 100 üzerinden 40. 180 ülkenin yer aldığı 2017’nin Yolsuzluk Algı Endeksi ise yüz üzerinden 43. KKTC bu listede 81. sırada yer alıyor. KKTC’nin skoru Türkiye’yle aynı. Güney Kıbrıs’ın skoru ise 56. Zelanda 89’luk skoruyla ilk sırada, skoru 9 olan Somali ise son sırada bulunuyor.

Anket sonuçları

Öte yandan ankete katılanların yüzde 62’si ‘kamu kaynaklarının bakanlar/yetkililer tarafından kişisel ya da partisel amaçlarla kötüye kullanıldığı’ görüşünde Katılanların algısına göre hem partisel çıkar elde etmek, hem de kişisel maddi çıkar elde etmek için yapılan istismarlar aynı oranda yaygın.

Rapora göre, ankete katılanların yüzde 67’si siyasetçileri, yüzde 62’si ise siyasi partileri yolsuzluğun en yoğun olduğu iki grup olarak görüyor.

Kamu kaynaklarının tahsisi ve kullanımını düzenleyen ve hesap verilebilirliğini sağlayan kesin prosedürler olduğuna inanların oranı ise yüzde 53 olurken, kamu maliyesinin idaresini denetleyebilecek nitelikte bağımsız kurumlar olduğunu düşünenler ise yüzde 40.

Kamu kaynaklarını istismar eden bakanları/yetkilileri yargılayacak güce sahip bir bağımsız yargı var mı sorusuna “evet” diye cevap verenlerin oranı yüzde 38.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın (KTTO), bağımsız ve kültürel bir kuruluş olan Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) ile birlikte desteklediği “Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algı Raporu (2017)” bugün düzenlenen etkinlikle tanıtıldı.

Akademisyenler Ömer Gökçekuş ve Sertaç Sonan tarafından hazırlanan ve ülkedeki yolsuzluk algısının ele alındığı raporun tanıtım etkinliği KTTO Mustafa Çağatay Konferans Salonu’nda gerçekleşti.

Etkinliğe Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, KTTO Başkanı Turgay Deniz, Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Besim, Kalkınma Bankası Genel Müdürü Saffet Barutçu da katıldı.

Deniz, yolsuzluk ekonomilerde yatırımı ve büyümeyi olumsuz etkiliyor

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan KTTO Başkanı Turgay Deniz, uluslararası tanınmış statüsü ve yıllara dayanan birikimiyle KTTO’nun, iş insanlarının karşı karşıya bulunduğu sorunları ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üzerinde çalışmalar hazırlayarak takibini yapmakta olduğunu belirtti.

Odalarının gerek içte, gerekse dışta, öncelikle Kıbrıs Türk iş dünyası olmak üzere, halkın tüm kesimlerinin ortak çıkarlarına hizmet etmeyi kendine temel ilke olarak belirlediğine işaret eden Deniz, “Bu konuda göstermiş olduğumuz hassasiyet, yaptığımız çalışmaların temelinde yatmaktadır. Yasadışı bir eylem olan yolsuzluğun aynı zamanda ekonomilerde yatırım, büyüme ve gelir dağılımı gibi makroekonomik büyüklükleri de olumsuz etkilediği bir gerçektir” dedi.

Yabancı sermaye istikrar ister

Turgay Deniz, temel amacı topluma hizmet etmek olan devlete, sivil toplum ve ekonomik örgütlere, yolsuzlukla mücadele konusunda önemli görevler düştüğüne işaret etti.

Deniz, dünya genelinde bugüne kadar yapılan çalışmalarda, kurumsal zayıflıkların ve ekonomi politikalarının piyasayı olumsuz etkilediği durumlarda yolsuzlukların artma eğilimi gösterdiğini ve yanlış yönlendirmeyle birlikte bu eğilimin ekonomik ve sosyal gelişmeyi bozduğunun ortaya çıktığını vurguladı.

Yolsuzluğun ekonomiyi olumsuz yönde etkilediği bir diğer boyutun ise yabancı sermaye konusu olduğuna dikkat çeken Deniz, bir ülkenin yabancı sermayeyi çekebilmesi için, siyasal ve idari açıdan istikrarlı olması gerektiğini, kanunsuzluğun ve kuralsızlığın yaygın olduğu bir ekonominin, yabancı yatırımcıları çekmesinin zor olacağını kaydetti. Deniz, “Bu durum, bizim gibi kalkınma sürecinde yabancı yatırımlara ve yatırımcılara ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinde sıkıntı yaratmaktadır” dedi.

KTTO olarak toplumu daha ileriye taşımak ve toplumsal sorunları çözebilmek adına hazırlanan bu tür araştırma raporlarını desteklemeye ve akademisyenlerle işbirliği yapmaya büyük önem verdiklerini ifade eden Deniz, bu destek ve işbirliğinin bundan sonra da süreceğini belirterek, raporu hazırlayanlara teşekkür etti.

Çalışma telefonda görüşme yöntemi ile gerçekleşi

Açılış konuşması ardından Sertaç Sonan, “2017 Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algı Raporu”nu açıkladı.

Ülkede yolsuzluk algısı üzerine yapılmış ve iş insanlarıyla gerçekleştirilen anketler temelinde oluşturulan ilk bütünlüklü rapor niteliği taşıyan çalışmanın, telefonda görüşme yöntemiyle gerçekleştirildiğini belirtti.

Yolsuzluğun arttığını ifade ettiler

Anket sonuçlarına ilişkin raporda, yolsuzluğun üst düzey yetkililer ve siyasetçiler tarafından yapıldığının yaygın bir kanı olduğu ve altyapının yolsuzluğu önlemede yetersiz kaldığı görüşü yer aldı.

Katılımcıların bağımsız yarı ve mali denetim kurumlarının bağımsızlığı ve caydırıcılığı konusunda ciddi şüpheleri olduğu belirlendi.

Raporda, bir önceki yıla göre yolsuzluğun arttığını ifade edenlerin sayısı yüzde 56 olurken, kamu kaynaklarının, yolsuzluktan dolayı özel şirketlere, bireylere ve gruplara aktarılmasının çok yaygın olduğunu düşünenlerin sayısı ise yüzde 46.

Öte yandan ankete katılanların yüzde 62’si kamu kaynaklarının bakanlar/yetkililer tarafından kişisel ya da partisel amaçlarla kötüye kullanıldığını düşünmekte. Katılanların algısına göre hem partisel, çıkar elde etmek, hem de kişisel maddi çıkar elde etmek için yapılan istismarlar aynı oranda yaygın.

Rapora göre, katılımcıların yüzde 67’si siyasetçilerin, yüzde 62’si ise siyasi partilerin yolsuzluğun en yoğun olduğu iki grup olarak görüyor.

Kamu kaynaklarının tahsisi ve kullanımını düzenleyen ve hesap verilebilirliğini sağlayan kesin prosedürler olduğuna inanların oranı ise yüzde 53 olurken, kamu maliyesinin idaresini denetleyebilecek nitelikte bağımsız kurumlar olduğunu düşünenler ise yüzde 40.

Bağımsız yargıya inanç güçlü değil

Ankete katılanların yargıya olan inançlarının da güçlü olmadığının ortaya çıktığı ankette, kamu kaynaklarını istismar eden bakanları/yetkilileri yargılayacak güce sahip bir bağımsız yargı var mı sorusuna “evet” diye cevap verenlerin oranı yüzde 38.

Yolsuzluğu caydırması beklenenleri başarılı görenlerin oranı çok düşük

Rapora göre, yolsuzluğu caydırması beklenenlerin de herhangi bir kurumu son derece etkili/başarılı görenlerin de oranı çok düşük.

Buna göre, yüzde 13 Meclis’i, yüzde 13 Başbakanlık Denetleme Kurulu’nu, yüzde 15 Sayıştay’ı, yüzde 17 Maliye Teftiş ve İnceleme Kurulu’nu, yüzde 20 medyayı, yüzde 22 Ombudsman’ı, yüzde 23 sendikaları, yüzde 25 sivil toplum örgütlerini, yüzde 29 mahkemeleri ve yüzde 33 sosyal medyayı başarılı görüyor.

“Siyasetin gölgesinin kurumların üzerinden kaldırılması gerek”

Raporun öneriler kısmında ise şu ifadelere yer verildi:

“Yolsuzluğun tespiti ve cezalandırılmasında önemli rol oynayan mali denetim kurumları, başsavcılık, polis ve yargının güçlendirilmesi ve daha bağımsız hale getirilmeleri orta vadede yapılması gereken işler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunların gerçekleşmesi için siyasetin gölgesinin bu kurumların üzerinden kaldırılması gerekmektedir”