Köşe Yazarları

Yoksul çocuklar ne olacak?


Ülkede eğitim adına yapılacak ‘insani’ işler mevcut. Yoksul ailelerin çocukları için ‘eğitimde fırsat eşitliği’ ilkesi temelinde, eğitim sistemini yeniden ele almak bunlar arasında en önemlisi.

Surlar içi ve olanaksızlıklar yaşayan ailelerin çocuklarının da kolejli olup, kaliteli bir üniversiteye erişimi, devlet tarafından alınacak önlemler sayesinde sağlandığında, eğitimde fırsat eşitliği sağlanmış olacak. Aynı zamanda mülteci çocuklar için de. Kolejlerin şimdiki fırsat eşitsizliği yaratan yapısının değiştirilmesi de şart.

Olanaksızlıklar içinde büyüyen ve bu nedenle pek çok fırsatı yitirmiş olan çocuklar için birşeyler yapılmalı artık. Bazı şanslı çocukların, pek çok uyarıcı ile dolu evlerindeki çevre sayesinde bilişsel, dil, ahlak ve sosyal gelişimleri istenen düzeye gelebiliyor. Fakat olanaksızlıklar içinde olan büyük çoğunluk bu tür bir çevrede doğmuyor. Bu nedenle buralarda da bu çocuklar için birşeyler yapılması gerekmektedir.

Yöneticiler olanaksızlıklar yaşayan çocuklar için harekete geçmelidir. Kesinlikle dört yaştan itibaren bu çocukları okullu yapmanın yolları aranmalı. Daha da önemlisi bu çocuklar için daha erken yaşlarda önlem alınmalıdır.

Onlar için kreşler daha erken yaşlarda açılmalı ve okula getirilmeleri için önlemler alınmalıdır. Herkesin bildiği gibi bilişsel gelişimin en hızlı olduğu dönem bebeklikteki ilk 36 aydır. Gelişim için evde ulaşamadığı zengin çevreyi, kreşte bu çocuklara sunmak gerekir. Hepsi birer ayrı cevherdir işlenmeleri gerekir, devlet onları boşveremez.

Herkesin de bildiği gibi kitapsız evlerde yaşıyorlar. Küçük bir kitaplığı olmayan, sadece yaşam mücadelesi verilen evlerde yaşıyorlar. Kitap olmayan evlerden gelen çocukların kitap okumasını beklemek hayalcilik. Çocukların modelleri anne ve babalarıdır. Onlar yaşam mücadelesi nedeniyle kitapsız bir yaşamı sürdürüyorlarsa, çocuklarının kitap sevgisi edinmesi beklenemez.

Bir okulumuzda dört yaşa gelen çocuklar, öğretmenin onlar için hazırladığı kitaplıktaki kitapları ‘yırttı’; çocuklar suçlu değil. Çocuklar kitapları alıp yere atıp üzerine bastılar. Öğretmen onlara ‘evinizde kitap yok mu?’ diye sorduğunda; ‘İlk defa kitabı burada gördüm’ yanıtını alıyor.

Kitaptan da önce çocukların, bilişsel gelişimi için yararlı olacak oyun ve oyuncaklardan da bu çocuklar yoksundurlar. Bir öğretmen dört yaştasınıfa oyuncaklar getirmiş. Öğrenciler oyuncakları kırdı. Oyuncakları arkadaşlarının kafasına bile vurduklarından yakınıyor öğretmen. Çocuklar oyuncaklarla ilk kez karşılaşmış. Oyuncaklarla ne yapacaklarını bilmiyorlar. Öğretmen legolar verdiğinde çocuklar legolar ile en çok ‘silah’ yapıyorlar. Uzun süreli belleklerinde neden sadece silah var? Neden çocuklar çicek, hayvan ve canlı figürü, kalem yapmıyor da silah yapıyor? Geldikleri ortamda en çok televizyonla iletişim kuruyorlar ve orada en çok silah var çünkü. Öğretmen çocuğa ‘bugün neden yorgunsun?’ diye sorduğunda ‘akşam annemle dizi izledik ve geç yattım’ diyor.

Daha önce bu köşede televizyon izlemenin 3 yaşa kadar Fransa’da yasaklandığını çünkü çocukların beyin hücrelerine zarar verdiği bilimsel olarak kanıtlandığını belirtmiştik. ABD’de bazı eyaletlerde ise TV izlemek saat olarak yaşa göre kısıtlanmıştır.

Anne – baba ve diğer yetişkin aile fertlerinin akademik olarak yeterli olmamaları, zengin bir sosyo – kültürel ortamından yoksun kalmalarına neden olmaktadır. Öğretmenler öocukların sosyal gelişimlerinden şikayet ediyor ve bir öğretmen çocukların ‘teşekkür ederim’ cümlesini kullanmadıklarından aksine kaba cümlelerle iletişim kurduklarından şikayet ediyor.

Bu durumda kreşler yoksunluklar içinde olan çocuklara, zengin bir sosyo-kültürel ortam şansı yaratmalıdır. Nasıl ki zengin aileler çocuklarını özel kreşlere iki buçuk yaştan itibaren gönderiyorlarsa, olanaksızlıklar içinde olan çocuklara da devlet aynı olanağı yaratmalıdır.

Küçük yaştan itibaren bu çocukların da oyuncaklarla yaratıcılıklarını geliştirecekleri oyunlar oynamaları sağlanmalı; çünkü evde bu şansları yok. Anne-baba ya da bir başka yetişkinin okuyamadığı hikaye kitaplarını onlara okuyacak ‘öğretmenleri’ olmalı. Yaşadıkları  çevre ve ülkenin tarihi yerlerini gezme şansları olmalı. Arkadaşları ile sosyalleşme ve iletişim kurma şansı olmalı. Konuşma becerilerini erken yaşlarda kazanmaları sağlanmalı. Okul öncesine geldiğinde iki bine yakın sözcüğe sahip olması sağlanmalıdır. Çünkü ev ortamlarında onlarla anadilde zengin bir iletişim kurulmuyor. Sonuçta da çoçukların iletişim becerileri yani dil gelişimleri istenilen düzeye gelmiyor. Oyun oynama şansları olmadığı için fiziksel gelişimleri de engelleniyor.

Bu konu çok önemli çünkü bu çocuklar da buranın vatandaşı. İlerde mutlu vatandaşlarla birlikte yaşamı paylaşmak için devletin yapması gereken en önemli görev ‘eğitimde fırsat eşitliği’ni hayata geçirmektir.

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı