Köşe Yazarları

Yitip giden yıllara!






Koca bir yıl daha sonlanıyor.

Yine tüm beklentileri boşa çıkartarak.

Umutları, hayalleri ve vaatleri…

Genç yaşta, çok talihsiz bir şekilde, kurulan namert bir tuzakla, Erenköy’de hayata veda eden Süleyman Uluçamgil; “Bir bayrak çekelim dedik, o bayrağa yük olduk” demişti.

Siyasilerimiz de kurmakla övündükleri devlet üzerine karabasan gibi çökerek, ondan şahsi menfaatleri uğruna nemalanarak yük oldular. Hem de ağır, kalleş, yok edici bir yük.

Herkes iyi dileklerde bulunacak. Yeme-içme masaları paylaşılacak. Yanan şömineler, süslenmiş ağaçlar, karlı sokaklar…

Meclis kürsüsünden okunan yolsuzluk dosyaları yine öksüz, yitik, anlamsız kalacak.

Tozlu raflarda, ambarlarda, unutulmaya terk edilecek.

Utanma-arlanma bilmeyen suratlar, yeni yılda da karşımızda olacaklar. Bizi aldatmaya, algı operasyonları yaparak yalanlarını aklamaya, seçim manifestolarındaki birinci kuşe hamur kağıtlara kazınan safsatalarını cilalamaya, parlatmaya, saklamaya, unutturmaya devam edecekler.

Kaybolan, bitip tükenen, yitip giden itibarlarından bihaber.

Uzatılan her mikrofona, büyük bir aşk duydukları bu alete, beyinden gelmeyen bir iştahla yine nefes verecekler. Aldatacaklar, kandıracaklar, yalan söyleyecekler.

Trafik ve iş cinayetlerinde, tecavüzlerde, kanserden, ilgisizlikten hayatını kaybedenlerin acıları ve de ateşleri, sadece düştükleri yeri yakmaya devam edecek… Aynı gece maskeli balolarda eğlenceler devam edecek ama…

Gezmeler, yurt dışı ziyaretler, açılışlarda kurdele kesmeler, savurganlıklar, yolsuzluklar, eş-dost-akraba kayırmacılığı, partizanlık son sürat devam edecek yine…

“Kırk yıllık yıkımın izlerini iki-üç yılda silmek kolay mı?” diyerek, ortalarda gezinecek kötü yöneticiler, kara arabaları, kara elbiseleri, kararmış, kömürleşmiş, işe yaramaz vicdanları ile…

Dilekler, temenniler ve vaatler…

Hiç değişmeyen aynı yüzler…

Ve başrollerde “seçmesini beceremeyen” bizler!

Kabahatin büyüğü bizde.

Seçmesini becerebileceğimiz nice yıllara!








Başa dön tuşu