Yerel yönetim seçimleri yanaşırken…

8 Nisan 2014 Salı | 11:36

KKTC seçmeni de hükümetleri de yerel yönetimler konusunda feci şekilde sınıfta kaldı. Merkezi yönetimi hallettik de yerel yönetimler mi kaldı, diyeceksiniz. Demeyin, çünkü merkezi yönetimler dış etkenler ve uluslar arası hukuk ve politikalardan etkilenirken, yerel yönetimler tamamen bizim idari becerimizin bir ölçüsüdür. Yerel yönetimler bizlerin gün be gün yaşam kalitemizde kıyaslanmayacak kadar önemli rol oynar. Derler ya, belediyeler beşikten mezara kadar bire bir halka hizmet götüren kurumlardır. Ayrıca demokratik olgulaşmamızın arenasıdırlar. Bence belediyelerin görev ve sorumlulukları, gelirleri ve de personel ihtiyaçları kesin belli; gelirlerine göre hizmet götürme öncelikleri ve nitelikleri belli kurumlar olduğu cihetle en kolay yönetilebilinen kurumlar kategorisindedirler.  Biz yine de yarıdan fazlasını yönetemedik, batırdık. Bu ters beceri isterdi ve de bunu maalesef başardık. İdari ilimlerde kitaplarda örnek gösterilecek, okutulacak bir beceriksizlik, acizlik örneği. Bunun iki sebebi var. Bir kere yerel yönetimler vatandaşa bire bir hizmet götüren yerel kurumlardır.  Burada politik partiler o işi en iyi yapacak adayları bulup halka sunmaları gerekirken, partilerimiz  en çok genelde seçmen gözünde prim yapacak partizanları yeğleyip; Seçmen de ikinci eleme görevini yapmayıp partisel ve şahsi yakınlık ve menfaat bazında oy verip belediye başkanlarını ve meclis üyelerini seçtiler. Netice ortada, yaşam kalitemize etkileri ortada. Hala daha iş yapabilme kapasitesi, yok KOP ile anlaşmış, anlaşmamış zihniyetine dayanan tutumlar ön planda. Hedef şaşırtıp, halka hizmette aksamalara yol verecek türden kafa yapıları ortada. Geçmiş yakın dönemler Lefkoşa için yarışan adaylara tekrar ve tekrar bir bakın ve seçmen acizliği sonucu Lefkoşa’nın içine düştüğü durumu bir daha etüt edin. Belki artık gözler görür, akıllar uyanır. Ne gezer? Yönetim tecrübeliğimizden, akılsızlığımızdan mı? yoksa bencilliğimizden mi? Siz karar verin, ve Lefkoşa’nın içine düştüğü durum neticesi sakın ağlamayın; Kendi düşen ağlamaz! Da benim gibilerin kabahati, günahı ne?
Yerel yönetimler birimleri yerel halkla bire bir güncel ilgilenecek, problemlerini algılayacak ve süratle çareler üretecek kadar küçük ve idare edilebilir; Bazı hizmetleri yapabilecek ve ekonomik ölçek avantajları elde edebilecek kadar büyük birimler olması gereği bir çıkmaz görülse dahi bu paradoksu giderebilecek organizasyonları ileri ülkeler bulmuşlar ve yürürlüğe koymuşlardır. Belediye yönetim ve finansman gereksinmelerini ya katmanlaştırmışlar (tiers system in Local Government)  ve/veya gerek hallerde ortak işbirliği (boards)  kurarak sorunların uhdesinden gelmişlerdir. Amerika’yı baştan keşfetmeye gerek yok. Belediyeler Merkezi Hükümetten hem bağımsız kılınıp yerel halk özelliklerine göre gereksinmelerine cevap verebilmeli, hem de Merkezi hükümetin, belirli kriterler çerçevesinde kontrolünde olmalıdır. Bu ikilem nasıl çözülür? Bir kere belediyeler asli görevlerini kendi mali kaynaklarından karşılayabilecek gelir elde etme olanağına kavuşmalı, bunu adaletli bir şekilde yürürlüğe koymalı; Eğitim, itfaiye, güvenlik gibi hizmetler yapması yükümlülüğü verildiği durumlarda ancak devlet katkısı almalıdır. Bu cihetle alınacak yerel vergi ve harçlar hizmetten faydalanan ve ödeme kapasitesinin birleşimine göre temellendirilmelidir. Örneğin, büyük bir oranda kademeli, değere göre emlak vergisine dayandırılmalıdır, diğer tüm vergi ve harçlar buna tali kalmalıdır. Ayrıca gelir dağılımının ve hizmetlerin tüm ülke sathında adaletli olumunda sorumlu hükümetlerin. Belediyeler arası adaletsiz gelir olanaklarını düzeltici; Belediyeler arası rekabeti sağlayan, sağlıklı kıyaslama yapıcı bir unsur olan GELİR EŞİTLEME FONU (Equqlisation fund) kurup gelir olanaklarının adaletsizliğini sağlıklı kriterlere göre giderici bir tutum izlemesi gereklidir. Bazı beldeler belediye gelirleri açısından fakir, coğrafya açısından geniş alan kapsayan, bazı beldeler, örneğin, liman, uçak alanı, yüksek değerde konutlaşma, iş alanı bakımından zengin, belediyeler arası adaletsizlik mutlaka dengeleştirilmeli, böylece genel ülke sathında eşit hizmet ve belediyeler arası sağlıklı kıyaslama sağlanmalı, göz önüne serilmelidir.
Son olarak şunu söyleyebilirim ki tüm bu sistemleri oturtup, işlevine gözetlemek Belediyelerden sorumlu Bakanlığın uhdesinde olması, o bakanlığın buna göre yasal yetkiler ile donatılması ve bu yetkileri partisel değil, hizmet bazında objektif değerlendirmesi zorunluluğu vardır. Eğer seçmen yanlış karar sonucu, ilgi belediye devamlı yasa dışı işlem yapması, kaynakları devamlı partisel ve seçime dönük harcaması, ayırımcılık, melek kesilip gereğinden fazla istihdama yönelmesi ve de yükseklerde suiistimal durumlarında, geminin Okyanus’un dibine gitmeden müdahale etmesi gerekmez mi? Ayrıca o belediye başkanı ve meclis üyelerinin görevden alınıp, gelecek seçimlere değin kendini ispatlamış, objektif bir Kayyumun atanması ve bir daha o başkan ve meclis üyelerinin herhangi bir kamu kuruluşuna üye olmasının yasal olarak engellenmesi gerekmez mi? Aksi takdirde bütün belediyelerin Lefkoşa’nın akıbetine uğrama riski yüksek olur. Sonra kurtar, kurtarabilirsen!
Vay benim ve benim gibilerin, hiçbir günahımız yok iken yaşam kalitemizin içine eden tüm kurum ve kuruluşların…