En Üst

23 Kasım 2017

Yeni hükümet ve KKTC-TC Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Global dünyada son 4 yılda görmediğimiz kadar paketler gördük. Bir pakette bize ulaştırıldı. Paketi aldık evirdik, çevirdik, okuduk, tartıştık ve yorumladık. Öncelikle doğru sözlerle doğru hedeflerle yazılmış bir metin. Tartışmaların odak noktası yeni paketin kimler tarafından hazırlandığı tartışmaları beni çok fazla ilgilendirmediği gibi KKTC’de de bu çalışmayla ilgili bir takım fikirler üretildiğini biliyorum. Fakat bu sadece fikir bazında kalmış. Paketin hazırlanışı, yazılışı, hangi politikaların seçileceği ve ön plana çıkacağı kararı tamamen Türkiye Cumhuriyeti tarafından kararlaştırılmış. Bizim üzerimize uygun bir gömlek olup olmadığına, büyük veya dar geldiğine bakılmaksızın hazırlanmış akademik bir metin. KKTC bugüne kadar kendi üretimi olan bir ekonomik veya mali tedbirler paketinin uygulayıcısı olmamıştır. Seçimlerde önce umutlanmıştık kendi tedbirlerimizi kendimiz alacağız diye. Fakat öyle anlaşılıyor ki bize dikilen gömlek uygun bulundu.

Bu pakette yer alan birçok politikalar geçmiş paketlerde de aynen mevcuttu. Hedefler doğru, zaten Amerika’nın tekrardan keşfi gerekmez. Fakat hedeflere nasıl ulaşılacağı yok, yani programın çıpası eksik.
Bu program ekonomik program olmaktan öte, bir mali disiplin programıdır. 2010-2012 dönemini kapsayan programda da mali disiplin ağırlıktaydı. Peki ne oldu? Başarılı olmadı. Önceki dönemlerin bütçe gerçekleşme rakamlarını analiz ettiğimizde 2008 yılından belli bütçedeki giderlerde bir azalma göremiyoruz. Ne personel giderlerinde ne de transfer harcamalarında bütçedeki paylarda azalma olmamıştır. Hane halkında olduğu gibi KKTC bütçe iç borç stoku her yıl artmıştır. Bu durum ise mali disiplinin sağlanamadığını göstermektedir. 2012 yılında KKTC’nin toplam borç stoku 10 milyar Türk Lirası’na yakındır. Bu kalem 2009 da 6 milyar Türk Lirası’na yakındı. İç borçlanma son 4 yılda artmıştır. Kamu borç stokumuz % 121’e çıktı. Türkiye verdiği kredileri geri istemediği için borç stoku önemli sayılmayabilir. Önemi bizim ortaya koyduğumuz performans ve bu performansın sonucu disiplini sağlayamadığımızdır. Son üç yılda kamudan maaş çeken insan sayısında 2135 kişi artış olmuştur.
Hane halkı borç stoku son dört yılda 4 kat artmıştır. Artık insanlar alyanslarını kuyumculara satıp günü kurtarmaya çalışmaktadırlar.
Hane halkının durumunu düzeltecek herhangi bir politikaya ben bu programda rastlamadım. Bozulan gelir dağılımının ve kaybolmaya giden orta sınıfın iyileştirme politikalarını ben bu programda göremedim.
Ekonomik aktivitelerle ilgili herhangi bir program ve politika pakette yoktur. 2013 – 2015 program süresi içerisinde üretim ve pazarlama ile ilgili neler yapılacağı 40 milyon dolar olan KKTC’nin TC’ye ihracatının kaç milyon dolara çıkarılacağı, Türkiye pazarının KKTC’nin ihraç ürünlerine açılıp açılmayacağı bu programda ve protokolde yoktur.
Bizim can alıcı noktamız olan pazara ulaşamama noktasında Türkiye pazarına ulaşmamız can suyumuzdur. Fakat bu protokolde bu yok.
KKTC’de oluşan; yüksek faizli sermaye’nin yatırıma nasıl dönüştürüleceğine finansmana erişimin nasıl kolaylaştırılacağına ben bu programda rastlamadım. Dış sermayenin önünün nasıl açılacağına ve nasıl bir politika izleyeceğine dair bir öngörü ben göremedim. 3 Temel sorun olan pahalılık, İşsizlik ve Ürettiğimizi satamama noktalarında yapılan çalışma bu sorunların aşılmasına nasıl yardımcı olacak? Üç yılda % 40 alım gücü düşen insanımızın hane halkının iş gücüne katılma oranı çok düşük olduğu bu süreçte yapılan program bu sorunlara ne üretecek ben göremedim.
Bu programda halkın refah seviyesinin nasıl artırılacağı maalesef yok. Aksine bu programda daha çok fakirlik öngörüsü var. % 20 civarlarında olan gizli işsizlikle birlikte işsizlik oranının artması var. Bu programda KKTC hane halkının yaşam seviyesinin daha da düşürülmesi var.
Bu programda Katma Değer Vergi oranlarının yükseltilmesi, hizmet maliyetlerinin düşürülmesi ile reel ücretlerin düşürülmesi sonucu alım gücünün düşürülmesi var.
Programın en can alıcı noktalarından biri Türkiye’den gelecek olan kredi ve hibelerin artması, ciddi bir programlamaya girmesi ve yakinen sürekli izlenip gelen kaynağın Türkiye’nin istediği alanlarda kullanılıp kullanılmadığının kontrolü. Diğer can alıcı nokta kamuya ait olan değerlerin yeni monopoller yaratılarak onlara devredilmesi. Bu istek geçmiş protokolde de vardı. Büyük oranda başarılamadı. Yeni protokolde kamu mallarının gerçek değerine getirilmeden dış sermayeye satılması vardır. Bu ayni zamanda yeni işsizler ordusu anlamındadır.
Özelleştirmenin de ekonomik modeli vardır. Bunu İngiltere en güzel başaran ülkedir. Bu protokolde yanlış yöntemle yapılacak olan özelleştirmeler vardır.
Oluşturulan hükümet programı ile imzalanan TC-KKTC Mali İşbirliği Protokolü’nde örtüşmeyen hedefler ve maddeler var. Yeni hükümetin oluşumundan sonra protokolle ilgili birçok demeçlerle karşı karşıya kaldık. Pakete karşı çıkan ve seçim propaganda sürecinde de pakete karşı kampanya sürdüren partiler şimdi ise paketin uygulanmasından yana görüş beyan etmektedirler. Protokolün revize edilmesi gerektiğini ve tekrardan TC yetkilileri ile görüşüp ikna politikasıyla paketin düzeltilip bize uygun hale getirileceğini söyleyenler şimdi bundan geri adım atıp sadece tarihlerden bahsetmektedirler. Söylemleriyle icraatları arasında farklılık yaratıyorlar. Böyle siyaset olmaz. Beklenti bu değildi.
Uğruna öldüğümüz ülkemiz adına uygun olmayan bu gömleği biçmek için hep beraber katkı koyduk. Ülkemizi bu hale getirdik.

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis