Köşe Yazarları

Ya ormanda kaybolurlarsa?

Geldi,

Ve gördü.
Baktı ki kan dökülmüyor.
Hemen saptamasını yaptı ve:
“Bugün birçok yerde cinayetler oluyor, kan dökülüyor. Burada kimse ölmüyor” dedi.

Demek istediği, kan dökülmüyorsa, çözüm hayda hayda olabilir…

Halbuki çözüm kan dökülen yerlerde olur.
Ama, Eide’nin bir bildiği olmalı…

Kan dökülmemesi iyi tabii.
Kan dökülmeyen yerde çözüm bulunamıyorsa,
Geriye küçük şeylerle uğraşmak kalıyor…

O da gördü ki, bunlar gerçekten küçük şeylerle uğraşıyorlar.
Bu konuda da doğru bir saptama yaptı.
Dedi ki:
“Kıbrıslılar küçük şeylerle uğraşıp büyük resmi, çözümün menfaatlerini kaçırıyor. Ağacı görüyor ormanı kaçırıyorlar…”

Çok doğru.
Bunlara büyük bir şey ver ödleri patlar.
Aralarında çatışma çıktığında bile küçük silahlar kullanıyorlardı.
Av tüfeği mesela.
Vakta ki büyük silahlar devreye girdi, denge o zaman bozuldu.
Bozulmasaydı, hiçbir taraf zerre kadar ilerlemezdi.
Zaten kendi mahalleleri kendilerine yeterdi…

Kağıttan gemicik, mukavvadan evcik, tahtadan tabancacık yaparlardı.
Küçük şeyler.
Ama mutlu olurlardı.
Hangi ahali geçmişinde lingiri oynardı diye övünür ki?
Bunlar övünür.
Saklambaç oynarken komşu kızına aşık olmak küçük görülebilir ama büyük meseleydi.
Açık hava sinemasında yan gözle kızı kesmek büyük başarıydı.
Bir ipliğe ya da hurma dalına yasemin diziyorlar diye, bu çiçeğin sadece bu adada olduğunu zannediyorlardı…

Her şeyin küçüğünden hoşlanırlar.
Öyle yetiştiler.
Büyük şeyler onları ürkütür.
Evin küçüğü, bahçenin küçüğü, arabanın küçüğü.
Öyle alıştılar çünkü.
Evlerinde bulunan taş havuzları olimpik havuz gibi görürlerdi.
Teneke saksılarla bezenmiş kapı önlerini botanik bahçesi zannederlerdi.
İkbalden oyuncacık çıktığında dünya onların olurdu.
Bayramlarda ayakkabılarını karyolanın ucuna asarak mutlu olurlardı.
Sabaha kadar ayakkabılarını seyreden bir ahali var mı?
Böyle mutlu oluyorlardı.
Küçük şeylerle…

Hâlâ böyledirler.
Yağmur yağdığında kendilerini Filipinler’de zannederler.
Ürkerler…

Siyasi hayatları da böyledir.
Partilere, derneklere, cemiyetlere bakın,
“Küçük olsun da benim olsun” derler.
Mesela büyük devlet adamı aralarından pek çıkmaz.
Hepsi küçük.
Büyük bilim adamları da yok denecek kadar az.
Hepsi küçük.
Dünyaya açılan sanatçı desen,
Yok…

Böyledirler.
Büyük işler onlara göre değil.
Küçük şeylerden mutlu olurlar…

Bu münasebetle,
Çözüm gibi devasa meselelerden ürkerler.
Ne bileyim,
Korkarlar işte.
Ya ormanda kaybolurlarsa diye…

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı