KıbrısManşet

UBP ile asla








Demokrat Parti Genel Başkanı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, Havadis’in mali durum, bütçe, Maronit açılımı, Türkiye ile ilişkiler ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde ittifak söylentilerine ilişkin sorularını yanıtladı:




 



UBP İLE SÖZ KONUSU DEĞİL: Denktaş: Demokrat Parti’yi kapatıp UBP’den Cumhurbaşkanı adayı olmam söz konusu bile değil. 1995 seçimlerinde Derviş Bey’e ‘ortak aday gösterelim’ dedim. ‘Biz büyük partiyiz, biz kendi adayımızı göstereceğiz’ dedi. O andan itibaren her türlü birleşme düşüncesi bitti, konu orada kapandı

 

PRENSİP KARARI ALINDI: Denktaş: Maronit köylerinin askeri bölge kapsamından çıkarılıp sivil yaşama açılması ve Küçük Kaymaklı’da askeri bölgenin biraz geriye çekilerek o noktanın şehitlik olması konusunda prensip kararı alındı. Konu Bakanlar Kurulu gündeminde

BAŞKA DEVLET BAYRAM YAPAR: Denktaş: Türkiye’nin askerini biz ödüyormuşuz. Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nda çalışanlar benim vatandaşım, maaşları benim sorumluluğum değil mi? Zaten Türkiye yıllardır katkıda bulunmuyor mu? Savunması başka bir devlet tarafından karşılanan, başka bir devlet olsa bayram yapar

 

MECBURDUK: Denktaş: HP ödeneğinin maaşlara yansıtılmasını 3 ay durdurmak zorundaydık. DPÖ’nün öngörüsü HP’nin yüzde 40.5 çıkacağı yönünde, ekonomistlere göre yüzde 50’yi bulur. Yüzde 40.5’i bile önümüze koyduğumuzda, biz altından rahatlıkla kalkardık ama belediyeler ve diğer kurumlar bütçe hazırlama noktasına bile gidemezdi

 

 

Duygu ALAN

Maliye Bakanı Serdar Denktaş, Maronit açılımı, Cumhurbaşkanlığı adaylığı, hayat pahalılığı ödeneğinin maaşlara yansıtılmasının 3 ay durdurulması konularında açıklamalarda bulundu, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın askeri harcamalar ile ilgili tepkisini değerlendirdi.

2019 yılında pasaport, ehliyet harçları ve trafik cezaları, motorlu taşıtlar vergisi oranı hakkında da açıklamada bulunan Denktaş, ayrıca 2019 yılında elektrik ve akaryakıtta ne kadar artış yapılacağı yönünde Havadis’in sorularını yanıtladı.

Denktaş, 2019 yılının Maliye için zorlu geçeceğinin de altını çizdi.

Soru: Maronit köylerinin ve Küçük Kaymaklı bölgesinin askeri bölge kapsamından çıkarılmasına ilişkin önerge Bakanlar Kurulu’na getirildi mi? Hükümetin bu konudaki tavrı nedir?

Cevap: Küçük Kaymaklı’da askeri bölge biraz geriye çekilecek ve o nokta şehitlik olacak. Maronit köyleri de askeri bölge kapsamından çıkarılacak. Bu konularda prensip kararı alındı.  Konu Bakanlar Kurulu’nun gündeminde.

Soru: 2019’da pasaport, ehliyet harçları, trafik cezaları ve motorlu taşıt vergisi yüzde kaç oranında arttırılacak?

Cevap: Öncelikle şunu belirtmek gerek; pasaport, ehliyet harçları, trafik cezaları ve motorlu taşıt vergi artışı her yıl, her hükümetin rutin olarak yapmak durumunda olduğu bir artıştır ve her yıl bu artışlar 1 Ocak’ta yürürlüğe girer. Bu yıl, Ocak ayında seçim oldu, bütçe geçti, bu kalemlerde artış da dolayısıyla Nisan ayında yapıldı.  2019 yılı pasaport, ehliyet harçları, trafik cezaları ve motorlu taşıt vergisindeki artışa ilişkin karar 31 Aralık 2018 tarihinde alınacak, 1 Ocak 2019 tarihinde de yürürlüğe girecek.  Bu artış da ortalama yüzde 29 oranında olacak.

Soru: Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir çalışmanız var mı? Ulusal Birlik Partisi ile gizli gizli görüştüğünüz yönünde söylentiler var. Demokrat Parti’yi kapatıp, UBP’den Cumhurbaşkanı adayı olacağız dedikodularına cevabınız nedir?

Cevap: Kesinlikle öyle bir şey olamaz. Demokrat Partiyi kapatıp UBP’den Cumhurbaşkanı adayı olmam söz konusu değil. Benim ne kendi ortaklarımla ne de Ulusal Birlik Partisi ile bu hususta bir konuşmam olmadı. Böyle bir hazırlık, niyet de yok. Kaldı ki, 1995 seçimlerinde Derviş Bey’e ‘Ortak aday gösterelim’ dedim. ‘Biz büyük partiyiz, biz kendi adayımızı göstereceğiz’ dedi. O andan itibaren her türlü birleşme düşüncesi bitti.  O gün bu konu kapandı.

Soru: Peki Cumhurbaşkanlığına aday olma niyetiniz var mı?

Cevap: 2019 yılını nasıl geçireceğime bağlı. Benim için çok zorlu bir yıl olacak. Başarırsam evet. Başaramazsam hayır.

Soru: Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın askeri harcamalar ile ilgili tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Türkiye tarafından bu yıl için sadece Haziran ayında yapılan bir ödeme var. O günden beri de hiçbir ödeme yapılmadı. Bunu kullanarak Türkiye’ye saldırmak doğru değil. Eğer Türkiye’den para gelmemişse veya gelmeyecekse ki gelmeyeceğini de düşünmek lazım, kendi içimizde tedbirler almamız lazımdır. Ne yapalım, gidelim Anastasiadis mi versin? Bizim alışkanlığımız bu mu? Birileri verecek, biz de yaşayalım? Eğer kendi yağımızla kendi ciğerimizi kavuracaksak bunun yöntemleri bellidir.  825 milyon TL açığın Türkçesi 4.5 aylık maaş eksik demektir. Bunun bir kısmını kendi gelirlerimizle toplayabiliriz ama altyapı yatırımlarıdır, savunmadır, ihtiyacımızdır bunları ne kadar süre götürebilirim burası muamma. Türkiye’nin askerini biz ödüyoruz. Tepki bu. Peki Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nda çalışan uzman çavuşlar, subaylar benim insanım, benim vatandaşım değil mi? Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nda çalışıyorlar diye onların alacağı maaş aslında benim sorumluluğum değil mi? Zaten Türkiye yıllardan beridir bize büyük bir katkıda bulunmuyor mu? Savunması başka bir devlet tarafından karşılanan başka bir devlet olsa bayram yapar. Bizim en büyük şansımız, savunma giderlerinin Türkiye’nin üstlenmesidir. Temmuz’dan beri Türkiye’ye söylediğimiz, ‘savunmayı karşılamaya devam edin başka bir şey istemem’ idi. Bu gider yıllık 300 milyon TL’ye yakın bir rakamdır.

Soru: Yılsonuna kadar akaryakıtta zam yapılmayacağı açıklandı, yıl bitiyor, vatandaşın gözü kulağı 2019’da.  Elektrik ve akaryakıtta ne kadar zam yapılacağı konusunda bir öngörü var mı?

 Cevap: Şimdilik akaryakıta bir zam yok ama borsada bir tuhaflık olursa bakacağız. Elektriğe bir zam gelecek çünkü zam yapılmaması için devlet olarak bunun yükünü üstlendik. Şuanda biz kamu kullanımı için kilovat başına 19 TL ödüyoruz. Bunun dolayısıyla bir yansıması olacak. 2019 yılında ne kadar bir zam yapılacağı konusunda da şuan net bir şey yok, Elektrik Kurumu şuan bunun çalışmasını yapıyor.

Soru: Cumhuriyet Meclisi, hayat pahalılığının ödeneğinin maaşlara yansıtılmasının 3 ay durdurulmasını öngören kararnameleri onayladı… Bu hususta tartışmalar dinmiyor, ciddi bir de tepki söz konusu…

Cevap: Durdurulmak zorunda. Devlet Planlama Örgütü’nün öngörüsü hayat pahalılığının yüzde 40.5 çıkacağı yönünde ama ekonomistlerle konuştuğumuzda aldığımız cevap; ‘DPÖ, 40.5 dedi ama bu yüzde 50’yi de bulur’ şeklinde. Biz bütçe kafamızdan yapmayız, belli bir yasa vardır ve bütçe yasaya göre hazırlanır. Yasa ne der bana; Temmuz’da ve Ocak’ta olmak üzere yılda iki kez hayat pahalılığı maaşlara yansıtılır der. 40.5 olarak çıkan rakamı bile önümüze koyduğumuzda biz devlet olarak altından rahatlıkla kalkardık ama belediyeler BRT, TÜK ve diğer kurumlar bütçe hazırlama noktasına bile gidemezlerdi. Bütçeyi meclise sunmam için de son tarih 31 Ekim 2018’di. Eylül hayat pahalılığı oranı 9 Ekim’de verildi. ‘Şuana kadar yapılanı yansıtalım’ kararı verdik ve önümüzdeki 3 ayı da döndürdük. Başbakan, ‘Eğer imkanımız ve mükellefiyetlerimiz de elverirse biz bu 3 aylık hayat pahalılığını yansıtacağız ama parça parça ama bir bütün, gelecek yılın gelişimine bağlı’ dedi, tarih de vermedi. Öyle bir noktaya geldik ki son 3 ay eksik vermeye başladı. Yüzde 40.5 demiş olsaydık oluşmamış bir hayat pahalılığı vermiş olacaktık, vermedik. Muhtemelen neyseydi Eylül ayındaki hayat pahalılığı bunun yıla yansımış şeklini dönüp yansıtacağız, Ocak maaşlarına. Eksi gitmeseydi, artı gitseydi 5-6 puan gibi bir fark olacaktı aramızda ama şuanda görülüyor ki o fark da olmayacak. Sorumlu davrandık. Sendikalar mahkemeye verecekmiş. Sendikalar, gelecek sene bana söylesin, eğer biz kendi içimizde gerekli önlemleri almazsak yeniden sıkıntılı bir maaş ödeme dönemine başlarız, çok mu hoşlarına gidecek? Gene mi kapının önüne gelip, ‘Bulacan annem, verecen annem’ diyecekler? Talep ederek yaşamayı gene mi hazmedecekler? Talep ettikleri yer vermiyorsa, yeni talep edecekleri yer mi bulup mevcut yaşantımızı sürdüreceğimizi düşünüyorlar? Bütün bunlar düşünülmeli ve artık konuşulmalıdır. Türkiye’nin katkıları ile yıllarca bir hayal dünyası kurduk, çoğu talep edilmeyen bir sürü haklar verdik. Bu ülkede artık bir şeyler eskisi gibi değil. ‘Özel sektör çalışanı da neredeyse kamu çalışanı kadar bir sayıya ulaşmış durumda, özel sektör çalışanları, belediyede çalışan 5 bin aileyi düşünmeyelim yeter ki bizim hayat pahalılığı oranımız tam anlamı ile yatsın’ mı yani istenilen, Bu mu? Olur mu?

 

 





Başa dön tuşu