Köşe Yazarları

Türkiye ekonomisinde büyüme ve enflasyon

Türkiye İstatistik Kurumunun geçen gün yayınladığı istatistiklere göre, 2018 yılının son çeyreğinde % -3 oranında bir küçülme, toplam 2018 bir yıllık toplam büyüme ise, %2.6 oldu.

2018 ilk 3 çeyrekte daha yüksek büyüme olduğu cihetle son çeyrekteki eksi yıllık büyümeyi aşağı çekmiştir.. Büyümeye en çok olumlu katkı yapan dış ticarette ihracatın % 7.5 artışı olmuştur. İthalat da % 7.9 azalmıştır. Dış ticaret açığı ve cari açık için olumlu bir sonuç oldu.

2018 son çeyreğinde özellikle Kasım ayından sonra başlayan şok denecek seviyede ani kur artışları bir çok sektörleri özellikle imalat ve inşaat sektörlerine sekte vurmuştur. Hem maliyetlerin artışı hem de alım gücü düşen halkın talebini geriletmiştir. Dolayısıyla ihracat dışında kalan mallar ve inşaatı tamamlanmış veya yapılmakta olan gayrı menkul stokları birikmiştir. Aynı olaylar paralel olarak KKTC’de de yaşanmıştır.

Daralmanın en büyük nedeni tüketicilerin az ve temkinli harcamalarıdır. Nitekim yalnız son çeyrekte tüketimin %8.9 azalması ekonomiyi  önemli ölçüde eksi 5.2 bir puanla küçültmüştür.  Ayrıca makine ve teçhizat  ve toplam yatırımlarda % 12.9 oranında düşüş görülüyor. Bu da ekonomide  %3.88 puan bir küçültme yarattı. Tarım’da  % 0.5 ve hizmet sektöründe %0.3 daralma oldu. İmalat sanayiinde ise %7.4 gibi bir küçülme ile ekonomide 1.31 puan negatif bir gerileme oldu. İnşaatta ise % 8.7 gerileme görülüyor.

4.çeyrekte olumlu gelişmeyi ihracatta % 10.6 artışla görüyoruz. İthalattaki % 24.4 azalma ile de dış ticaretteki bu gelişme  dış ticaret açığı ve cari açıkta olumlu bir gelişme yarattığı gibi ekonomiyi  9.7 puan büyüttü. Kamu yönetimi, eğitim, sağlık sektöründe olumlu gelişme oldu. Üretim sektörlerinde gerileme oldu. Yalnız imallatta % 7.5 küçülme yaşandı.

Sonuçta bir yılda Türkiye ekonomisinde geçmiş çeyreklerdeki yüksek büyüme dolayısıyla 4.çeyrek gerilemesinin etkisiyle toplamda büyüme oranı, Yeni ekonomi programında öngörülen % 3.8 büyüme yerine % 2.6 oldu. Son çeyrekte dayanıklı mallar satışlarında da % 16’ya yakın azalma ve dayanaksız mallarda ise % 18’e yakın artış oldu. Yarı dayanıklıda ise 8.4 oldu. Bu da gıda ve ev kullanım mallarındaki konut giderlerindeki zaruri mallar olduğu anlaşılmaktadır.

Bir yıllık toplam büyümeye (%2.6) gelince, puan olarak olumlu etki yapan sektörler ihracat inşaat ve toplam yatırımlar dışındaki tüm sektörlerde,  en düşük eksi 0.5 ile diğer hizmetler ve 0.92 kamu yönetiminde olmak üzere bu puanlar arasında diğer sektörlerde de küçük küçük artı puan etkileri ile büyümeye  katkı sağlamıştır.

Kredi derecelendirme kurulu FİTCH tarafından Çarşamba günü yayınladığı raporda Türkiye’nin potansiyel büyümesinin %4.3 seviyesi tahmini yaptı. 2018 büyümesini ise sermaye birikimi ve işgücü verimliliğinde düşüş olduğunu ancak gelişmekte olan ülkeler olan Brezilya, Meksika , Güney Afrika , Endonezya gibi aynı kategorideki ülkelerin büyüme tahminlerini  ise % 0.2 ile % 2.5 arasında rakamlarla değerlendirdi ki Hindistan dışında büyümede Türkiye’nin bu yıl tahminlerine göre en iyi durumda olan ülke olduğu görülüyor.

Enflasyon ;  Geçen gün açıklanan Türkiye’deki enflasyon oranı Şubat ayında % 0.16, 12 aylık enflasyon ise %19.67 olarak gerçekleşti. Önceki tahminlerde Hükümetin beklenti %15.24 idi. TCMB , Para Politikası Kurulu geçen Çarşamba toplantısından sonra yaptığı geniş açıklamalı beyanatında çok özet olarak alırsak, Fiyat istikrarının sağlanmasına yönelik risklerin devam ettiği ve ihtiyaç durumunda ilâve sıkı para politikasına geçilebileceğinin altını çizdi. Enflasyonda belirgin bir iyileşmeye kadar da sıkı politikanın devam edeceğini ifade ederek son zamanlarda TL’sında ılımlı bir seyir olduğu, iç talepteki  zayıflamanın enflasyon düşüşünü destekleyeceğini, ancak maliyet yönlü baskıların iyileşmeyi sınırladığı vurgulandı. Enerjide petrol fiyatlarının yükselmesine karşılık temel mallardaki talep zayıflaması enflasyonu frenlemiştir. Gıda’da Şubat ayında  %1.72, temel mal grubunda ise % 1.53 düşüş oldu. Maliye politikası ile para politikası uyumu cari dengede açığı azalttı. Kur artışları ihracatı çoğalttı, ithalatı da oldukça kısıtladı. Talep azlığı, teçhizat ve makine yatırımlarının etkisi de ithalatı düşürdü. Bütün bu koşullar göz önüne alındığında faizler %24’de sabit bırakıldı. Görünen odur ki Haziran’a kadar hatta daha sonraki aylarda faizlerin seviyesi kur artışlarını tetiklememesi için düşürülmeyeceği kuvvetle muhtemeldir görüşündeyim. Çünkü fiyat istikrarı ve enflasyon düşüşüne odaklanılan politika doğrultusunda yapılacağın doğrusu budur.

KKTC’de Şubat enflasyonu da % 0.15 gibi Türkiye ile paralel gitmiştir. Ancak geçmiş ayların kur etkilerinden yararlanan satıcıların yüksek kontrolsüz emtia fiyatlarının etkisi ile enflasyon yüksek çıktığından, yıllık bazda enflasyon Şubat sonu itibariyle % 28.67 oldu. Geçen ay % 30.94 idi, bu ay 2 puan düştü. Halen aynı dönem için Türkiye’deki enflasyon oranına göre KKTC’de enflasyon % 9 daha yüksek durumdadır.

DPÖ açıklamasına göre Şubat’ta en yüksek artış % 5’le sağlıkta, ve % 4.5 ile eğlence’de ve % 4.2 ile ayakkabıda oldu. Tuhaf olan, bu kadar genelde halkın alım gücü düşerken eğlencedeki fiyat artışlarının olmasıdır. Talep çok yüksek ki bu kadar artan eğlence sektörüne  ve her köşede lokanta ve eğlence mekânı ve otel sayısına rağmen rekabet dolayısıyla fiyatların düşmesi gerekirken,  bu sektördeki aşırı talebin yüksekliği fiyatları arttırmış! .Başka izahı yok herhalde.

Bu gösterge bir bakıma halk arasındaki gelir uçurumunun ne kadar arttığını, bir kesimin gıda ve zaruri ihtiyaçlarını karşılayamazken, diğer taraftan eğlence sektörüne olan bir kesimin talebinin ne kadar arttığını  gösteriyor.

Vergilendirilmesi gereken ve kayıt dışı tutulan yüksek gelir kapasitesinde olan ve gittikçe genişleyen bir kesimin takibinin sağlanması devlet bütçesinin takviyesi için doğru olur. Gelecek yılda daha az enflasyon ve düşük kur temennisi ile.

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı