Köşe Yazarları

TL değerindeki kayıpların etkileri

Hafta sonu döviz kurları yine fırladı. Özellikle TL’ye karşı geçen haftaki yükselişin akabinde dolar hafta içinde 3.90’lara düşmüşken, hafta sonuna doğru birdenbire 4.24TL’ye çıktı. Euro ve özellikle sterling’de de ani çıkış  oldu. Bu son durumla yılbaşından bu yana 4 ayda dolarda %12.76 artış oldu. Euro ve sterling’de de % 11’in üstünde artış gerçekleşti ki doğrudan fiyatlara etkisi söz konusu. Doların aslında uluslararası değerinde bu kadar artış mevcut değil.

Kurların artışı enflasyonu etkilemekte ve bu ay gerek Türkiye’de gerekse KKTC’ de enflasyon oranı beklenenin üzerinde gerçekleşti. Geçen gün açıklanan sonuçlara göre bu ay Türkiye’de %1.87 ve yıllık bazda % 10.85 oldu. Beklenti ve önceki % 7-8 gibi tahminlerin gerçekleşmesinin artık mümkün olmadığı ve tek rakam hedefinin zor olduğu kesinleştiği gibi şimdiki durumdaki tahminlerin % 11 civarında olduğunu görüyoruz. İnşallah daha fazlası da olmaz. Çekirdek enflasyon % 12.24’e çıktı.  Üretici Fiyatları Endeksi ise %16.37 oldu. Aylık artış %1.3 beklenirken 2.60’ya çıktı. Geçen yıla göre % 26-27 değer kayıpları karşısında bu Nisan toplantısında faizlerin arttırılması konusunda ve güçlü bir para politikası uygulamasında   TCMB’nın önlem alması gerekliliği üzerinde ağırlıkla durulmaktadır .

Arjantinde peso yılbaşından beri % 14 değer kaybetti ve Arjantin MB’sı haftalık repo faizini 300 baz puan arttırdı. Şartlar aynı olmasa da reçetesi budur.

Türkiye’de enflasyon aylık bazda artmaya devam ettiği cihetle fiyatlamalarda yaşanan bozulma nedeniyle TCMB’nın değer kaybeden TL ve yükselen enflasyon karşısında ‘güçlü tepki vermesi’ beklenmektedir. Daha etkin politikalar devreye konması bekleniyor.

Borç yükü yüksek ve finansal kurumlar dışındaki şirketlerin net döviz açığının 233 milyar$’a çıktığı açıklamaları var. Bunun yanında Ülke dışına yatırımlar da döviz çıkışına neden oluyor. Ticaret açığı ve Cari açık da göz önüne alındığında yabancı sermaye döviz ihtiyacına bu dönemde özellikle büyük yatırımların gerçekleşmesi ve büyüme hedefleri karşısında bu ihtiyaçların karşılanması için ekonomi politikalarında ve faiz ve finansman konularında TCMB’nın bağlantılı önlemlerine ihtiyaç olduğu görülmektedir. Çünkü geçmiş yılların artan finansman ihtiyacı döviz açığı ve faiz yeterliliğinin olmadığı dönemlerde kurların daha yukarı yükseldiği tecrübeleri çoktur ve sürekli konuşulmaktadır. Şimdi telafi edilebilecek safhadadır.

Özellikle de ABD’de istihdam piyasasının çok iyi düzeyde olduğu ve işsizlik oranının geçen gün açıklandığı gibi % 3.9’a düşmesi ile nerede  ise tam istihdama ulaşması, ekonominin krizden oldukça kurtulduğu ve dünyaya yıllarca saldığı parasal genişleme politikasıyla küresel alanda bollaştırdığı parayı, sermaye akışını, ters çevirmek yönünde uzun vadeli faizleri de yükselterek  buna son vermekte olduğu ve doları toplama politikası çerçevesinde politika güdüldüğü esnada,  Türkiye’de de küresel sermaye celbi konusunda ve TL’nin de kıymetini yükseltecek ve döviz mevcutlarının arttırılması yönünde yeni politikalarla gelişmeler sağlanacağı beklenmektedir.

Geçenlerde AB Komisyonunun Türkiye ekonomisi raporunda 2018’de büyüme tahmini olarak % 4.7 tahmin verilmektedir. Enflasyon % 10.9, ve işsizlik % 9.8.  Euro bölgesine bakarsak büyüme %2.3 , enflasyon %1.5 ve işsizlik % 8.4 olarak tahmin ediliyor. Euro bölgesi de ekonomideki krizden çıkışı ve düzelmeye başladığı sinyalleri vermektedir. Bu Türkiye mallarına karşı talebi arttıracaktır. Ve inşallah ihracata olumlu etki sağlayacaktır. Ancak yabancı hammadde ihtiyacını azaltma yönünde alınacak reform önlemleriyle bu sorun çözülebilecektir.

KKTC’de bu ay enflasyon % 2.75 ve Türkiye’den daha yüksek, haliyle dövize direk bağlantı dolayısıyla daha fazla çıktı. Yıllıklanmış ise %13.10 . Dövize dayalı pahalılık var. Dileriz alınacak bu ayki TCMB kararlarıyla döviz kurlarına bir fren getirilir. 4 yıl önce bu yapılmıştı. 2014 Ocak kararlarıyla yeterli ölçüde arttırılan faizlerle bir denge sağlanmıştı. Politika faizi olan haftalık repo faizinin % 4’den % 10’a çıkarma mecburiyeti doğmuştu. Gecelik borç faizi ve GLP faizlerinde de aynı oranlarda TCMB tarafından sert çıkışlar yapılmıştı. Ve dolar bir anda sert düşüşe geçmişti. Sonucunda hem döviz kurlarına hem döviz borçlusu şirketlere olumlu etkileri olmuştu. Kredi maliyetlerini biraz etkilese de daha ciddi riskleri azaltacaktır.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı