Köşe Yazarları

“TEŞKİLATIN” BİR SİYASAL CİNAYETİNE IŞIK TUTAN BİR ROMAN: ÇIKMAZ SOKAK

Halil Paşa yazdı








Daha okumaya başlarken kendinizi yarım yüzyıl öncesinde, “İkinci Dünya Savaşı” sonrası yıllarının Kıbrıs’ında buluyorsunuz. Beyaz badanalı kerpiç duvarlı odalarda, demir karyolalar, islimler, dokuma tezgahları arasında geziniyor, iç avlularda komşuların kahveli sohbetlerine konuk oluyorsunuz.




Çıkmaz Sokak 367 sayfaya sığan bir Kıbrıs romanı. Yazarı Fatma Müezzinoğlu. Romanına Kıbrıs’ın konuşma dilini o kadar güzel yerleştirmiş ki; 1957 doğumlu ben ucundan da olsa romanda olayların geçtiği dönemi yakalayıp kendimi romanda geçen olayların içine atıveriyorum.



çıkmaz sokak

Birisi “komünist” damgasıyla toplumdan dışlanan, diğeri “hain” damgası vurulup teşkilat (siz TMT olarak anlayın-hp) tarafından canına kıyılan ailesi ve komşusunun (babası ve babasının arkadaşı) yaşadıklarından yola çıkarak yazmış romanını.

Kitapta 1950’li yıllarda bir köy düğününde gördüğü Faize’ye aşık olan Ali’nin anne babasıyla “kız istemek” için gittiği dünürcülüğe tanık oluyorsunuz önce. Genç yaşta dul kalan ve altı çocuğunu yetiştirmek zorunda kalan Fasur Çiftliği işçisi Fatma bir yanda. Fatma’nın evde kalan son iki kızından çocuk denecek yaştaki Faize’nin kendini evlendirmemesi için tüm yalvarıp yakarmasındaki acı diğer yanda.  Nikah ve düğün törenlerinin öncesi ve sonrasına damgasını vuran geleneklerin düğününde eğlenemeyip kan ter içerisinde bıraktığı üzgün Faize’nin düğüne değil adeta yürek burkan dramına ortak oluyorsunuz.

Derken hafta sonları Apostolos Andreas Manastırında ellerinde mumlarla kiliseye girip adaklarına mum yakan Rum, Türk, Ermeni ve Maronit kalabalıkların arasında, Osman Talat’ın bir görüşte Ali gibi “yıldırım aşkına” tutulduğu ailesinin tek kızı Elvan öne çıkıyor.

Osman Talat’ın dünürcülük kurallarını hiçe sayan tutumu karşısında Elvan’ın babasının kızı adına olumsuz yanıt vermesiyle bir kez daha genç kızların kiminle evleneceklerinin kararını veremedikleri gerçeğiyle yüzleşiyordunuz.

Romanın 228’nci sayfasından itibaren, adada hızla örgütlenen milliyetçiliğin gazabıyla sarsılan aile yaşamlarıyla karşı karşıya kalıyorsunuz.  Daha dünkü Türk ve Rum komşular, iki cemaatin milliyetçi liderleri ve silahşorlarının baskı ve kışkırtmaları altında mahallelerini ayırmaya başlıyor. Yazar bu süreci kanlı ve vahşi sonuçlar doğuran 6-7 Eylül 1955 olaylarını da hatırlatarak işliyor.

Hiç istemediği halde kendini teşkilatın zorlamasıyla bir silah ticaretinin ortasında bulan Osman Talat’ın aile yaşamı alt üst olunca işini değiştirmek zorunda kalır. Ama teşkilat peşini bırakmaz ve bir süre sonra felaketini hazırlayacak olaylar dizisinin girdabında bulur kendini.

Kitabın yazarı Fatma Müezzinoğlu, gazeteci Nezir Gürkan’la yaptığı söyleşisinde romanı yazma amacını şöyle özetlemiş:

“Leymosun’da komşumuz Osman Talat amca 1963 Kasımında infaz edildiğinde 11 yaşındaydım. O sürecin, sonrasının, ailenin yaşadıklarının, devam eden acılarının, mezarının hâlâ bulunamamasının bire bir tanığıyım. Babam Ali Osman’ın sendikalı olmakta direndiği için, o dönem istenmeyen siyasi partilerde yer aldığı için yaşadıklarının, dışlanıp susturulmasının tanığıyım. Yarım asır geçti ama nasıl geçti, bu aileler neler çekti! Etkisi geçmiyor…” (1)

“Romanı okuduktan sonra da etkisi bir süre devam ediyor” diye yazmış olayım.

Siyasetle ilişkisi olmayan, işinde gücünde sakin bir aile yaşamı sürmekteyken beş teşkilat üyesi tarafından tuzağa düşürülüp kravatıyla boğularak öldürülen ve 30 yıl sonra “onu yanlışlıkla öldürdük” denen bir faili meçhule kurban giden Anatyulu Osman Talat’ın cesedine ise hiçbir zaman ulaşamamış ailesi.  Demek ki toplumsal çatışmalarda ölenlerin katillerinin tümünün ille de “öteki” toplumda aramak gerekiyor. Çıkmaz Sokak, “belgesel tadında bir roman” olmayı hak eden bir kitap.

Okuyun bu romanı! Buram buram Kıbrıs tütüyor.

……………………………

(1)… https://www.seskibris.com/roportaj/5748876/yanlis-istihbaratla-infazi-yazdi

 









Başa dön tuşu