Köşe Yazarları

Temel gıda fiyatlarını düşürme önerileri

Yrd.Doç.Dr Erdem Öncü YAZDI...






Yrd.Doç.Dr Erdem Öncü

 

 

 

2005 yılından bu yana, dünya birçok temel gıda ürününün fiyatında büyük artışlar görülmüştür. Dünyada mısır fiyatı 2005 ile 2007 arasında % 80 arttı ve o zamandan beri daha da artmaya devam etmektedir. Diğer birçok emtia fiyatları da bu dönemde keskin bir şekilde yükselmiştir; süt tozu % 90, buğday % 70 ve pirinç yaklaşık % 25.

Kur şoku yaşayan ülkelerde pandemi sürecinin de etkisi ile gıda fiyatlarında acı verici artışlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle yurtdışından gelen bebek maması fiyatları artık yerleşiklerin önemli bir miktarının karşılayamayacağı noktadadır. Birçok sektörün aylardır kapalı olduğu düşünüldüğünde gelir sağlayamayan yurttaşların ihtiyaçlarını karşılamaları için bugünkü fiyatların düşürülmesi ile ilgili politikalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Peki, gıda fiyatlarını dizginlemek için çözün ne olabilir?

Osmanlı’da savaş, ekonomik kriz durumlarında fiyatları tesis etmek için “narh” sistemi kullanılırdı. Narh sistemi azami ve asgari fiyatların belirlenmesi üzerine kuruludur. Azami fiyatın üstünde ve asgari fiyatın altında ürün satanlar bu sistemde cezalandırılırlar. Narh sistemi hem tüketiciyi hem de üreticiyi korumak amacıyla kullanılmıştır. Dolayısıyla Osmanlı’da ithal mallar narh sistemi dışında bırakılmıştır.

Şekil 1:Osmanlı’da 1673-1846 arası temel gıda fiyatları[1]

İslâm ticaret hukuku kâr oranlarını mutlak anlamda sınırlandırmamakta ve genelde tabiî serbest rekabet esaslar içinde oluşan fiyatları âdil saymaktadır[2]. Devletin fiyatlara müdahale etmesi kesinlikle uygun görülmemektedir. Tirmizî‟den aktarılan bir rivayete göre, Medine‟de bir kıtlık esnasında fiyatların aşırı derecede yükselmesine mani olmak için kendisinden narh koyması istenen Peygamber Efendimiz, bu teklife şu yanıtı vermiştir[3]:

 

“Şüphe yok ki, fiyatları tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allah’tır. Ben sizden herhangi birinin malına ve canına yapmış olduğum bir haksızlık sebebiyle o kimsenin hakkını benden ister olduğu halde, Rabbime kavuşmak istemem.”

Bir diğer temel gıda fiyatlarını düşürme stratejisi bu dönem için sektörlerin ekonomik olarak desteklenmesidir.

KKTC’de ilk hali 1992 yılında yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi yasasına göre ekmek satışı %0 oranında kdv ile vergilendirilmektedir. Lakin temel gıda üreticilerinin birçok gider kalemi vardır. Giderler sübvanse edilerek daha ucuz ürün piyasası sağlanabilir. Devletin sektörleri sübvanse etmesinin örnekleri dünyanın birçok ülkesinde vardır. Örneğin Almanya’da çevrenin daha az kirlenmesi amacıyla kömür madenleri kapatılmıştır. Alman hükümeti yıllık 1 milyar doların üzerinde sektörü sübvanse etmektedir[4]. ABD’de gıdadan petrol ürünlerine kadar birçok sektör hatta ticaret anlaşmalarında belirtilen yasaklı sektörler bile sübvanse edilmektedir. Şu günlerde gıda üretiminin desteklenmesi kısa sürede maliyeye zarar verse dahi yakın gelecekte yerleşiklere ve uzun dönemde üretimde büyüme olarak geri dönecektir.

Yazımızı Salih Gümüş’ün şiiri ile sonlandıralım.

Bu davanın adı, ekmek davası
İnşallah herkese, dağılır hakçası
İnsanların derdi, aş açıkçası
Çok mu önemlidir, işin havası

Kimsenin hakkı yok, görmeye hakir
Düşünce sistemi, temizlenmez bir kir
Mevla kibirliyi, dibe indirir
Alçak gönüllü ol, herkes beğenir

 

 

 

[1] Fidan, M. (2019). 1673-1850 Tarihleri Arasında Narh Kayıtlarına Göre Kastamonu’da Un ve Unlu Mamul Fiyatları. Third Sector Social Economic Review54(1), 21-40.

[2] Kallek, C. (2006). Narh Konusuna Yeniden Bakış. İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi7, 257-276.

[3] Ülgener, S. F. (1944), “Tarihte Darlık Bunalımları ve İktisadi Dengesizlik Meselesi”,

İstanbul 1944.

[4] Myers, N. (1998). Lifting the veil on perverse subsidies. Nature392(6674), 327-328.







Başa dön tuşu