Köşe Yazarları

Tatilde ödev







Kıbrıs’ta yarıyıl tatili geçen hafta Türkiye’de de bir önceki hafta başlamıştı. Kıbrıs’ta öğretim yılının ortasında çocukların uzun süreli tek tatili Şubat tatilidir. Türkiye’de birkaç yıldır Kasım ve Nisan’da da bir haftalık ara tatiller uygulamaya konmuştur. Biz daha bu noktada bir atmış değiliz.




Özellikle ilk dönemde beş aya yakın aralıksız okula giden bir öğrenci kitlemiz var. Belki bu yıl pandemi dolayısı ile sağlıklı olanların bile yarısının bir gün gidip bir gün gitmedi bir dönem yaşadık ama bilin ki çocuklar için geçmiş yıllara göre daha zor bir dönem yaşandı.



Türkiye’de Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yarıyıl tatilinde çocuklara ödev verilmemesi yönünde öğretmenlere telkinde bulunması bu ödev meselesini yeniden gündeme getirdi. Bir süreden beridir Türkiye’de hem tatillerde yem de okulun olduğu dönemlerde ödev verme azaltıldı ancak geleneksel eğitimin devam ettiği ülkelerde bu ödev meselesi kolay kolay gündemden düşmeyecek.

Dünyadaki çağdaş eğitim sistemlerinde ödev konusu artık mekanik ödev anlayışından uzaklaşmış daha çok proje odaklı veya eğitici nitelikte olmuştur. Sınıfta yapılan “toplama çıkarma” konusu ile ilgili “hade benzerini bir sayfayı da evde yapsın” anlayış tamamen terk edilmiş durumdadır. Yapılan birçok bilimsel araştırmada bu tür mekanik ödevlerin öğrenmeye pek bir katkısının olmadığı anlaşılmıştır.

Geleneksel eğitim anlayışında aileler de bu anlayışa uygun hareket etmektedir. Mesela bu anlayışta ödev vermeyen öğretmen velinin gözünde başarısız öğretmendir veya bu işi bilmemektedir. Hatta bazı aileler çocuklarının bilgisayarın önünden kalkması için öğretmenden daha fazla ödev vermesini istemektedir. O bilgisayarı çocuğun önünden alamayan veya bilgisayarı daha verimli kullanılması için fırsat yaratmayanlar, öğretmenden bol bol ödev vermesini istemektedir.

En disiplinli eğitim sistemine sahip ve çocukların gün içindeki çoğu zamanının eğitimle geçtiği Çin’de bile artık ödev konusunda yumuşama var ve hükümet bu konuda yeni yasalar çıkarmış durumdadır. Çocukların üzerindeki stresi azaltmak için bazı çalışmalar yapılmaktadır.

Bizde ise yapılması gereken okul sonrasında çocukların verimli vakit geçireceği aktiviteleri yaratmaktır. Sokakta oynamak da bunların en önemlisidir. Oyunun, öğrenmenin en önemli araçlarından biri olduğunu unutmamak gerekir.

Öğrenme sadece okulda veya daha sonra soru çözerek olduğunu zannedenler ne yazık ki çoğunluktadır. Halbuki bilimsel araştırmalar bunun böyle olmadığını gösteriyor. Dolayısı ile çocuklara okul sonrasında da onların hoşuna gidecek aktiviteler yaratmak gerekir.

Çocuk, ailesi ile de verimli vakit geçirmelidir. Elbette çalışma koşulları bunu yapabilmeyi zorlaştırmaktadır ancak yine de bir fırsatını bulup bunu gerçekleştirmek zorundayız.

Bir de önemli olan çocuk için doğru aktiviteleri bulmak gerekiyor. Çocuk hoşuna giden aktiviteyi yapmak ister. Onu zorla, çocuğun istemediği bir keman dersine götürmek yerine farklı bir aktivite aranmalıdır. Ancak bizdeki genel anlayış “çocuk zamanla alışır, ileride benim haklı olduğumu anlayacak” denilerek çocukların pek de hoşuna gitmeyen daha çok ailenin istekleri doğrultusunda seçilen aktiviteler tercih edilmektedir.

Biraz daha çocuk odaklı olabilirsek çocuklarımız daha mutlu olacaktır. Onlar için belirleyeceğimiz aktivitelerde, onların da görüşüne değer verirsek çok daha verimli bir aktivite seçmiş olacağız.

Bütün derdimiz çocuklarımız olduğuna göre onların mutlu olacağı öğrenme ortamlarını yaratmamız gerekmektedir.









Başa dön tuşu