KıbrısManşet

Tatar: Esas olan ekonomik büyümedir


Başbakan Ersin Tatar, Koronavirüs salgını dönemini ülkemizin başarılı bir şekilde atlattığını ancak bu dönemde kararlar alırken çok zorlandığını, sıkıntılar çektiğini söyledi.

Başbakan Tatar katıldığı bir programda , Koronavirüs önlemleri kapsamında ekonomik kısıtlamalara gidildiği dönemde yaşadıklarını anlattı.

Başbakan  Tatar, sağlık ve ekonomik sorunların baş gösterdiği bu dönemde büyük sıkıntılar çektiğini ifade ederek “2 ay önce maaş kesintileriyle ilgili karar alırken dünya başıma yıkılıyor diye düşündüm. Uyuyamadım. O günün şartlarında kolay değildi. Hem sağlık, hem ekonomi söz konusuydu. Türkiye ile henüz anlaşma olmamıştı. Doğru kararlar aldık, sağlıkta bir noktaya geldik, beklentim bu anlaşmanın da katkısı ile ekonomide de daha iyi yerlere gelmemizdir” dedi.

Kararlar alırken her zaman halkın çıkarını düşündüğünü belirten Tatar, “Benim hizmet hırsım vardır, koltuk hırsım değil. Bu şekilde düşünerek başarılı olduğumu düşünüyorum. Hizmetlerim, başarılarım ortada. Vekil olmadan da halkın içinde olan birisiyim. Bunu da severek yapıyorum. Makam sonra geldi” şeklinde konuştu.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mali işbirliği protokolünün ani bir karar olmadığını belirten Tatar, son iki haftadır müsteşarların detaylı şekilde konuyu tartıştığını ve sonuca vardığını söyledi. Başbakan  Tatar, “Hükümette tabii ki kendi aramızda olayları ve bu anlaşmayı baştan beri konuştuk. Ne gün olur diye, bekliyor, merak ediyorduk. Borçlanma için arayışa devam ediyorduk.

Bayramın üçüncü günü bu anlaşma oldu. Böyle bir anlaşma borçlanmaya kolaylık ve avantaj sağlar. Borçlanmanın faizi de daha düşük olur. Başka önemli getirileri de vardır” dedi. “Ülkemizde 38 milyarın üzerinde bir mevduat var”    KKTC bankalarında herhangi bir sıkıntı olmadığını ifade eden Tatar, 38 milyarın üzerinde mevduat olduğunu söyledi.

Başbakan  Tatar, ekonomist kimliğinin yanı sıra siyasi kimliği olduğunu da hatırlatarak, “Ekonomist kimliğiniz var ama bir de siyasi kimliğiniz var.

Bunları dengelemek ve bu işlere yön vermek çok önemli. Burada tasarruflarda yapıyoruz ama esas olan ekonominin büyümesi, yatırımların artmasıdır. Onun içinde güven ortamının oluşturulması yani devletin tepesinde ekonomisine yön veren insanların bu işleri iyi bilmesi bu işin mektebinden gelmesi, uluslararası bağlantı ve tecrübeleri olması o lisanı konuşabilmeleri oraya duyulan güvenden dolayı yeni yatırımların oluşabilmesi de önemlidir” dedi.

“Hedef Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak, parti içi yarış ondan sonra”    Başbakan Tatar, ülke ekonomisinin düzeleceğine yönelik umutlu olduğunu belirterek piyasanın yavaş yavaş canlanacağını vurguladı.    Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik de konuşan Tatar, UBP’nin aynı kararlılıkta seçime gireceğini belirtti.

“Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası için partinizin içinde kendini Başbakan olarak gören arkadaşların varlığını hissediyoruz. Siz görevdeyken bunu birilerinin aklından geçirmesi şık mı?” sorusu üzerine Tatar, “Herkesin kendine göre beklentileri vardır. Bu demokratik anlayış içinde herkesin kendi tercihidir diye değerlendiriyorum. Biz bu yarışta ülkemiz, devletimiz, halkımız ve partimiz adına başarılı olmak, kazanmak durumumdayız.

Bu başarı bizi ve devletimizi güçlendirecektir. Sonrasında ise yapılması gereken çok önemli çalışmalar vardır. Dolayısıyla bunları düşünmeli, bunlara konsantre olmalıyız. Ama öncelikli hedef Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaktır. Parti içi yarış ondan sonra olacaktır” dedi. “Artık ayağımız yere sağlam basıyor.

Başbakan Ersin Tatar’ın sorulara yanıtlara şöyledir:

 

SORU: Yurt dışında öğrenim gördünüz ve Kıbrıs’a dönene kadar ciddi bir tecrübe edindiniz. Çalışma hayatınızı hatırlayın desem neler hatırlatırdınız?

 

TATAR: Hep içimde Kıbrıs aşkı oldu. Tatile gittim Kıbrıs’ı düşündüm, okulu bitirdim Kıbrıs’ı düşündüm ve oralarda Kıbrıs özlemiyle yıllar geçirdim. Yurt dışında olmak o tecrübeyi alabilmek, lisanını öğrenebilmek, çevreni geliştirebilmek, karakterimi ve kendi kimliğimi geliştirdi. Zor yıllardı.

SORU: Çalışma döneminizden bahseder misiniz?

 

TATAR: Cambridge Üniversitesi’ni bitirdikten sonra, İngiltere’de Price Waterhouse’da çalıştım. Dünyanın en büyük firmalarından biriydi. Uluslararası müşavir olarak orada yetiştim. Çeşitli bankalarda görev alabildim. Sonra da bu Asil Nadir’in Polly Peck ekibine girdim. Oraya girdim ve bütün dünyayı gezdim.

Firma dünyaya genişlerken, ben de gezip o şirketlerin gerek muhasebesinde gerekse de finansmanında çalışarak büyük tecrübe kazandım. O bakımdan da çok mutluyum.    Ama uluslararası oyunlar oldu.  Bu oyunlar oynanmasaydı Polly Peck dünyanın en iyi 2-3 firmasından biri olacaktı.    Chicago’da da çalıştım. Erol Aksoy vardı. İktisat Bankası’nın sahibi, o beni transfer etti, İstanbul’a. İktisat Bankası’nda çalıştım.

Sonra Show TV’nin kuruluşunda yer aldım. Esas şirketi kuran, muhasebe sistemini kuran, uluslararası bağlantılarını kuran benim.

 

SORU: Biraz gerilerden bugüne ülkemiz ekonomisini değerlendirerek programa başlamak istiyorum. Sizce 2001 krizi bizim finans dünyamıza disiplin getirdi mi?

 

TATAR: 2001 krizi öncesinde sistemde önemli aksaklıklar, birikmiş sorunlar vardı. Yapılan düzenlemelerle denetime daha fazla önem verildi. Yasalar geçti. Banka ile ilişkilerin istismar edilmeyeceği bir yapı oluşturuldu. Banka sahipleri kendi şirketlerine para aktardıklarında, işleri iyi gitmiyordu doğal olarak o parayı yerine koyamıyorlar ve sıkıntı oluyordu. 2001 krizinden sonra yapılan düzenlemelerle bu giderildi. Sonrasında daha iyi denetlendiği için daha sağlam bir finans yapısı ortaya çıktı.

 

SORU: Finans yapımız şu anda sağlam mı?

 

TATAR: Şu an çok likit bir finans yapımız var, o yüzden bir sıkıntı yok. Her ne kadar Koronavirüs’ten dolayı ekonomide bir sıkıntı olsa da bankalarda hiçbir sıkıntı yoktur. Tüm bankacılık sistemi ortadadır ve bankalarla ilgili herkes bu durumu biliyor. İlk zamanlarda bir takım söylenmemesi gereken şeyler söylendi ama hiçbir sıkıntı yaşanmadı.

 

SORU: 400 milyon TL iç borçlanma kararı alındı. Siz ısrarla rezervlere dokunmak istemediniz, neden?

 

TATAR: Bir parayı borçlanırken öncelikle o parayı nasıl ödeyeceğinizin de hesabını yapmış ve beyan etmiş olmanız lazım. ‘Ben borçlanayım, günü kurtarayım benden sonra gelecek olan da sorunu yaşasın, gaileyi o çeksin’ anlayışında olmak doğru değildir.    Ben bu anlayışta bir kişi asla olmadım. Baştan sona şunu söyledim. Önce bu pandemi krizini iyi yönetmeliyiz… Bunu yaptık. Krizi, bilim adamları, sağlıkçılarımız, halkımızın da desteği ile iyi yönettik.    Bundan dolayı da hükümete karşı olumlu algı ve güven oluştu. KKTC’nin geleceğine dair umutlar arttı.     Bir de ben açıkçası Türkiye ile imzalanması gereken protokolü bekliyordum. Şimdi o da oldu… İşte şimdi oluşan bu sağlam zeminde ek ihtiyaç olursa çok daha iyi şartlarda borçlanabiliriz. Neden? Artık ayağımız yere sağlam basıyor. Bu da borçlanma koşullarını bizim lehimize geliştiren bir durumdur.    Maliyenin durumu tahmin edilenden çok daha iyi. Türkiye’den de destek geldiği için o borçlanma daha sağlıklı koşullarda yapılabilecek. Gerçekten de öngördüğüm, olması gereken bu idi ve başardığım için de çok mutluyum. “KKTC hiç de fakir değildir”

 

SORU: 1974 birçok konuda kilometre taşıdır. Devlet çok güçlü olmadı ama çok zengin insanlar oldu. Devlet fakir mi?

 

TATAR: Devletin gelirini giderini, açığını veya artısını böyle ölçmemek lazım. Ben KKTC’ye baktığımda nasıl görüyorum size söyleyeyim. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dünyanın en güzel yerlerinden birindedir. Muhteşem bir sahil şeridi, doğal güzellikleri, kültür mirası vardır. Yetişmiş kültürlü bir vatandaş kitlemiz vardır. Bunlar çok ciddi zenginliklerdir. Dolayısı ile bana göre KKTC hiç de fakir değildir. Çok imkânlarımız vardır. Önemli olan bunları en iyi şekilde değerlendirmektir.    Turizmde yatak kapasitesi şu anda 25 bin civarında. Bunun alt yapısı düzgün olması koşulu ile 55 bin olduğunda ortaya çıkacak durumu bir düşünün.    Yüksek öğrenimde milyar dolarla hesaplanan yatırımlara sahip bir ülkeyiz. Konut sektörümüz gelişmeye çok açıktır ve gelecek vaat ediyor. Korona’da sağlanan başarı nedeniyle buraya gelip yerleşmek isteyen ve isteyecek olan çok insanlar var veya olacaktır…  Türkiye’den deniz altından getirilen su bu ülkeye çok büyük değer katmıştır. Proje tamamlandığında ve sulu tarıma geçildiğinde ortaya çıkacak durumu bir düşünün. “Ben gelecekten umutluyum”

 

SORU: ‘Yumurtaları bir sepette tutmayın’ diye bir tanımla var. Bizde üniversite ve turizm sektörleri büyük öneme sahip. Bu krizde ikisi sıfır oldu neredeyse. Eski yere gelmek noktasında ne kadar iyimsersiniz?

 

TATAR: Böylesi bir durum 100-200 senede bir olur. Ben tüm dünyayı olumsuz yönde etkileyen bu durumun uzun sürmeyeceğini düşünüyorum. Dünya buna çare bulacaktır. Biz hastalığı hallettik. Sağlık alt yapımızı pandemi olayını dikkate alarak güçlendirdik, daha da güçlendireceğiz. Sağlık alt yapımızı güçlendirmemiz ve başarılı olmamız bize artı bir değer kattı. Bence bu artı değer turizmimiz ile yükseköğrenim sektörümüzü de olumlu yönde etkileyecektir.    Şu anda eksik olan kapıların kapalı olmasıdır. Yakında inşallah bir sorun olmazsa kapıların açılması gerçekleşecektir. Turistlerin, öğrencilerin ülkemize gelmeleri için bir takım sistemler geliştirilecektir. Ben gelecekten umutluyum. Baştan bu yana krizi aşacağımızı ekonomimizi toparlayacağımızı söylüyorum.    Umut, motivasyon çok önemlidir. İnanmak ve kararlı olmak lazımdır.    2 ay önce ‘battık’ dediler, ‘OHAL ilan edilsin’ dediler.  Gerekli tedbirleri, yavaş yavaş, panik yaratmadan, insanlarımızı zora sokmadan, ekonomiyi çökertmeden aldık.  Narenciye hasadı devam etti. Bu basit bir iş değildir. Toplanması, paketlenmesi, ihracı için 100 milyon dolarlardan bahsediliyor. Kapatsaydık ne olacaktı? Hayvancılık, sütçülük devam etti. Fırınlar, marketler hep çalıştı. Halk istediğini alabildi. Bu ekonomi bir şekilde döndü.  Şu anda maliyeye de bakıldığında gelirlerde bir azalma oldu ama bahsettikleri gibi bir kötü senaryo gerçekleşmedi.

SORU: Gelirler 550 milyon noktasına geldi, 100 milyonlara kadar da düştü. Son veriler neyi gösteriyor?

TATAR: Yavaşça da olsa toparlanma vardır. Şu anda 250-300’lerde olduğu bilgime getirildi. Bu daha da yükselecek. Birkaç ay içerisinde toparlanacak.

 

 SORU: Oteller- casinolar açılıyor. Otellerin hepsinin açılacağını tahmin ediyor musunuz?

 

TATAR: Tabii ki zorla kimseye açtıramazsınız… Ama açılacaklar elbette vardır. İç turizm diye bir olgu söz konusudur. Haziran geliyor, okullar tatil, buradaki aileler de kalabilecekleri, tatil yapabilecekleri yerler istiyorlar.

 

SORU: Casinolara yerli halkın girmesi yasak, açıldığında kim girecek?

 

TATAR: Burada yaşayan yabancılar da var. Ay sonu gelmek isteyen İngilizleri getireceğiz. Karantinada kalacaklar, paralarını kendi ödeyecekler. Çünkü ülkelerinden kurtulmak istiyorlar. Çarklar yavaş yavaş dönmeye başlayacak. “Yabancılar artık 4 konut alabiliyor”

 

SORU: Emlak sektörü. Yabancıların talebine göre piyasa belirlendi. Ortada arz fazlalığı görünüyor. Siz emlak dünyası ile ilgili bir düşünceye sahip misiniz?

 

TATAR: Ben bu sektörün geleceğine de pozitif bakıyorum. Çünkü yavaş yavaş dünyada bir marka olmayı başardık. Bu konuda bizim çeşitli müteahhitlerimiz var ve buradaki güzel projeleri dünyaya iyi tanıtıyorlar. Oldukları yerden burayı pazarlıyorlar. Muazzam yerler yapıyorlar. Her yerde yapılıyor. Başarılı inşaatçılarımız var. Binlerce konut sattılar, devam da ediyor. Birçok ülkeden insanlar buraya geliyor, beğeniyor ve yeni birilerini gönderiyorlar.

 

SORU: Sizi umutlu görüyorum. Sarsılan müteahhit finans dünyasını da etkiledi. Eğer bu hayaliniz gerçekleşmezse bu emlak ve finans dünyasını tehdit eder mi?

 

TATAR: Benim, düşündüklerim, hayal ettiğim olaylar gerçekleşiyor. Şu anda bile konut satışı var. KKTC bu coğrafyada, Doğu Akdeniz’de Korona’yı çok iyi yönetti. Çoğu insan metropollerden uzaklaşmak için yeni destinasyonlar arıyorlar, orası da KKTC’dir. Bu pazarlanıyor.

SORU: Tapudaki işlemlerle ilgili size rapor geldi mi?

 

TATAR: Bakanlar Kurulu’na her hafta geliyor. Konut satışı devam ediyor. Eskiden her yabancı 1 konut alabilirdi,şimdi 4 alabilir. Dükkân alamazdı, düzenlemesini yaptık, şimdi alabiliyor. Bunların da olumlu etkisi oldu.

SORU: Çarşıda insanlar “para yok” diye şikayet ediyor. Yüzde 25 kesintinin memura, emekliye geri verilmesiyle birlikte çarşının toparlanacağını düşünür müsünüz?

 

TATAR: Tabii. Yüzde 25 dediğinizde ortaya çıkan rakam 70-80 milyon TL’dir. Anayasamıza göre maaş elde edilmiş haktır ve geri alınamaz… Keserseniz ödeyeceksiniz. Hükümet karar verecek ve ödeyeceğiz. Beraber karar vereceğiz. “100 milyon TL’yi ay sonu maaşların zamanında ödenmesi için borçlandık”

SORU: Türkiye’den aktarılacak olan kaynak, geriye dönük ödemelerin yapılması sürpriz bir şekilde erken olabilir mi? Bir sonraki bayram gibi.

TATAR: Olabilir tabii. Bir kere bizim bir bütçemiz var. Bu, Meclis’ten geçti. Benim hâlâ elimdeki harcama yetkim bütçemdir, onun dışına çıkamam. O çerçevede bu ödemeleri yapabilirim. Bütçenin dışında olan bir şeyi ben yapamam. Onun için ek bütçe yapmam lazım. Onu da herkesle tartışacağım. Varsa farklı öneriler, ek bütçe de yapabiliriz. Şu an elimizde olan mevcut bütçemizdir. Gelirlerde düşüş oldu. Gelirlerdeki düşüşü nasıl telafi ediyoruz? Türkiye ile yaptığımız anlaşmadan dolayı 1 milyar 150 milyon TL kaynak aktarılacak yılsonuna kadar. O kullanılarak bir telafi yapılacaktır.    Diğer kaynaklar ise alt yapıya, reel sektöre, savunmaya, Taşınmaz Mal Komisyonu gibi kalemlere gidecektir. Toplamda yaklaşık 2 milyar 300 milyonluk bir kaynak yılsonuna kadar KKTC’ye aktarılacak. Biz bugün için 100 milyon TL’yi ay sonu maaşlarının zamanında ödenmesi için borçlandık.    Bütün dünyada durağanlık var. Böyle durumlarda ekonomideki harcamalar azaldığı için devlet o harcamayı yapar ki ekonomik çarklar tamamen durmasın.  Önümüzdeki günlerde bir program dâhilinde projeleri gerçekleştirirsek, biraz da iç borçlanmayla olayı takviye edersek ekonomiyi toparlayacağız. Gerekirse ek bütçeyi Meclis’e götüreceğiz. Keyfiyetle harcama olmaz. Yetkiye dayanarak yapılır.

SORU: Tahvil veya hazine bonosu bir alternatif olabilir mi?

 

TATAR: Tabii olabilir. Merkez Bankası’yla onu da konuştuk. Ama şu an için hükümet piyasadan borçlanırsa daha cazip olur,  faizi daha düşük olur noktasına geldik. Piyasalar da bunu sever. Ülkemizde 38 milyarın üzerinde bir mevduat var, devletin kullandığı krediler de dâhil toplamda 22-23 milyar TL kredilere verilmiş durumdadır. Bu da, 13-14 milyar net likitide var demektir. Onun için bankalarda hiçbir sıkıntı yoktur. O rahatlık içinde konuşuyorum.

 

SORU: Tahvil veya bononun yurt dışında pazarlanması söz konusu olur mu?

 

TATAR: Tahvil bizim kefaletimizi taşıyan zamanı geldiğinde geri ödenecek bir belgedir. Bunu yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türkler de alabilir. Başka yatırımcılar da alabilir. Bizim buradaki bu likiditeye sahip bankalar da alabilir. Almazlarsa ve paralarını Merkez Bankası’na plase ederler daha düşük faiz alırlar. Böyle bir enstrümanı da geliştirmek için çalışıyoruz. Zaman ne olacağını gösterecek.

 

SORU: Başbakan olurken sizden en büyük beklenti ekonomiyi düzeltmek idi. Düşündüklerinizi yapma konusunda ne kadar imkân buldunuz?

 

TATAR: Yaşadıklarımız ortadadır. Bence devleti iyi yönetim demek için büyük açıklara sebep olmamak ve ekonominin çarklarını döndürmek gerekir. Büyük açık olursa yüksek faizle borçlanma olur. Dolayısı ile iyi bir ekonomist bu olmasın diye tedbirler alır. Ben bu anlayıştayım.

 

SORU: Türkiye’nin tarihine baktığınızda Dünya Bankası’ndan dış kaynak elde etme var ama anladığım kadarıyla siz radikal kararlardan yana değilsiniz.

 

TATAR: Ülkenin koşulları önemlidir. İşin bir de siyaset tarafı var. Ekonomist kimliğiniz olabilir ama siyasi kimlik de var. Ülke idare ederken, ekonomiyi de, sosyal ve siyasal durumu da düşüneceksiniz. Bunları bir birinden ayırmak mümkün değildir. Ancak sağlıklı gidişat için esas olan ekonominin büyümesidir, yatırımların artmasıdır. Onun için de Devlet’e hükümete, yöneticilere güven olmalıdır. Devletin başında bu işin mektebinden gelen, gereken lisanı konuşabilen, iş ve yatırım dünyasında konuşulanları anlayan biri olması yeni yatırımların ülkeye gelmesi için çok önemlidir.

 

 SORU: Kendi paramızın olmaması bir dezavantaj mı?

 

TATAR: AB ülkeleri kendi paralarını değil Euro kullanıyor. Buraya bakıldığında biz de Türkiye ile ekonomik olarak büyük ölçüde bütünleşmiş durumdayız. Ticaretimiz çok büyük ölçüde Türkiye ile ve Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki gibi bir para birliğimiz var.   Siz böyle bir durumda Türkiye’nin parasından başka bir ülkenin parasını kullandığınızda kur farkından dolayı avantajlı olmazsınız. Aynı para birimini kullanmamız isabetlidir.

 

SORU: Türkiye ile aramızdaki ticaret dengesine baktığınızda dengesizlik var, Türkiye KKTC’ye daha cömert davranmalı mı sizce?

 

TATAR: Turist hareketleri, yüzde 80 Türkiye’den gelir, öğrenci Türkiye’den gelir. O fark bu şekilde kapanır. Türkiye’nin bize yaptığı ciddi katkı vardır. Günün sonunda açık lehimize dönüyor.

 

SORU: Sinyoraj vergisi hiç aklınıza gelir mi?

 

TATAR: Bu olay hesabın içerisinde kaynıyor gidiyor. Bu vergi cebimizdeki Türk Lirası’nın değer kaybetmesidir. Ama zaman zaman da Türk Lirası çok değer kazandı. Zaman zaman da TL’nin yüksek faizlerinden dolayı önemli miktar paraları olanlar uzun vadede kazanç elde etti. O eksik lehimize çevrildi.

 

SORU: Covid süresince bazı insanların, çok parasıyla devletten önde olduğunu gözledik. Devletin yapacağı işleri bireyler yaptı. Bunları gördüğünüzde ne düşündünüz?

 

TATAR: Bu ilaçların buraya gelmesi için bağlantısını yapan insanlar ilaçları buldu aldı getirdi. Bir de Mete Özmerter uçağı ile gelip gitti. 60 kere gidip gelmiş. Onu Başbakanlığa davet edip tebrik etmek istiyorum. “Türkiye ile anlaşma, ekonomimiz için çok önemlidir”

 

SORU: Türkiye ile mali işbirliği anlaşması zor mu oldu?

 

TATAR: Her sene veya belirli dönemlerde Türkiye ile anlaşma olması gerekir. Bu bizim ekonomimiz için çok önemlidir. Biz bu görüşteyiz. Bir ara bazı hükümetlerle anlaşma için sıkıntı yaşandı. 2019 Mayıs ayında biz hükümete gelmeden önce bir protokol sıkıntısı vardı. Biz hükümete geldik ve 20 Temmuz’da imzaladık… 750 milyon ülkemize bu anlaşma ile geldi. Bir takım projeler o anlaşma çerçevesinde devam ediyor. Seçimler var diye gecikir mi endişesi vardı. Seçimler de ertelenince bazı ödemelerin önemi ortaya çıktı… Nihayetinde dediğimiz öngördüğümüz gibi Türkiye ile anlaşma gerçekleşti. Önemli olan budur. Ve biz halkımız adına mutluyuz. “2 ay önce karar alırken dünya başıma yıkılıyor diye düşündüm. Uyuyamadım”

 

SORU: Ortağınız dâhil hükümet bu işin içinde miydi?

 

TATAR: Bu iş ani olmadı. Aylardır konuşuluyor. Son 2 haftada müsteşarlar detaylı tartıştı ve sonuca varıldı. Hükümette de tabii ki kendi aramızda olayları ve bu anlaşmayı baştan beri konuştuk. Ne gün olur diye, bekliyor,  merak ediyorduk. Borçlanma için arayışa devam ediyorduk. Bayramın üçüncü günü bu anlaşma oldu. Böyle bir anlaşma borçlanmaya kolaylık ve avantaj sağlar. Borçlanmanın faizi de daha düşük olur. Başka önemli getirileri de vardır.    Maaşlardan kesinti de bir iradedir. Böyle bir durumda onu yapmak benim sorumluluğumdu. 2 ay önce karar alırken dünya başıma yıkılıyor diye düşündüm. Uyuyamadım. Kolay değildi yüzde 60’a yakın insanların maaşını keseceksiniz o tepkiyi nasıl göğüsleyeceğiz endişesiyle uyuyamadım. O günün şartlarında kolay değildi.  Hem sağlık, hem ekonomi söz konusu idi. Türkiye ile de henüz anlaşma olmamıştı. Doğru kararlar aldık, sağlıkta bir noktaya geldik, beklentim bu anlaşmanın da katkısı ile ekonomide de daha iyi yerlere gelmemizdir.

 

SORU: Son birkaç yılın en mutlu fotoğraf, anlaşma günü çekilen fotoğraf idi.

 

TATAR: Video konferansta karşımda Fuat Oktay Bey anlaşmayı kameralara tuttu, ben de karşılık verdim.

 

SORU: Bu anlaşmanın olmasından dolayı mutsuz insanlar var mı?

 

TATAR: Ona girmek istemiyorum. Birleşmeliyiz. Birlik olmalıyız. Bu anlaşma yararımıza değil mi?  Bunun imzalanması ülkemiz adına bir başarı değil mi? Güven var. Türkiye her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanında oldu. Burada da süreç iyi yönetiliyor. Burada bu işi iyi yöneten bir yapı var ki Türkiye’den destek geldi. Halkın refahı için geldi. Ekonomiye umut olması için geldi. Önemli olan budur.

 

SORU: Bu anlaşma ne zamana kadar idare eder?

 

TATAR: Ülkemize bir para akışı olacak. Türkiye gibi bir ülkenin duyduğu güven verdiği mesaj önemli. Türkiye KKTC’ye “biz size inanıyoruz ve desteğimizi devam ettireceğiz” diyor. Bu başlı başına çok önemli ve değerli bir mesajdır. Bu başka yatırımların da tetikleyicisi olacak ve ekonomimiz bundan yarar sağlayacaktır.

 

SORU: Verdiğiniz söz var mı?

 

TATAR: Kesinlikle ek bir şey yok. Anlaşma ise açıklandı.

 

 SORU: Ankara bizim için IMF mi?

 

TATAR: IMF bir ülkeye para veriyorsa sonuna kadar almak için peşinde olur. Bu parayı almak için örneğin 3000 kişiyi işten çıkarın dayatması yapabilir. Bizimle Türkiye’nin ilişkilerini IMF ile diğer ülkeler arasındaki ilişkilere benzetmek doğru değildir. Ben Maliye Bakanı olduğumda ülkenin gelirleri 1,4 milyar idi. Şu an 7 milyar gelirimiz var… Küçümsenecek rakam değildir bu…Demek ki yıllardır yapılan çalışmalarla ekonomiyi bir noktalara getirmiş ve kayıt altına almış durumdayız. Şirketler de ciddi vergiler ödüyor. Çeşitli kalemlerden ödeme oluyor. Devletin faaliyetleri kayıt altındadır. Aile şirketleri kurumsallaştı.

 

SORU: KKTC’de ne kadar mali disiplin ve denetim var?

 

TATAR: Sayıştay var. Mali müşavirlerimiz var, denetim yapan insanlar var. Çok saygı duyduğumuz denetçiler var. Onun imzasını gördüğünüzde inanmak durumundasınız. Firmaların kurumsallaşması önemlidir.

 

SORU: AB destek paketi açıklıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti payını alacak bizim payımız yok mu?

 

TATAR: Gördüğümüz kadarıyla biz onlar için yokuz. Zaten AB içinde de büyük kavgalar var.

 

SORU: Güney Kıbrıs bizden daha erken mi toparlar?

 

TATAR: Güney Kıbrıs’ta vakalar devam ediyor. Ne zaman biter bilemem. 8 Haziran kapıların açılması gündeme geldi. Ama bizim için 14 gün vaka çıkmaması lazım. Onların ekonomisi bizden büyük. Yılda 5 milyondan fazla turist geliyordu. Yarısını bulamazlar.

 

SORU: Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay’la muhabbetliydiniz. Azaldı mı? Anlaşmada yanınızda değildi?

 

TATAR: Ben anlaşma ile ilgili Kudret Bey’e bilgi verdim. Anlaşmaları zaten KKTC adına Başbakan imzalar, dolayısı ile ben imzaladım. Sorun yok. Sürekli paslaşıyoruz. “Hedef Cumhurbaşkanlığı seçimini Kazanmak, parti içi yarış sonra”

 

SORU: Partinizin içinde sorun var mı?

 

TATAR: UBP büyük bir kitle partisidir. Her yerde örgütleri olan bir parti. Örgütlerle, arkadaşlarımla sürekli iletişim halindeyiz. Sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Küçük sıkıntılar olabilir ama bunlar düzeltilir. Hedefimiz aynıdır.  Ülkenin bu sıkıntıları aşması, halkımızın refah seviyesinin yükseltilmesi lazımdır.

SORU: Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası için partinizin içinde kendini Başbakan olarak gören arkadaşların varlığını hissediyoruz. Siz görevdeyken bunu birilerinin aklından geçirmesi şık mı?

 

TATAR: Herkesin kendine göre beklentileri vardır. Bu demokratik anlayış içinde herkesin kendi tercihidir diye değerlendiriyorum. Benim arkadaşlarıma söylediğim şudur. UBP, Korona öncesinde Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bir karar verdi. Yarış şimdi Ekim’e kaldı.Biz bu yarışta ülkemiz, devletimiz, halkımız ve partimiz adına başarılı olmak ve kazanmak durumumdayız. Bu başarı bizi ve devletimizi güçlendirecektir. Sonrasında ise yapılması gereken çok önemli çalışmalar vardır. Dolayısıyla bunları düşünmeli, bunlara konsantre olmalıyız. Ama öncelikli hedef Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaktır. Parti içi yarış ondan sonra olacaktır.

 

SORU: Koltuk hırsınız var mı?

 

TATAR: Hiçbir zaman olmadı. Benim hizmet hırsım vardır, koltuk hırsım değil. Bu şekilde düşünerek başarılı olduğumu düşünüyorum. Hizmetlerim, başarılarım ortada. Vekil olmadan da halkın içinde olan birisiyim. Bunu da severek yapıyorum. Makam sonra geldi.

 

 SORU: Covid sonrası halk ile görüşmede azalma oldu mu?

 

TATAR: Tokalaşma azaldı. Hâlâ alışamadık ama gerçek bu. Uzun sürmez inşallah. Önemli olan gözümdeki ışığı görebilmesi insanların.  Önemli olan o diyalogu kurabilmek. Ben kurabildiğim inancındayım.

 

SORU: Seçim olsaydı 26 Nisan’da yarış vardı, olmadı. 26 Nisan’da ne düşündünüz?

 

TATAR: Kısmet böyleydi dedik, kabul ettik.

 

SORU: UBP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili kararında bir değişiklik olur mu?

 

TATAR: UBP her zamanki gibi kararının arkasındadır.

SORU: Yarışta favori sıralamasında kendinizi nerede görüyorsunuz?

 

TATAR: Bunu siz değerlendiriniz. Bu süreç benim lehime çalıştı, vatandaşta bunu görüyorum.

 

SORU: Bundan sonra nasıl bir kampanya yürüteceksiniz?

 

TATAR: Kampanyanın şekli değişti. Bu saatten sonra kişisel temas, internet üzerinden vereceğin mesaj ve medya.

SORU: 2020 sonunda ne bekliyorsunuz?

 

TATAR: Tüm işlerin normalleşeceğini düşünüyorum. KKTC yoluna devam edecek

SORU: İdolünüz var mı?

 

TATAR: Dr. Fazıl Küçük, Rauf Denktaş, Derviş Eroğlu. Bu dava bu büyük ölçüde bu isimlerin önderliğinde bugünlere kadar geldi. Ben bu isimleri örnek alıyorum. Bana göre siyasi görüşünüz ne olursa olsun, partiniz ne olursa olsun Kıbrıslı Türkleri gerçekleri görerek iyi yere taşımak gerekiyor.  Çocuklarımıza güvenli mutlu gelecek bırakmak gerekir. Korona gibi olaylar fırsata çevrilebilir.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı