Röportaj

Tatar: Harcanan paraların peşindeyiz

KÜÇÜK VE NUMAN: UBP’de seçim döneminde 1 milyon TL’nin üzerinde borçlanma olduğunu, harcamaların 2 milyon TL’nin üzerinde olduğunu belirten Ersin Tatar, bunun sorumlusunun İrsen Küçük ve Necdet Numan olduğunu söyledi. Tatar, “Borçlanma kararını ikisi verdi” dedi

YARGI SÜRECİ: Ortadaki söylentiler nedeniyle ciddi rahatsızlık duyduklarını belirten Tatar, elden verilen çok yüksek ücretler olduğunu, söylentilerin bile kendilerini huzursuz ettiğini belirtti. Tatar, “Raporun yargıya taşınmasına UBP Genel Yönetim Kurulu karar verecek” dedi

16 MİLYON TL KDV, O KADAR: Ercan ihalesinin iptal edilmesi halinde ilgili şirkete 300 milyon Euro tazminat ödenmesi gerektiğini söyleyen Tatar, bunun mümkün olmadığını belirtti. Tatar, “İhaleyi alan şirket 16 milyon TL KDV ödemesini yapmadı, hükümet bunu tahsil etsin” dedi

SERDAR DENKTAŞ RANT PEŞİNDE: Serdar Denktaş’ın ihaleyi iptal edeceğini söylediğini ve amacının “rant” olduğunu iddia eden Tatar, “Serdar Bey ekonomiden de sorumludur. Önceliği batık bankalardan alacaklar olmalı. Salih Boyacı’yı değil halkı düşünsün” diyerek yeni bir tartışma başlattı

UBP milletvekili ve Maliye eski Bakanı Ersin Tatar, UBP’nin seçim döneminde yaptığı harcamaların araştırıldığını belirterek, “Ortada 1 milyon TL’den fazla banka borcu, piyasaya borç ve nereye harcandığı belli olmayan ciddi bir meblağ var” dedi. Tatar, harcamaların tek sorumlusunun parti eski genel başkanı İrsen Küçük ve genel sekreteri Necdet Numan olduğunun altını çizdi. 
Batık bankalardan tahsili geciken alacaklarla ilgili adım atılması gerektiğini belirten Tatar, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’a seslendi.
Ersin Tatar, “Serdar Bey’in Kıbrıs Kredi Bankası ile direk ilişkisi var. Kayınpederi Salih Boyacı nedeniyle konuya hassas yaklaşabilir. Ama devlet adamları ailesel ilişkileri ile değil, halkı düşünerek olaylara yaklaşmalı” dedi.
Tatar, CTP-DP hükümetinin Türkiye ile imzalanan ekonomik protokolü nasıl revize edeceği konusunda bir belirsizlik bulunduğunu kaydederek, bu konuda ne yapılacağının hala bilinmediğini ifade etti.

Protokol hükümetleri yıpratıyor
Maliye eski bakanı Ersin Tatar, ülke gündeminde uzun zamandır tartışılan Türkiye- KKTC protokolünün genel anlamda başarılı olduğunu belirtti ve “buna rağmen protokolde siyasi erki yıpratacak kararlar” olduğuna dikkat çekti.   Gelir gider dengesinin yaratılmasının bir zorunluluk olduğunu belirten Ersin Tatar, bu konuda adım atılmaması durumunda çok daha büyük sorunlarla karşılaşılacağı görüşünü ortaya koydu.
Tatar, bu konuda görüşlerini şu şekilde özetledi:
“TC ile imzalanan bir ekonomik protokol var. Genel anlamda başarılı olduğu söyleniyor, raporlara da bu şekilde yansıdı. Ekonominin kayıt altına alınması da dahil, gerçekten ülkenin düşen kamu gelirlerinde bir artış yaşandı.
Bu tasarruflar arasında 2011 yılında Hayat Pahalılığı ödeneği verilmedi. Bu siyasi anlamda bizi yıprattı, çok tepki aldık. İnsanlar hayat pahalılığından dolayı, akaryakıt, döviz fiyatlarındaki artıştan dolayı, pahalılık yaşadı.
Elbette Hayat Pahalılığı ödeneği vermediğinizde alım gücü düşer, ama bir de Kamu maliyesine bakıyorsunuz, bunu uzun vadeli düzeltmek lazım. Gelir ile giderimiz arasında büyük bir fark var. Oluşan açığa rağmen, iç borçların faizini bile ödeyemiyoruz. Kamu bankalarına, İhtiyat Sandığı’na, Elektrik Kurumu’na olan borç 3,5 milyar Türk Lirası’na yaklaştı. Bunlar için biz çok kafa yorduk.
İç borçlara ilişkin faizlerin ödenmemesi ciddi bir tehlikedir. Bunların daha da katlanarak büyümesi ilerde devlete büyük sorunlar yaşatabilir.”

“Ekonomik protokolde siyasi erki yıpratacak düzenlemeler var”
Türkiye ile imzalanan protokolde siyasi erki yıpratacak düzenleme ve kararlar bulunduğunu ifade eden Ersin Tatar, bunun en önemli kısmını özelleştirmenin oluşturduğunu vurguladı. Kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomik model yaratmak için yapılması gerekenler bulunduğunu söyleyen Tatar, bunun yapılması ile ancak bir yere varılabileceği görüşünde…
Tatar, bu konuda şöyle konuştu:
“Ekonomik Protokolü Türkiye Hükümeti ile pazarlık ederek belirledik. Protokolde, mesai saatlerin düzenlenmesi, kamunun daha etkin hale getirilmesi, kıdem tazminatları, Elektrik Kurumu ile ilgili kararlar siyasi erki yıpratacak düzenlemeler olarak dikkat çekiyor.
İç borç meselesi ile ilgili de 2013-2015 ekonomik protokolünde 300 milyon TL’lik bir kaynağın iç borçların ödenmesi ile ilgili alınabilmesi için Türkiye’nin de öngöreceği yerine getirmemiz gereken taahhütler vardır.
Kamu bankalarının iştiraklerinin özele devredilmesi gibi. Kamunun verimliliğini artırma, özel sektörün önünü açmak için Türkiye’nin bizim ev ödevlerimize karşı kaynak aktarması, sadece cari bütçedeki açıkların kapatılması değil, alt yapı yatırımları, elektrik ile ilgili projeler.
Eğer bu devlet kendi ayakları üzerinde durabilecekse, bu borç meselesine kaynak ayırması lazım, bunu ciddiye alması lazım. 


İç borç meselesinde ciddi bir adım atılamamıştır. Programa girdi, bunun bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Bu da yapılacak ve kaynak aktarılacaksa, bazı yaptırımların yapılması gerekmektedir. Kamu bankalarının iştiraklerinin özelleştirilmesi gerekmektedir. Yoksa bunların zararlarının o banka tarafından karşılanması, hoş görülmüyor.”

 

Tatar: Kıb-Tek 150 milyon TL zarar ediyor
Ersin Tatar, Türkiye Hükümeti ile Geçmiş UBP Hükümeti’nin imza koyduğu ekonomik protokolün tartışılma sebebinin menfaatler olduğunu iddia etti.
“Sebebi, menfaatler ve politik ideolojidir” diyen Tatar, “Elektrik Kurumu’nu kim yönetsin, stratejik bir sektördür biz söz sahibi olalım deniyor ama şu anda burada 150 milyon TL’lik bir zarar vardır. Bunu Maliye karşılasın, ama maliye’nin böyle bir parası yoktur. Maliye’nin parası olsa da bunu karşılayıp karşılamaması tartışılmalıdır” dedi. 

“Elektrik Kurumu’nda oluşan mali zarar siyasi erkten de kaynaklanıyor”
Elektrik Kurumu’nda oluşan mali zararın siyasi erk ile ilişkili olup olmadığını sorusuna yanıt veren Ersin Tatar, kurumun geldiği nokta ile ilgili şunları söyledi:
“Zamanında fiyat ayarlamalarının yapılamaması, sendikalarla ilgili siyasi duruş, yüksek ücret, yüksek kıdem tazminatı gibi konular etkili oldu. Bu durum tamamen personel ile de ilgili değil.”
Kıb-Tek’in alacaklarını tahsil edememesinin önündeki engelin siyasi iktidarların olduğu eleştirilerini de cevaplayan Tatar, “117 milyonu belediyelerden geliyor. O da siyasete dayanıyor. Dağıtım ve tahsilât özelin elinde olsaydı ‘belediyelere elektriğini kesiyorum’ diyeceklerdi. Şimdi siyasette olduğu için kesmedi, çünkü belediye başkanı aynı partiden” diye konuştu.

“Revize edilecek olan nedir?”
“Günün sonunda özelleştirme ile ilgili halkın karar vermesi lazım” diyen Tatar, sözlerine şöyle devam etti; “Seçim döneminde bizim modelimiz belliydi. İktidarda olan partiler farklı şeyler söyledi, revize edeceklerini ifade ettiler. Neyini revize edeceklerini ben hala öğrenmiş değilim. Bunu açıklamaları lazım. Halka karşı bir sorumlulukları var. Elektrik konusunda doğru ya da yanlış biz bir model üzerinde ikna olduk, altına da imza attık.”

 

Tatar: Serdar Denktaş siyasi rant peşinde
CTP-DP hükümetinin ekonomik protokole ilişkin nasıl bir revizyona gideceği konusunda belirsizlik bulunduğunu söyleyen Ersin Tatar, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın Ercan ihalesini iptal edecekleri yönündeki söylemini ise siyasi rant elde etmeye yönelik olarak değerlendirdi.
Tatar devamla şunları söyledi:
“Hükümetten revizyona ilişkin somut bir şey çıkmadı. Ama Serdar Denktaş Ercan Havalimanı ihalesini iptal edeceğini söylüyor. Edilebilse, bu bir revizyondur, çünkü protokolde buna ilişkin düzenleme vardır.
İhaleden 100 milyon Euro para alınmıştır. İhaleden elde edilecek 16 milyon Euro KDV ise hala ödenmemiştir. Bunun ödeneceği taahhüt edildi, ancak hala ödenmedi. Bunun ödenmesi lazım, çünkü bu ihale teşviksizdir.
Bunun üzerine gitsinler, o parayı tahsil etsinler. Tahsil edemezlerse, sözleşmenin ihlali noktasında bir hukuki görüş ortaya çıkarsa o zaman iptal etsinler. İptal etme koşulu bence yoktur. Eğer firma ihale koşullarını yerine getiremezse edilebilir. Ancak şu anda böyle durumda değil.
UBP’yi sırf eleştirmek için konuşuyorlar. Devletin ihaleyi iptal etmesi durumunda ödeme yapacak parası yoktur. Devlet, 300 milyon Euro’yu bulamaz. Serdar Denktaş’ın Ercan İhalesini iptal edeceği yönündeki açıklamaları siyasi rant elde etmeye yöneliktir. Yanlış bir yaklaşım içindedirler. Devletin 100 milyon Euro’yu iade etme şansı dahi yoktur.”

“Batık bankalar konusunda devlet hesap vermeli”
Batık bankalardaki alacakların ödenmesi konusunda da adım atılması gerektiğini söyleyen Maliye eski Bakanı Ersin Tatar, bu konuda devletin halka hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Onca yıl geçmesine karşın hala konunun çözülemediğini söyleyen Tatar, bunun bir rezalet olduğuna dikkat çekti. Tatar konuyla ilgili şunları söyledi:
“Bakanlığım döneminde uğraştım. Tasfiye halinde olan bankalar, hala mukayyitliktedir ve bunların davaları devam etmektedir. Bu devletin bir ayıbıdır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’na devredilen bankalar Ticaret Bankası ve Endüstri Bankası, her ay devlete para öder. Bu iki banka sahibi buraya her ay para öder. Asil Nadir, ayda 200 bin Euro para öder. Diğer batık bankalar tasfiye halinde oldukları için hala mahkemeleri görülüyor. Dünya kadar krediler verildi. Bu kredileri alanlar kimlerdir, bakmak lazım.
TMSF işin içinde olsa bunun peşine düşer. Biz, bu işin TMSF’ye aktarılması, mukayyitlikten çıkması için uğraştık, çünkü mukayyitlik bu işi beceremiyor. Bu Devletin halka bunun hesabını vermesi gerekiyor.
Kimler nerede ne kadar borç aldı ve ödemedi, ne yaptı bunun hesabı verilmeli. Ben uğraştım ama yapamadım. Mukayyitlikte olan dosyalar hala mahkemelerde tasfiye sürecindeymiş. Hala bu işin bu kadar sene sonra mahkemesi görülsün, bu bir rezalettir.”

 

“Denktaş sadece Boyacı’yı değil, ülkeyi düşünmeli”
Ersin Tatar, Hükümet ortağı durumunda olan Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın Kredi Bankası sahibi Salih Boyacı’dan ötürü özel ilişkisini görmeden hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti.  Tatar, “Devlet adamları özel ilişkilerini görmemeli. Serdar Denktaş, şu anda Ekonomiden de sorumlu Başbakan Yardımcısı’dır. Görevidir. Bunun talimatını vermelidir. Ekonomik işbirliği protokolünde bu da vardır” diye konuştu.

“Öncelik KTHY mağdurlarının”
Maliye eski Bakanı Ersin Tatar, batık bankalardaki paraların tahsil edilmesi durumuna elde edilecek gelirin ilk olarak eski KTHY çalışanlarının mağduriyetlerinin ortadan kalkması için kullanılması yönüne gidilebileceğini ifade etti.
Tatar, bu konuda şöyle konuştu:
“Batık bankalardaki paraların tahsil edilmesi durumunda, ilk para KTHY mağdurlarına gidecektir. Sosyal güvenlik için 10 milyon TL’lik bir para ayrıldı. Ama hala ihtiyat sandığı ve kıdem tazminatı ödemeleri vardır. Bunu CTP de biliyor, Meclis’te tartışıldı.
Batık bankalardan gelecek olan para ilk olarak KTHY mağdurlarına gidecek.”

***

“UBP borç batağında”

Seçim döneminde UBP eski yönetimi tarafından harcandığı söylenen yaklaşık 2 milyon TL’yi araştırmak için oluşan araştırma komitesine ilişkin sorularımızı da yanıtlayan Ersin Tatar, “Bu hassas bir konudur,  parti disiplini gereği çok konuşulmamalı. 1 milyon TL’nin üzerinde bir borç var. Bu bir rahatsızlık yarattı. Araştırma yapıyoruz. Bazı ödemeler var, bu isimler de çekleri ciro etti. Bu ciroların kimlere ve kimler tarafından nereye harcandığını öğrenebilmek için bazı bankalara başvurduk. Çekle yapılan ödemeler konusunda, bazı bankalardan bilgi aldım. Ciro edilen çeki kimin aldığına dair bankadan bilgi alabilirsiniz. Soruşturma içindeyiz” dedi.

“Milletvekili katkısını borç nedeniyle artırdık”
“Milletvekilleri her ay partilerine katkı yapar. Bu katkıyı bu borçtan dolayı artırdık. Burada bir sıkıntı var. UBP içinde ilk defa böylesi bir soruşturma yapılıyor” diyen Ersin Tatar,  “Soruşturma kapsamında nakit ödeme yapıldıysa bulamazsınız. Nakit ödeme yapılmışsa bu konu komite kapsamına girmiyor. Çeşitli söylentiler bizi de rahatsız ediyor” diye belirtti.
Raporun sonuçlanması ile bunun yargıya taşınması ihtimaline ilişkin de açıklama yapan Tatar, bunun MYK’da değerlendirileceğini söyledi.

“Borçlanma kararları İrsen Küçük ve Necdet Numan tarafından yönetildi”
Söz konusu araştırma komitesinin hedefinde kimin olduğu sorusuna da yanıt veren Tatar, borçlanma konusunda kimin yetkili olduğu konusunda görüşlerini şu şekilde ortaya koydu:
“Sayman Nazım Çavuşoğlu’dur. Son seçim döneminde bu görevi yerine getirmedi. İskele’de olduğu ve seçimi orada yönettiği için icraatlar % 100 İrsen Küçük ve Necdet Numan tarafından yönetildi. Sayman seçim döneminde yoktu. Kararlarda İrsen Küçük ve Necdet Numan bulunuyor. Onların yanında da bazı çalışma arkadaşları yer aldı.”

“İrsen bey, 40 yıllık siyaset tecrübesi ile oyunun son perdesini iyi oynayamadı”
UBP’nin seçim döneminde aldığı sonucun, yapılan yanlışlardan kaynaklandığını söyleyen Tatar, İrsen Küçük’ün 40 yıllık siyasi tecrübesinde oyunun son perdesini iyi oynayamaması nedeniyle bu noktaya gelindiğini kaydetti.
Ersin Tatar, bu konudaki sözlerini şu şekilde noktaladı: “Kurultayda İrsen Küçük’ü destekledim ama Parti Meclisi’nde de 8 arkadaşla da mutlaka uzlaşılmalıdır dedim. Günün sonunda genel başkan siyaseti belirler. İrsen Küçük, orada daha kıvrak davranmalıydı. Parti başkanı bunu yapmalıydı, diğer tarafın gücü biliniyordu. Cumhurbaşkanı’nın ağırlığı belli… UBP için seçimde bir sıkıntı yaşandı. İrsen bey, 40 yıllık siyaset tecrübesi ile oyunun son perdesini iyi oynayamadı. UBP bu nedenle bu noktaya geldi.”

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı