Köşe Yazarları

Subba sucuk olduk ama nafile!..


2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nü geride bırakırken, iklim değişikliği ile birlikte dünyada ve ülkemizde yaşanan sulak alan kaybına da dikkat çekmek istedim. Son 118 yılın en iyi ve en yağışlı 4. yılını yaşıyoruz.

Peki bu su nereye gidiyor? Bu suyu elimizde tutabiliyor muyuz? Cevabını ben size vereyim ; HAYIR! Bu su geldiği gibi avuçlarımızdan kayıp gidiyor. Kuzey Kıbrıs’ta yaz kuraklığına karşın oluşturulan 34 sulak alan mevcut ve birçoğu sadece kış mevsiminde yağan yağmurlarla su tutmaktadır. Bunların arasında aklıma gelen en önemlileri ; Ayluga Göleti, Mağusa Tatlısu Göleti, Gönyeli Barajı, Kanlıköy Barajı, Haspolat Göleti, Geçitköy Göleti… Aslında hepsi keşfedilmeye bekleyen birer hazine. Ve gittikçe artan küresel ısınma bizim için en önemli tehdit unsuru. İnsan etkilerini hesaba bile katmıyorum…

Peki bu Küresel Isınma adını verdiğimiz ‘iklim değişikliği’ nedir? Gezegenimizin atmosferi tıpkı bir battaniye gibi çalışır. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının neredeyse yarıya yakını yeryüzünden yansır. Atmosferimiz,  sera gazı olarak da nitelendirilen karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb. gazlar sayesinde yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının bir kısmını tekrar yeryüzüne gönderir. Bir battaniye işlevi gören sera gazları sayesinde yeryüzündeki ortalama sıcaklık, insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hayatını sürdürmesine imkân verecek bir ısı düzeyini, 15°C’yi yakalar. Sera gazları olmasaydı, yeryüzünün ortalama sıcaklığı -18°C civarında olurdu. Sera gazlarının bu doğal etkisi “sera gazı etkisi” olarak adlandırılır.
Okumuş olduğum bir yazıda Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli, insan faaliyetlerinin atmosferde yarattığı etkinin sonucunda küresel ortalama sıcaklıklarda artış yaşandığını ortaya koymuştur.

 

Peki buKüresel İklim Değişikliğine’ yol açan etkenler nelerdir diye kısaca bir bakalım… Ülkemiz için ne kadar bunu söylemem doğru olmasa da Dünya’ya bakacak olursak başta kömür olmak üzere fosil yakıtların yakılması, atmosferdeki karbondioksit oranının artmasındaki ana sorumludur. İçinde bulunduğumuz bu durum bir ada ülkesi olarak bizi de etkiliyor.
İklim değişikliğinin etkisi yalnızca sıcaklıklardaki artıştan ibaret değil. Ülkemizde zaman zaman yaşadığımız kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış, deniz suyu seviyelerinde yükselme, suların asit oranlarında artış gibi etkenler sonucunda bitkiler, hayvanlar ve ekosistemlerin yanı sıra insan toplulukları da ciddi risk altındadır.

Ülkemiz için çözüm nedir diye bakacak olursak… İlk sırada; Altyapı ve Enerji verimliliği derim. Bu noktada belediyelerimize büyük rol düşüyor. Karbon salınımını azaltmanın en çabuk ve masrafsız yolu enerji verimliliğine yönelik önlemleri almaktan geçiyor. Ülkemiz konumu itibari ile güneş enerjisi bakımından biçilmiş kaftan. Fakat bana hak vereceksiniz ki tek bir yenilenebilir kaynağın tüm talebi karşılaması olası değildir. Farklı kaynakların eş zamanlı gelişimi kilit öneme sahip!

Yeryüzünün en fazla biyolojik üretim yapan ekosistemleri olan sulak alanlar, yüksek karbon depolama özellikleriyle iklimin düzenlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Kıyı sulak alanları, kıyı çizgisini sabitliyor, dalgaların ve fırtınanın şiddetini azaltarak kıyı bölgelerde yaşayan halkı sel, su baskını gibi can ve mal kaybına yol açan felaketlerden koruyor. Sulak alanlar aynı zamanda, su döngüsünü destekliyor, suyu arıtıyor, yeraltı suyu kaynaklarını besliyor ve tarım arazilerinin verimliliğini artırıyor. Ancak sulak alanlar, özellikle de kıyı sulak alanları iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ekosistemlerin başında geliyor. Ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz kuşağında iklim değişikliği ile sıcaklıklar arttıkça yağışlar azalıyor, sulak alanlar kuruyor.

Ülkemiz küresel iklim değişikliğinin etkilerini en fazla kuraklık ve buna bağlı olarak susuzluk, tarımsal üretimde verim kaybı, tarımda ve turizmde gelir kaybı, yangınlarda artış, biyolojik çeşitlilik kaybı şeklinde yaşıyor ve yaşayacaktır. Bu yıl yağışlardaki artışa paralel olarak su kaynaklarında ciddi bir artış söz konusu iken insan eliyle yaptığımız çarpık yapılaşmalar ve buna benzer bir çok bilgi edinmeden yürürlüğe konmuş uygulamalar sonucu bu durumdan verim alabileceğimizi söylemem ne yazık ki çok güç.

 




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı