Köşe Yazarları

Siyasi ve idari gelişmelerin ekonomik ve diğer konulara etkileri


Kurların sürekli değişimi gerek bireyleri gerekse tüm piyasaları ilgilendiren genel bir sorun olduğu cihetle son aylarda ve özellikle son haftalarda en çok gündemi oluşturan konu olmuştur. Türkiye’de ve dolayısıyla KKTC’de TL’nin değerinin son haftalarda sürekli düşmesi alım gücünü ve piyasaları olumsuz yönde etkilemektedir.

Bunun en büyük nedenlerinden biri olarak gösterilen uzun bir seçim sürecinden sonra, Türkiye’de haziran seçimlerinden bu yana sürdürülen siyasal partiler arasındaki sonuca ulaşılamayan görüşmeler ve nihayetinde halkın büyük bir çoğunluğunun ve kurumsallaşmış geniş kitleleri temsil eden sivil toplum kuruluşlarının siyasal partilere bu sürede yapmış oldukları uzlaşma telkinlerinin nazar-ı itibara alınmamış olduğudur. Özellikle de meslek kuruluşlarının ve odaların hükümetin kurulmaması ve sürenin uzamasının veya yeniden seçime gidilmesinin ekonomiye vereceği zararlar sürekli olarak zikredilmiştir.
Son haftalardaki uzayan ve verilen iyimser beyanatlarla, kamuoyunda koalisyon hükümeti kurulabileceği ümitlerini epeyce arttırmıştı. Hafta sonuna doğru uzlaşma olmadığı hususundaki açıklamalar herkesi üzdü. Yeni bir seçime gidilmesi, maliyeti, zaman kaybı, özellikle de Türkiye’de yaşanmakta olan terör hareketleri ve doğu sınır bölgelerindeki rahatsızlıklar ve ekonomik açıdan yaşanmakta olan ve yaşanabilecek kayıplar göz önüne alındığında, ülkenin geleceği ve yararı için siyasi partilere halkın verdiği sorumluluğu, yüklenmeleri gerektiği kaçınılmazdı. Şimdi erken seçim acaba ne gibi yenilik getirebilir? Halkın reaksiyonu seçimlerde sandıklara nasıl yansır? Seçim sonuçlarında görülecektir. Normalde demokratik yollarla seçim kazanan tüm partilerin, aldıkları oylar oranında bir sorumluluk yüklenmeleri kaçınılmazdır. Temsil edilen oyların görüşlerini iktidara taşıyabildikleri oranda temsil ettikleri görüşleri savunma ve icraata yansıtma yükümlülükleri olduğu unutulmamalıdır. Ve yönetime katılmama peşin hüküm olmamalıdır. Şimdi bu durumda en az 5 ay daha Türkiye için bir kayıp ve ister istemez bir belirsizlik dönemi başlayacaktır. Ekonomik açıdan yapısal önlemlere ihtiyaç duyulan bir dönemde ve yabancı sermaye ihtiyacı bulunan bir ekonomik yapıya fayda sağlayamayacağı açıktır. Kurların bu dönemde önünün alınması güçlü kararları gerektirir.
TCMB geçen gün küçük çapta dolar faizleri ile ilgili birkaç karar almıştır, ancak bu endişeleri giderecek çerçevede kararlar değildir. İnşallah bu dönem hem ekonomik hem de siyasi açıdan fazla dalgalanma yaratmadan atlatılır. İsteğimiz ve umudumuz budur. Endişemiz de bu nedenlerden kaynaklanır. Tartışılan konuların bu kadar aşılamaz olması siyasi partiler arasındaki görüşler açısından bu kadar keskin mi? Aslında bu sonuç beklenmiyordu, iki parti arasında uzun süren görüşmelerle, memleketin geleceği ve genel menfaati için uzlaşının en sonunda olacağı ümidi hep vardı. Gerek uluslararası bazı parasal karar ve hareketlerin etkileri, gerekse koalisyon hükümetinin kurulamaması kurların yükselmesine neden olmuştur. Yılbaşından bu yana TL’de, dolara ve Sterlin’e karşı % 21 ve Euro’ya karşı % 12 civarlarında bir değer kaybı olmuştur. Bu tabii ki piyasaları olumsuz etkilemiş, fiyat artışları ve enflasyonu yükseltmektedir. Faizlerin sabit kalması ise sermaye artışları ve iç tasarrufları da olumsuz etkilemektedir.
KKTC’de her türlü döviz geçerli olmakla beraber, en çok fiyat oluşumlarında kullanılan döviz olarak Euro’dan ziyade özellikle dolar ve Sterlin’dir. Dolayısıyla gerek fiyatları gerekse alım gücünü oldukça etkilemiştir.
KKTC’de hükümet değişmiş ve hükümet programına konan yeni prensipler, ilkeler ve öngörülen uygulamalar geniş çaplı önlemleri içermekte olduğu görünmektedir. Bu çerçevede beklenilen acil ve öncelik verilmesi gereken konular, halkın yaşamını kolaylaştırıcı ve iyileştirici önlemlerle uygulamalara başlanması gereğidir. Her konuda zam söylentileri ve açıklamaları, zaten yıllardır sabitlenen maaş ve ücretler ve geliri düşen orta kesim karşısında, gittikçe artan fiyatlarla alım gücü zayıflayarak zorluk çeken halk için, daha da zorlaştırıcı yük algıları, moralleri daha da bozmaktadır. Akaryakıt fiyatları dünya borsalarında yarıya düştüğü halde buna dayalı her emtia ve hizmette pahalılık arttıkça, reaksiyon da artmaktadır. Genelde halkın alım gücü düşerken ekonomide büyüme var iddiaları artık insanları ilgilendirmez olmuştur. Halka yansımayan bir büyümenin de anlamı yoktur. Yatırımlarla ilgili ve hane halkına yönelik insanların günlük hayatlarını kolaylaştıracak ve medeni koşullar yaratacak devlet hizmetlerinde yeni yatırımlar veya yenileme maalesef yoktur. Sosyal hayatı ilgilendiren, tüm çalışanların haklarını koruyan, yatırımcılara kolaylık ve önünü açacak ve istihdamı çoğaltacak yasaların uygulanmasının sağlanmasına ihtiyaç vardır. Uygulamayanlar ve hak ihlalleri her gün basında yer almaktadır. Bunlara icraatlarda öncelik verilmesi gereklidir. Devamlı zamlar dolayısıyla yeteri derecede yüklenilen dolaylı vergilere ve hizmet karşılığı ücretlerle harçlara ağırlık vermekten ziyade, vergi mekanizmasının adaletli çalıştırılması beklenmektedir.
Son günlerde mal mülk konularındaki spekülasyonlar ve çeşitli iddialar da halkı huzursuz etmiştir. Devletin icraatlarına güvensizlik ve geleceğe belirsizlik rüzgârlarını estirmektedir. Bu konularda gerek Cumhurbaşkanlığı’ndan gerekse Yetkililerden endişe edilmemesi konusunda çeşitli açıklamalar yapılmış olmakla beraber, ortaya atılan çeşitli bilgi karmaşası karşısında, tüm halkı ilgilendiren ve mal canın yongasıdır atasözü ile çözüm sürecine etkisi bakımından halkın kuşkularını ve huzursuzluklarını giderici, güvence verecek geniş kapsamlı açıklamalara ihtiyaç olduğu müşahede edilmektedir.




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı