Köşe Yazarları

Siyah ışık

Bir kitap okunurken ya da bir film izlenirken insanın okuduğu veya izlediği hikayenin içine gömülmesi hiçtendir.

Öyle etkileyici film ve romanlar vardır ki, bir rüyanın gerçek mi değil mi ikilemi arasında kalır gibi sersemlemek mümkündür…

Dünyada en çok okunan kitaplar arasında yazarı Lewis Wallace olan Ben-Hur da vardır.

Aynı adla beyaz perdeye aktarılan Ben-Hur filmi en çok Oscar ödülü alan filmdir eğer rekoru bugün oldu kırılmadıysa.

Hikayesi de birçok sahnesi de sarsıcıdır.

Bir arenada yapılan yarışlarda Kıbrıs o dönemler Roma vilayetlerinden olduğu için, Kıbrıslı yarışçılar da vardır.

“Cyprus” adını işitince filme karşı sanki bir aidat duygusu gelişir insanda ama ne alaka denebilir!

Belirtmek istediğimiz bu filmin ya da kitabın konusu falan değil.

Herhangi bir film veya kitabın nasıl etkili olabileceğidir…

Bir zamanlar gazeteler yayınlanmaya başlayıp tefrika halinde hikayeler yayımladıklarında, ortak kitle psikolojisinin doğmasında ya da kitlelerin ortak duygularda bütünleşmesinde etken olmuşlardı.

Kitlelerin aynı hikayeler etrafında aynı duygulara kapılması dünyayı da değiştirebilirdi.

Ne kadar değiştiği günümüze bakarak tartışılabilir.

Hoş en çok basılıp da satılan kitap İncil olduğuna göre, durum henüz vahimdir de denebilir!

Bu çerçevede sinemaların da rolü büyüktü.

İnsanlar yığınlar halinde bir tek veya iki film birden izlemek için sinema salonlarına doluşurlardı.

Bir eğlence olarak başlayan sinemacılıkta beyaz perde zaman zaman ortak öfkelerin, zaman zaman başka duyguların depreşmesine neden oluyordu.

Videolar evlere girip birçok şey gelişeli, o toplu oluşan ortak duygular da darbe almıştır.

Nazi Almanya’sına yönelik yapılan soykırım filmlerinde sinemalara giden toplulukların toplu öfkelerinin görülmesi mümkündü.

Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre” adlı tiyatro eserinin ilk sergilendiği yıllarda izleyicilerin sokaklara taşarak nümayiş yaptıkları da bilinir…

Eskiden meydana gelen ortak duyguların zayıfladığı bir çağdayız.

Herhangi birinin bir mesele karşısında duyduğu duygu ile bir başkasının duyduğu farklı olabiliyor!

Acıma duygusu, hasret duygusu gibi.

Hatta en eski duygulardan olan aşk duygusu gibi.

Bunlar tükendi demiyoruz; en azından yıprandı.

Diyeceğim,

İnsanlık, dönemine göre duygular geliştirebiliyor,

Dönemine göre bunları kaybedebiliyor,

Da, bunlar kaybolurken bugüne kadar olmayan, hissedilmeyen başka duygular belirecek mi insanoğlunda gelecekte?

Ve hangi nedenlerle?

Yoksa bu iş bu kadar mı?

Bu kadarsa,

Victor Hugo’nun ölürken söylediği “Siyah bir ışık görüyorum” sözleri doğru…

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı